2023’ün ilk masalı: Zurnanın deliği
Cemal, Zülal, Veli, Mehmet, Kemmel ve Gültiken takımın bozulan zurnasını tamir için toplanmışlar. Zurnayı yeniden yapmaya karar vermişler.
Bir yılı aşkın zurnanın boyunu, çapını, rengini tartışmışlar.
Günler geçiyormuş lakin bir türlü deliklere sıra gelmiyormuş.
Haftalar geçiyor bir türlü ucundaki kamışa sıra gelmiyormuş.
Aylar geçiyor zurnacının başparmağını koyup kapatacağı deliğin yeri belirlenemiyomuş.
Halk dışarıda hararetle bekliyor, Cemal, Zülal, Veli, Mehmet, Kemmel ve Gültiken toplantı üstüne toplantı yapıyormuş.
Birinci toplantıdan sonra Cemal bir açıklama yapmış: “Aziz vatandaşlarım! Göreceksiniz zurnamız öyle ötecek ki; bazılarınız uyuyacak, bazılarınız ta uzaklardan duyacak. Şimdi zurnamızın hangi ağaçtan yapılacağını tartıştık. Bekleyin.”
Millette bir heyecan bir telaş… Bir sevinç, bir umut…
İkinci toplantı yapılmış. Halk yine umutlu bir bekleyiş içinde.
Toplantı uzuuun sürmüş.
Toplantı sonrası Zülal açıklama yapmış: “Aziz vatandaşlarım! Zurnayı yapmasına yapacağız da kim öttürecek? Hiçbirimiz daha önce zurna öttürmedik. İki tecrübeli arkadaş var. Biri ülkemizin eski başkentini yönetiyor öbürü yeni başkentini. Böyle iki tecrübeli varken…”
Halk bakmış ki daha zurna yapılmaya başlanmamış bile…
Kimileri hırsından yere tükürmüş, kimileri de o tükürükleri çiğnemiş… Ayrılmışlar…
Halkta yarı umut, çeyrek umutsuzluk oluşmaya başlamış. Bir kısmı da susmayı tercih eder olmuş…
Üçüncü toplantıya gelen halkın bir kısmı ellerinde yağlı paçavrayla gelmeye başlamışlar. Toplantıda yine boş çekilirse paçavraları yakıp toplantının yapıldığı binaya atmak için.
Toplantı her zamanki gibi uzun mu uzun sürmüş. Bitince Veli bir konuşma yapmış: “Arkadaşlar! Mesele zurnanın kimin tarafından öttürüleceği değil nasıl öttürüleceği? Onu tartıştık bu toplantımızda. Çok verimli oldu lakin daha konuşmamız gerekenler var…”
Halk kükreyip küfretmeye başlamış. Başka çare arayanlar olmuş.
Halkın önemli bir bölümü de “sizden zurna değil mızıka bile çıkmaz” diyerek oradan uzaklaşmışlar.
Bu altı kafadar zurna yapmaya çalışa dursun bir yedinci kişi ikide bir aralarına girip; zurna için aradığınız ağaç benim ormanımda bulunur ha; bedelini isterim” deyip tehdit ediyormuş.
Aylar sonra dördüncü toplantıyı yapmışlar. Uzun mu uzun…
Toplantı bitmiş, Mehmet bir konuşma yapmış: “Sevgili vatandaşlarımız! Merak etmeyiniz. Eğer delikleri bir delebilsek, hele bir de başparmağın deliğinin yerini bulabilsek hiç merak etmeyin. Zurnanın üst yüzündeki deliğe bir parmak bir parmak hepimiz basacağız. Arka yüzdeki tek deliğe ise reis parmak basacak. Ona önemli gösterilerde tek başına öttürme yetkisi vermeyeceğiz.”
Dinleyen yandaşlar küplere binmeye başlamışlar. Küpe binmek çare olmayınca tüplere binmeye başlamışlar.
Yedinci kişi yine aralarına girip “Yapacağınız zurnanın ağacı benim ormanda ha!... Hakkımı misliyle isterim. Aklınızı başınıza alın!!”
Derken bir toplantı daha tertip etmişler. Bu toplantının yapıldığı binanın önüne fazla adam toplanmamış ama yine de gelenler olmuş. Çook uzun toplantıdan sonra Kemmel bir konuşma yapmış: “Kıymetli kardeşlerim! Bu günkü toplantımızda “zurnada peşrev olmaz” diyen diktatörü devirirsek, bundan sonra zurnada peşrev yapmaya karar verdik. İnşaallah zurna bundan sonra peşrevsiz olmayacak.”
Halktan biri bağırmış: Deliğin yerini buldunuz mu deliğin?
Kemmel gayet soğukkanlı cevap vermiş: “Zurnanın ağacını bulalım, bir yapalım, hiç şüpheniz olmasın deliği de deliğe parmak basanı da bulacağız.”
Toplanan halk “aaaaa” diye bağırmış. Yav seçim yaklaştı, bunlar hâlâ zurnayı yapmamışlar.
Yedinci kişi halkın arasından bağırmış bu sefer: “Yav, sizin zurnanın ağacı bizim ormanda. Boşuna başka yerde ağaç aramayın. Bir an önce teklifimizi kabul edin de ağacı kesin. Ederini hemen isteriz haa!”
Öbür mahalleden davul, zurna, trampet, kemençe sesleri gökyüzünü yırtarcasına gürül gürül geliyormuş. Horon, halay, Kafkas oyunları o biçim.
Bu yanda umutlar tükenmeye başlamış. Halk birer ikişer “Bunlardan bi cacık olacağı yok. Hâlâ zurnanın ne kendisi ne deliği var ortada! En iyisi gidip öbür mahalledeki şenliği olsun kaçırmayalım” demeye başlamışlar.
O ara Zülal ile Cemal arasına bir ikilik girmiş. Konu ise eski başkentin zurnacısı içinmiş. Cemal; “Kimse benden daha iyi zurna çalamaz. Bu böyle biline. Eski başkentin başındaki zat zurnacı değil mızıkacı. Herkes haddini bilsin!” diye bağırmış.
Derken tekrar uzun mu uzun, kapsamlı mı kapsamlı bir toplantı yapmışlar. Toplantı bitmiş. Gültiken bir konuşma yapmış: “Ey ahali! Bu gün çok önemli bir mesafe aldık. Nihayet “zurnanın ‘zırt’ dediği yeri tespit ettik. Artık gerisi kolay. Bundan sonrasını umutla bekleyin” demiş.
Halktan biri bağırmış: “Neymiş zurnanın zırt dediği şey?”
Gültiken cevap vermiş: “Bindik bi alamete, gidiyoz felakete…”
“Bu kadar mı” diye sormuş başka biri.
Hayır demiş Gültiken: “Yapamadık zurnayı, ettik ettik zırvayı… Böyle giderse yutacağız zokayı.”
Yedinci kişi oradan yine kafasını uzatmış:
“Kenar bir yerde durdum,
Vurdum gözden Turnayı.
Yanınızda oturdum,
Haydi çalın zurnayı!.”
Masalımız burada bitmedi çocuklar. Hepinize iyi uykular. Vesselam.