--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Zulfazıl, Solfasıl, Solfasol tekrar Zulfazıl

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
3

 

Bu vatanın İslam toprakları olmasını ve milletimizin Müslümanlığını bir türlü içlerine sindiremeyenlerden milletimiz çok çekti, hâlâ da inatlarını sürdürmektedirler.

Bilinçaltlarındaki gizli sömürge olma bağımlılığından kurtulamayan bu güruh, üzerinde yaşadığı-barındığı-beslendiği-çalıştığı ülkesine ve milletine yabancı kalarak siyaset yapmakta ve kendilerince, millete-devlete düzen vermeye yeltenmektedirler.

Geçmişte dilimize darbe vurulmuş, dinimize darbe vurulmuş, isimlerimize ve soy isimlerimize bile müdahale edilmiş ve insanlar, şecerelerini ve aile bağlarını korumak için aile unvanlarını soyisim olarak dâhi nüfuslarına kaydettirememişler, devrin yöneticileri baskı ile kendi istedikleri soyadları vermişlerdir.

Bu kadar mı? Hayır! Kadim şehirlerimizin, ilçelerimizin, köylerimizin isimleri de değiştirilmiştir. Ne adına yapılmıştır dersiniz?

Yer kürede ilk defa kendi devletini, kendi medeniyetini kendisi kuran ve asla ne sömüren ne de sömürttüren milletimizi; tarihinden-inancından-örf-adet-geleneklerinden ve bu hasletlere duyduğu aidiyetlerinden, uzaklaştırmak ve yabancılaştırmak için denilebilir. Geçelim.

Altındağ Belediyesi Başkanı Asım Balcı, belediye encümen kararı ve valiliğin onayı ile ilçe sınırları içerisinde yer alan Ankara’nın en eski yerleşim yerlerinden “Solfasol” mahallesine, eski isminin iadesini sağlamış, iadeyi itibarda bulunmuştur.

İlk ismi “Zulfazıl” olan “Solfasol”, Selçuklular devrinde; ticaret, güvenlik ve eğitim amaçlı şehir giriş ve çıkışlarına konuşlandırılan tekke ve zaviye mahalli iken, zaman içerisinde göçlerle köye dönüşen, şimdi ise küçük bir ilçe kadar büyük olan “Zulfazıl” ismi neden “Solfasol” olmuştur?

Ankara’nın tarihine, kültürüne, sanatına velhasıl her hususuna tam vakıf olan mütefekkirimiz D. Mehmet Doğan, Osmanlı arşiv kayıtlarında “Zulfazıl” ismi yer almakla birlikte, bazı kayıtlarda “Solfasıl” olarak da geçtiğini söylemektedir.

Zatımın çocukluk ve gençlik dönemlerinin bir bölümü o mahalde geçmiştir. Ankara’da ilk duyduğum isim, Hacı Bayram Hz.lerinin adıdır ve “Zulfazıl” ile birlikte “Solfasıl” ismidir.

Solfasol adına ne zaman dönüştüğünü bilmiyorum ama 1970’lerin sonuna doğru Solfasıl civarında sol akımların hemen her türlüsü konuşlandırılmıştı ve bunların ekseriyeti de Ankara Belediyesinde çalışırdı.

Gündüz belediyede özellikle de EGO’da namaz kılanları fişlerler ve döverler, geceleri de olaylar çıkarır, Disk’in eylemlerine katılırlardı. Sanırım isim o yıllarda belediye tarafından değiştirilmiş olabilir.

Bugün sadece resmi yazışmalarda “Solfasol” ismi geçse de insanlarımızın dilinde “Solfasıl” adı halen devam etmektedir.

Şahsımın hatırladığı yıllardaki Hacı Bayram Hz.lerini doğduğu ev ve yakınındaki mescid, harap haldeydi ve çevresi oldukça berbattı.

Altındağ Belediyesi şimdi oraya muhteşem bir külliye inşa etmiş. Hacı Bayram Hz.lerinin evini ve camiyi onarmakla birlikte çevre düzenlemesi bitmek üzere imiş.

Ezcümle:

Tarihe, kültüre, medeniyete, emanete sahip çıkmak, ancak samimi bir inanç ve gayretle mümkündür. Başta Ankara Valimiz Vasip Şahin olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürler.

 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Okur

6 Eylül 2023 09:20

Örf, töre ve adet neden hep olumlu kabul edilir anlaşılır değil. Toplumlar geçmişten getirdikleri bazı subjektif yanlarını yeni yaşamlatına aktatırlar. Kan davası bir töredir. Berdel bir adettir. Ölen kardeşinin eşini eş olarak küçük kardeşe mecbur kılan gelenektir Kültür toplumların süreç içinde biriktirdikleri yaşam ekinleridir. Bunların zaman içinde olumluları yaşatılır, olumsuzları yaşanılan yer, üretim biçimi, bölüşüm biçimi değiştikçe değişir. Din bu olumsuz adet, töre, gelenekleri ortadan kaldırmada dinin özü kavrandıkça -daha iyi anlaşıldıkça ortadan kaldırır. Dini aktarmayı elinde bulunduran dinle adları dini kendi, çevresi, partisi çıkarları için araç kıldıkça insanlığın zararına olan adet, gelenek, yörede sürer gider. Çünkü dini alimleri siyasete angaje oldukça toplumsal üzerinde etkileri azalır. En büyük zararı da dine verirler. Yozlaşma da- din insanlarının- önderlerinin bilmeden etkileri çok fazladır. Dini adamları zenginleştikçe gençlerin dinden soğumaları artmaktadır. Biriktirmek haramdır deyip holdingleşenler kim üzerinde etkili olabilirler ki. Malınız sınavınızdır diyen dinin, ateşinizi burdan götüreceksiniz diyerek ne yapılacağını da emretmiştir. Adet, töre, gelenekçilik atalar kültçülüğüdür ki reddedilmiştir.

ADİL

6 Eylül 2023 09:11

EVET HOCAM BİZLERDE TARİHİMİZE ASLIMIZA SAHİP ÇIKAN HERKESE CANI GÖNÜLDEN TEŞEKKÜR EDİYORUZ

Yasar

6 Eylül 2023 05:43

Darisi etimesgut a chp danıştaya itiraz eder.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle