--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yürüyenler ve Tökezleyenler

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Dışişleri eski bakanlarından Kamran İnan hatıralarında şöyle bir not düşer:

Osmanlı Devleti duraklama dönemine girdiği günlerde, Batı’da bir tabir geliştirildi. Larousse’a da geçti.

“Tete de Turc-Türk Kafası”. Yani ‘gelenin gidenin vurduğu bir kafa’.

Evet, Osmanlı Devleti’ni o günlerde Batı’ya kul etmeye kalkanların, aynı nutfeye sahip takipçileri, atalarının izinden giderek şimdi de aynı şeyi yapmak istemekteler.

Yalnız o zihniyetler çoktan yer ile yeksan oldu. Tarihinde görülmemiş bir şekilde abluka altına alınmak istenilen Türkiye, dimdik yoluna devam etmektedir.

Anadolu’muzda güzel bir deyiş vardır. “İt ürür kervan yürür” derler. Öyle gelenin gidenin kafasına vuracağı bir Türkiye yok artık.

Batılı sapkın Haçlıların, her gece kinle yatıp kinle uyandıkları ve onların içimizdeki kullarının, bütün şeytani ihanetlerine rağmen yürüyen bir Türkiye var.

¥

Mesela aklıselim sahibi bütün bir dünya insanlığının takdirle karşıladığı ve hayretlerini dile getirdiği Avrasya Tüneli’nin açılışı sadece iç-dış ihanet cephesi tarafından görülmedi.

Önceki gün de Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneli açıldı. Ilgaz Dağı’nın geçilmezliği aşıldı ve yıllardır o dağı tırmananların yorgunluğuna, bıkkınlığına son verildi.

İşte memlekete ve insanına hizmetin yürüyüşü bu demektir. Böyle bir yürüyüşü durdurmak, köstek olmak, görmezden gelmek, nesebi temizlerin işi olamaz.

¥

Ürüyenlerle yürüyenlerin farkını görebilmek için öncelikle bir insanın kendisini bu topraklara ait hissetmesi, aidiyet duygusuna sahip olması gerekir.

Aidiyet duygusu insanda, öncelikle helal ve besmeleli bir yetişme ile ahlak ister. Sonra bu ahlaka dayalı olarak; namus, şeref, haysiyet ve onur ister.

Onurlu her insanımız, tüm engellere rağmen ilerleyen ve büyüyen Türkiye’yi görmektedir.

Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, “Bir tarafta İstiklal mücadelesi vereceksiniz, bir taraftan da durmadan ülkeye hizmet edeceksiniz”.

Böyle bir hakikate dünyanın hangi memleketinde şahit olunmaktadır.

Hamdolsun, gelenin gidenin kafasına vurduğu bir Türkiye’den öte dünyadaki tüm haksızlıklara “dur” diyen bir devlet olduk.

¥

Ülke olarak en acı yıllarımız Batı’ya yamanmakla geçti. Sığınmacı memleket konumuna gelmemizden dolayı omzumuzdan inmediler.

Siyasi tarihimiz boyunca “Acaba Avrupa ne der” diye haysiyetsiz bir aşağılık duygusuyla, kendi öz kaynaklarımızla dahi ilerlememize müsaade edilmedi.

Şimdi ise içerden ve dışarıdan gelen her çeşit tehdit, tahrik, terör ve benzeri engellere rağmen, kervan yoluna gitmekte.

Tarihi geçmişiyle, kültürüyle, sanatıyla yeniden buluşan, barışan, kaynaşan, bundan da ötesi, “millet-devlet” bütünleşmesi hayata geçen ülkemizde özgürce yaşamaktayız.

Böyle bir Türkiye, elbette topraklarımıza ve milletimize düşman olanların hedefinde olacaktır ve kiralandıkları yerlere hizmet edeceklerdir.

Genel geçer kuraldır. İyilerin olduğu yerde kötüler olacaktır, insanın olduğu yerde şeytanlar olacaktır. Sonuçta ise “iyiler kazanacaktır”. 

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle