Anadolu İzlenimleri (1)
Anadolu İzlenimleri (1)
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Anadolu tabiri artık sanki eskidi gibi. Eskiden Anadolu denilince; gurbet ve hasret kelimeleri akla gelirdi. Göç, vedalar, kavuşmalar gelir ve her birisinin ayrı bir güzelliği vardı.
Şimdi artık o özellikler kalmadı. Ses hızıyla yarışan ve bu duyguları asla hissettirmeyen ve yaşatmayan teknolojinin haz ve hızına teslim olduk.
Ayrıca ulaşım araçları öyle modernleşti ki; evden eve, komşudan komşuya gidilir hale gelindi. Ulaşımın da yolculuğun da kendine has tadı kalmadı.
Tabii bütün bu özellikler içerisinde insanlığımız da kayboldu. Artık ziyaret gibi hasret gibi buluşma, tanışma, görüşme gibi insanı imar eden iyilik merkezli duygular da zayıfladı.
İstanbul, Ankara veya İzmir’in, Bursa’nın bir semtinden başka bir semtine gidilmiş gibi olundu ve aslında neyi arayıp bulmak istediğimiz bile birbirine karıştı.
Bu kadar olumsuz başlanan bir seyahat izlenimi olur mu? Elbet olmaz ama inanın şöyle bir oturup düşündüğümüzde, “Evet oluyormuş, hakikaten de böyleyiz” dersiniz.
Gurbet ve kavuşma hissiyatı, insanların birbirlerine olan özlemini taşır. Sevgi ve muhabbet, gurbet ve kavuşmanın yoldaşıdır ve insanlar bu duyguları yaşadıkça, birbirlerini sever ve sahiplenirler.
Şimdi öyle mi? İnsanlar birbirlerini özlemeye bile fırsat bulamıyorlar.
-“Çok özledim, göresim geldi, neredesin yahu bir uğra” ifadelerini, yüzümüzdeki sahteliği göstermemek için sesimize yükler olduk ama o riyakârlık da anlaşılır oldu.
Görüntülü aramalarda da aynı sahtelik var ve kimse kimsenin yüzüne karşı söyleyemiyor lakin ardından neler denildiğini yaşayanlar bilir.
*
İnatçı biri değilim ama inatla, yukarıda yazdıklarıma muhalefet etmek için tam aksini yapmaya çalışıyor, Trakya’dan Anadolu’ya kadar gittiğim yerlerde, modernitenin tuzağına düşmeden insanlarla hemhal olmaya çalışıyorum.
Büyük şehirlerdeki sahtelikten uzaklaşıyor, insan olduğumu hatırlıyorum. İster inanın ister inanmayın, öyle sahte ilişkiler içerisindeyiz ki, birçok yerde sahtekârlığımız anlaşılmasın diye dini değerleri bile sos olarak kullanıyoruz.
Bu hale Anadolu’da da şahit oluyorum ama yine de bardağın dolu tarafına bakmaya, insan olmaya ve insan kalmaya çalışarak, böylelerini bulmaya gayret ediyorum.
Meramımı bir Ankara türküsünün şu sözleriyle anlatayım da kaş yaparken göz çıkarmadan, Anadolu seyahatlerimi paylaşmaya devam edelim.
Sözleri, Ankara’nın şairlerinden Yağcıoğlu Fehmi Efe’ye ait olan ve Rıfat Balaban’ın derlediği türkünün sözleri şöyle:
Asalet bir altın idi pul oldu
Türlü türlü bedenlere çul oldu
İmanın yolu keseden geçeli
Kimi pula kimi kula kul oldu.
*
Kim biliyor ilim ile irfanı,
Hamiyeti vicdanı vatanı,
Endamın güzel, kesen doluysa
Sensin herkesin beyi sultanı…
*
İşte tam da bu devirdeyiz. Türkünün sözleri üzerine açıklamada bulunmak fazlalık olur. Dili de sözü de yormayalım.