Hepi topu 1100 akademisyen, attıkları hava 300 Spartalı...
Sanki Sur’da hendek eşelemişler...
Kaldırım taşı toplamışlar...
Barikat kurmuşlar...
Evlerinden barklarından olmuşlar...
Molotof atmışlar...
Okulları yağmalamışlar...
Bomba tuzaklamışlar...
Ellerinde keleşle kovboyculuk oynamışlar...
Dünyayı kurtarmışlar...
Devrim yapmışlar...
Yahu hepi topu 1100 akademisyen...
Attıkları hava, 300 Spartalı!
Maksat Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hırlamak ya...
Çökmüşler “hendek” başına...
Terörist ruhu ve Kandil jargonuyla “bildiri” yazmışlar...
Yazık ya, Vallahi yazık...
Siyah beyaz TV dönemlerinde, pazar sineması beklerken Çaykovski kafası yapmaktan idrakleri “error” vermiş atarlı liseliler gibi DHKP-C, MLKP, DEV-SOL romantizmine kapılmışlar...
Yüzünde sivilceler patlayan “ergenus” dönemlerinden kalma adrenalinle, “Yeşil parka” nostaljisi yaparak “bildiri” yazmışlar...
Militan ruhuyla da imzalamışlar tabii...
Bilinçaltında “bastırılmış” Devrimci sol “uktesi” olan kim varsa...
Başbakan Davutoğlu’na “al sana, al sana” diye vurmak isteyen kim varsa...
Cumhurbaşkanı’nı “ısırma” fırsatı yakalayan kim varsa...
Boynunda “Bilderberg tasması” olan kim varsa...
FETÖ kriptosu kim varsa...
Raf ömrü tükenmiş bir Devrimci-Sol holiganlığıyla toplanıp, Cumhurbaşkanı Erdoğan isyanlarını dünyaya duyurmuşlar!
Başları göğe ermiş yani...
Ama bir farkla tabii...
Teröre destek veren 1100 akademisyen varsa, terör karşıtı binlerce akademisyenin “elinin armut toplamayacağını”, 1100 rakamını eze eze bir kontratak yapacaklarını hesaba katmamışlar!
Bildiğin, rezil olmuşlar yani...
Rüsva olmuşlar...
Hani az buçuk terör eylemlerine de değinselerdi...
Putin tasması takan HDP-PKK’nın, eline molotof verdiği, hendek kazdırdığı, taş toplattığı, tecavüz ettikleri çocukların dramından da söz etselerdi...
Keleş zoruyla Kürtlerin evlerine mesken kuran teröristlerin, kadınları, kızları nasıl taciz ettiklerinden de söz etselerdi...
Zorla dağa götürülen “çocuklarını” geri isteyen “acılı anaların çocukları geri verilsin” deselerdi...
Mal bulmuş mağribi gibi Kürtlerin malını, mülkünü talan etmelerine karşı da tepki gösterselerdi...
PKK’nın, camileri yakıp, Kur’an’ları ateşe vererek Kürtlere eziyet etmelerine de karşı da isyan etselerdi...
Kürtleri, kış ortasında evlerini koyup kaçmak zorunda bırakan PKK zulmüne karşı da “evrensel insan hakları” çerçevesinde bir iki satır çiziktirselerdi...
Barikatları yıkın...
Hendekleri kapatın...
Milletin huzurunu kaçırmayın...
Silahları gömün...
Ne derdiniz varsa sivil ve KANSIZ yollarla dile getirin deselerdi...
At gözlüklerini çıkartıp, “bilimsel” olmaya gayret etselerdi...
İdeolojik kinleriyle daraltılmış tek yönlü bir eleştiri metodunu değil, eşit ağırlıklı sosyolojik bir eleştiri metodunu tercih etselerdi...
Hendeklerin, Kandil tarafını da görselerdi yani...
Polis lojmanlarına uzanan kanlı elleri de görselerdi...
Gencecik çocukları “hendeklere gömen” Kandil terörünü kumanda eden “efendilerin”, dansözlü Cihangir eğlencelerinde keyfetmelerini de eleştirselerdi...
Ama yooook...
Ne PKK’nın uyuşturucu trafiğine çıtları çıkar bunların, ne de HDP-PKK’nın Güneydoğu’daki huzuru ve güvenliği alabora etmesine...
Proje HDP-PKK’nın, Putin tasmasıyla millete bu kışı zehir etmesine ses çıkarmazlar...
HDP-PKK’nın, binlerce Kürt esnafı iflas ettirip, açlığa mahkûm etmesine ses çıkarmazlar...
HDP-PKK haraççılarının, “yatırımcıyı” ürkütüp, bölgeyi sefalete sürüklemesine ses çıkarmazlar...
HDP-PKK’nın barajları hedef almasına, havalimanlarını bombalamasına ses çıkarmazlar...
HDP-PKK’nın dağlardaki kadın tecavüzlerine, çocuk istismarına ses çıkarmazlar...
Zira vatan, millet, bayrak, Kuran, İslam gibi kaygıları olmayan, milletin değerlerine zerre kadar saygı duymayan, at gözlüklü, kendine özgür, evrensel insan hakları konusunda en küçük bir hassasiyet taşımayan varlıklardır bunlar...
Dede Korkut’un ifadesiyle “İçerdeki kahpelerdir”, vatan hainleridir, alçak terör destekçileridir, uluslararası istihbaratın “beslemeleridir” bu “uzaktan kumandalı” kuklalar!