• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
Stratrajik Oyunlar
TÜM YAZILARI

Tarikat, hakikat ve cemaat gerçeği (3)

25 Ağustos 2026
A


Ahmet Maranki İletişim: [email protected]

Tarikat, hakikat ve cemaat gerçeği (3)
AHMET MARANKİ

BİZLER MUHABBET TELLALIYIZ! 

HUSUMETE VAKTİMİZ YOKTUR!

Bütün hareketlerinde akıl ve hikmeti esas ittihaz eden, milletin uhuvvet ve muhabbetine fevkalade hassasiyet gösteren, fitnenin kapısını kapamaya hayatı boyunca gayret eden, İslamiyet’in ruhuna hakkıyla nüfuz eden, bu asrın efkâr ve irfanından hakkıyla haberdar olan ve muhabbet fedaisi olduğunu husumete vaktin olmadığını beyan eden Bediüzzaman tarikat ve tasavvufun hizmetlerinden sitayişle bahsetmiştir!

Hatta bazı ehl-i dalalet ve bid’at fırkaların hücumuna karşı onları şiddetle müdafaa etmiştir.

Evet, tarikatlar, tebe-i tabiinden sonra bin yıla yakın İslam’a kemaliyle hizmet ettiler. Onların kurdukları tekke ve hangâhlar birer daru’l-irfandı ve İslam dininin en metin ve en sağlam istinatgâhlarıydı. Ubudiyet, incelikleriyle buralarda yaşanırdı. İhlas, sadakat, takva gibi necip hisler buralarda inkişaf ederdi. Bu zaviyeler cidden birer merkez-i feyz ve marifetti. Dinin hikmet ve faziletleri buralarda talim edilerek, cehaletle ölmüş olan kalp ve gönüller, ilim, irfan, marifet suyu ile hayatlandı. İnsani seciyelerin temelleri buralarda talim edilirdi. 

Şeriatın ruhuna uymayan, İslamî itikada ters düşen bid’atlerden şiddetle kaçınılır, İslam’ın getirdiği ilahi hükümlere zarar verecek, insanları dalalete sürükleyecek hurafe ve safsatalardan içtinap edilirdi. Bu feyiz membalarında gayret ve azamet ruhu o derece ihya olundu ki; ilim ve kemalattan mahrum tembel insanlara bedel, milletin maddî-manevi tekâmülüne ve saadetine hizmet eden mürşidler yetiştirildi. Bu sayede akıl almaz hizmetler icra edildi. İlim ve fazilet ile temeyyüz etmiş zatlar, İslam âleminin her tarafını sardı. 



ALLAH YOLUNDA OLANLAR!

Mezopotamya’da Abdulkadir Geylanî, Ahmed-i Rufai, Afrika’da Ahmed-i Bedevî, Şazelî, 

Anadolu’da Mevlâna, Maveraünnehir’de Şah-ı Nakşibendi ve Ahmet’i Yesevî ..Vesaire gibi birçok kudretli ve necib simalar yetişip, bu ümmetin irşadına vesile oldular.

Bediüzzaman asrın bu elleme’lerin pek çoğundan ilham aldı ilim tedris etti!


Kur’an’ın bir manada tefsiri olan iman hakikatlerini anlatan Risale-i Nur külliyatındaki eserlerinde bu âlimlerin ilimlerinden istifade etti!

DELALET!

İLİM VE FENDEN GELİYOR..!

 “Bilirsiniz ki; eğer dalâlet cehaletten gelse izalesi kolaydır. Fakat dalâlet, fenden ve ilimden gelse, izalesi müşküldür. Eski zamanda ikinci kısım, binde bir bulunuyordu. Bulunanlardan ancak binden biri irşad ile yola gelebilirdi. Çünkü öyleler kendilerini beğeniyorlar; hem bilmiyorlar, hem kendilerini bilir zannediyorlar. Cenab-ı Hak şu zamanda, i’caz-ı Kur’an’ın mânevî lemaatından olan mâlum Sözler’i, şu dalalet zındıkasına bir tiryak hâsiyetini vermiş tasavvurundayım.” RNK-Beşinci Mektup

“Risale-i Nur; ibadet yerinde, ilim içinde hakikata bir yol açmış; sülûk ve evrad yerinde, mantıkî bürhanlarla ilmî hüccetler içinde hakikat-ül hakaika yol açmış ve ilm-i tasavvuf ve tarikat yerinde, doğrudan doğruya ilm-i kelam içinde ve ilm-i akide ve usulü’d-Din içinde bir velâyet-i kübra yolunu açmış.” RNK-Emirdağ Lahikası-I, 53. Mektup


 BATILI FEYLESOFLARIN 


ÇÖZEMEDİKLERİNİ ÇÖZMÜŞTÜR!

Bediüzzaman Hazretleri bu hizmetiyle, yani delil ve bürhan, fesahat ve belağat kılıçları ile muarızlara karşı durup, İslam’a cephe alan mütecavizleri defetti. Yıllardan beri birikmiş esrarengiz sualleri vuzuha kavuşturdu. Mesela, İbn-i Sina, Farabî, Eflatun ve Aristo gibi dâhi hükemanın bile hakkıyla içinden çıkamadıkları, haşr-i cismanînin ispatı, küllî ve cüz’î irade meselesi, insanın kâinatla olan münasebeti, kader ve kaza gibi derin mevzuları akıllara güneş gibi gösterdi. Böylece, dalalete düşen ve azim bir felaket ile karşı karşıya kalan gençlerin imanlarını, iffetlerini ve haysiyetlerini kurtarmaya muvaffak oldu.

Şöyle ki;

Tekke, zaviye ve medreseler kapatılmış, her türlü dinî tedrisat yasak edilmiş, Kur’an okuyup okutanlar takibat altına alınmışlardı. Batı kaynaklı menfi cereyanlar meydana çıkarak, bu necib milletin imanına ve vicdanına hücum ediyor, milli ve dini ahlakının kapıları sımsıkı kapatılmıştı. Avrupa’ya tahsil için gönderilen gençler materyalist felsefenin tesirinde kalarak oradan ilim, irfan ve teknoloji yerine; şüphe, tereddüt ve inkâr getirmişlerdi. Artık hariçten gelen menfi cereyanlar ve ideolojilere karşı kapılar ardına kadar açılmıştı. Yetişen nesil, mukaddesatına, tarihine, öz kültürüne karşı yabancılaşmış, dinî ve millî seciyelerini muhafaza ve müdafaa etmek istidadını bütün bütün kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmıştı. 


Az zaman içerisinde cehalet bulutları afâkı kaplamıştı. Maneviyat ve mukaddesat düşmanları yekvücut olmuşlar ve cemaat hâlinde bütün müesseseleriyle, İslam’a karşı hücuma geçmişlerdi.

Bu asırda ikinci dehşetli hal: Eski zamanda küfr-ü mutlak ve fenden gelen dalâletler ve küfr-ü inadîden gelen temerrüd bu zamana nisbeten pek az idi. Onun için, eski İslâm muhakkiklerinin dersleri, hüccetleri o zamanlarda tam kâfi olurdu. Küfr-ü meşkuku çabuk izale ederlerdi. Allah’a iman umumî olduğundan, Allah’ı tanıttırmakla ve cehennem azabını ihtar etmekle çokları sefahetlerden, dalâletlerden vazgeçebilirlerdi.” RNK-Hutbe-i Şamiye

Risale-i Nur külliyatının ilim ve fen noktasındaki bu gerçekleri mutlaka MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ bütün TEDRİS sisteminde öğretilerek; belli bir plan dahilinde ikinci Türkiye yüzyılının geleceğimiz olan insanımıza ve bilhassa gençlerine TAKLİDİ İMANDAN KURTULARAK, TAHKİKİ IMANA GEÇMELERİ SAĞLANMALIDIR!

Kur’an, sünnet ve Ehlisünnet âlimlerinin görüşleri ile devam edecek..!

WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 05302000096

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23