--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Çok şükür

İdris Günaydın
İdris Günaydın
16

 

Her insanın bir ideali vardır. Kimi ulaşır kimi ulaşamaz. Bazılarına ulaşır bazılarına ulaşamaz.

Benim de Kızıl Elmam, gaye-i mühimim ulusal bir gazetede yazmaktı. Nihayet buna muvaffak oldum. Akit Gazetesinde haftada üç gün; Pazartesi, Çarşamba ve Cuma… yazı yazacağım.

Bugün Cuma… Bugün mübarek gün. Bugün Peygamberimizin ifadesiyle ‘fakirlerin haccı, müminlerin bayramı…’

Ve benim ilk köşe yazımın yayınlandığı gün…

Bu vesile ile Akit adlı Hak davanın topçusu görevini üstlenen bu gazetenin sahibi merhum Mustafa Karahasanoğlu Beye Rabbimin merhamet ve himmetini niyaz ediyorum.

Sayın Ali İhsan Karahasanoğlu Beye, bana böyle heyecan verici teklifinden ötürü teşekkür ediyorum.

Rabbimden Akit Gazetesinin temsil ettiği Hak Davanın cihanşümul bir efkârca kabul edilmesini diliyorum.

Yazar kadrosu üstadlarımı ve Akit çalışanlarını da  Allah’ın selamıyla selamlıyorum.

Bendeniz Giresun’un bir dağ köyünde doğmuş, çok zor şartlar altında okumuş ve nihayet öğretmen olmuş… Memlekete, milletimizin evlatlarına uzun yıllar öğretmenlik yapmış, nihayet emekli olmuş bir kimseyim.

İnsana ve insanlığa hizmeti kafanıza koymuşsanız, gönlünüze asmışsanız, hedefinize almışsanız ne eder eder bir yol bulur, hizmetinizi yaparsınız.

Ben yazı, şiir ve hikaye yazarak katkıda sunma yolunu seçtim.

“Müsademe-i efkardan barika-i hakikatler çıkar.” Yani fikirlerin çarpışmasından hakikatlerin kıvılcımları neşet eder.

Keşke herkes medeni ölçüler içinde tartışabilse. Tartışabilmek için, önce düşünse!

Akşam eleştiri, sabah eleştiri… Eleştiri tatmin etmeyince küfür, sövme… Hatta, o da tatmin etmeyince “ben bu ülkede durmam” deyip kaçmalar…

Ne oluyor?

Niçin böyle oluyor kardeşim?

Sen düşünmek için benden ben de senden izin almak zorunda değiliz! 

Düşündüğünü söylemek için de…

Bu asabiyet, bu karamsarlık nedir?

İşte değerli okuyucu! Giresun’un bir dağ köyü olan ve Sultan Abdülhamit Han’ın adını taşıyan Hamidiye Köyünden çıkan bir garip kul memleketimizde hak davanın taarruz takımı bir gazetede inşallah bundan böyle haftada üç gün yazacak.

Çok şükür! Çok şükür!

Bazen beğeneceksiniz, bazen eleştireceksiniz… Makul ve seviyeli eleştiriye her zaman muhtacız.

Rabbim okuyucularıma sağlıklı, imanca bir ömür nasip etsin.

Milletime zılal, devletime zeval vermesin.

İnsanlığın kuruyan vicdanı, pembeleşen merhameti, solan adaletine karşılık, dünyanın yeniden o vicdanla, merhametle, adaletle, şahsiyetle buluşması için Müslüman Türkiye’yi baş eylesin. Güçlü kılsın.

Zira Kerbela’da şehit olan Hz. Hüseyin, Hz. Zeynep nasıl ki vicdanımızın bir yarası ise, tuzlu su içinde boğulan Aylan bebekler de gönlümüzün katmerli yarasıdır.

Orada aranan vicdan ile bugün aranan vicdan aynıdır.

Vesselam.

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle