Sümüklü Feto, Abdullah Gül ile Bülent Arınç’ı sattı!
Evet, Feto sattı diyorum çünkü Hidayet Karaca gibi ruhunu şeytana satmış bir mankurtun kendi başına bu isimleri satacağını düşünmüyorum!
Zaten Bülent Arınç’ın sosyal medya hesabından yapılan uygunsuz yayın için de aynı şeyi düşünmüştüm!
Muhtemelen Sümüklü Feto, Arınç’tan bir şey yapmasını istemişti. O reddedince de “aha da biz adamı böyle yakarız” tehdidi niyetine “uygunsuz bir sosyal medya paylaşımı” patlak vermişti!
Zaten bu kanaatte olduğum için de Bülent Arınç gibi bana alenen iftira etmiş biri dahi olsa, bu F Tipi şantaj-montaj yöntemleriyle yaşlı bir insanın linç edilmesine müsaade etmemiştim!
Bunu niye mi anlattım?
Hidayet Karaca denen “içlik fetişistinin”, hiç de alakası olmayan bir süreçte bu iki ismi “vahşi arenaya” kurban diye fırlatmasının altında da bir İT yeniği olduğundan kuşkulandığım için!
Peki bayram değiiil, seyran değil…
Bu Hidayet Karaca denen alçak CIA beslemesi ne diye Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ı gömdü?
Birincisi… Hangi dünya görüşünden, mahalleden, siyasi partiden, terör örgütünden olursa olsun… Sıkışınca arkadaşını “satan” şahsiyetsiz, kaypak tiplerden hiç hoşlanmam!
İki… Çevresindeki insanları vaktiyle nasıl yedirip içirdiğini, birlikte nasıl gezip tozduğunu ileride yapacağı pisliklere –suç ortağı- bulmak istediği zaman ortaya döken namertlerden acayip sinir olurum!
Üç… Rezil rüsva olurken, “giderken bari çevremdekileri de gömeyim” üslubu namussuzca bir strateji olarak görürüm…
Dört… “Ay ben battım madem… Alayınızın foyasını ortaya dökerim” üslubunu, değil bir erkeğe, değil bir kadına, değil bir eski arkadaşa… Ancak “vesikalı” fuhuş elemanlarına yakıştırırım!
“Ne o? Oğlu milletvekili olunca Arınç’a karşı düşüncelerin mi değişti?”
Hiç alakası yok… Değişseydi bunu zaten söylerdim. Aslında o uygunsuz yayın ile birlikte “sosyal medyada” kendisine karşı yapılan “linç” hareketine karşı taraf olduğum için en azından bir “özür dilemesini” beklerdim. Benim için de ağlak bir kompozisyon yazmasını mesela…
Lakin kendisini dev aynasında gören bir insanın, böylesi bir travma sonrasında dahi enaniyetinden geri adım atmayacağını öğrendim!
Bu kibirden hakikaten nefret ederim!
Hani çakıl taşları nehrin içinde bir ömür de kalsa bir damla olsun sudan istifade etmezler ya… Yahu bunca sene Reis’in yanında olan, birlikte yürüyen, bu insan o tevazudan, samimiyetten hiç mi nasip almaz?
Nasib işi demek ki.
Hidayet iti, Abdullah Gül’ü de sattı…
Abdullah Gül’ü de ilk ve en sert eleştiren benim lakin…
Bu alçak mankurt “go” dedi diye, hazır elime sağlammm bir malzeme geçmişken, Sümüklü Feto’nun o çamur kalbini soğutup Abdullah Gül’e “e ne işin vardı kahvaltıda” diye soracak değilim!
İnadına sormayacağım Sümüklü Feto!
Belli ki kamuoyunun dikkatini bu iki isme odaklayıp, arkadan başka işler çevireceksin!
Allah’ını seven bu itlerin “yürü” dediği tarafa yürümesin!
Biz işimize bakalım! Reis’i başkan yapacağız daha!