Yol üstü tezgâhları
“Bir insan”! Nerede, nasıl ve hangi şartlarda yaşarsa yaşasın, eğer istek ve arzularını kendisinden başkasını yok sayarak gidermeye çalışıyorsa, bu kimseler, çevresindeki herkese zarar verdikleri gibi eninde sonunda mutlaka kendilerine de zarar verirler.
Anadolu insanı “erdem sahibidir” “irfan sahibidir” gibi kavramları en çok dile getirenlerden birisi şahsımdır.
Elbet ifadelerim her insanı kapsamaz. İyilikler-güzellikler çoğalsın diye mümkün mertebe erdem ve irfan sahiplerini anlatmaya çalışırım.
Lakin her vakitte böyle olmuyor. Art niyetlilere bir şey diyemezsek de onlara aldananları bari uyaralım diye düşünmekteyim.
Şimdi aklıma geliverdi, yıllar önce Arnavutluk’ta yaşadığım bir hadiseyi anlatıp meramıma geçeyim.
Arnavutluk’un başkenti Tiran’dan, Elbasan şehrine gidiyordum. Eskiden beri âdetimdir, ihtiyacım olsa da olmasa da yol üzerinde satış yapanlardan alışveriş ederim.
Elbasan’a giderken de fakir köylerden geçiyorduk ve yol kenarında oldukça yaşlı iki teyze domates ve incir satıyordu.
Durup yanlarına vardık, incirin ve domatesin fiyatını sorup aldık. Giderken de “Helal edin” dedik. Ablalar yüzümüze uzun uzun baktı ve arkamızdan “Helal, helal” diye bağırdı.
Teyzelerin tavırları dikkatimizi çekti, geri dönüp, hayretlerini sorduk. Dediler ki;
-“Biz bu kelimeyi duymayalı 60-70 yıl oldu. Bu kadar sene sonra duyunca şaşırdık, helal kayboldu haram çoğaldı”.
Bugüne dönelim.
•
Artık eskisi gibi yol güzergâhlarından alışveriş etmiyorum. İşin suyunu çıkardılar. Adam köylü değil ama köyden traktör bulup, yolun üzerine koymuş, şehir halinden de malzemeyi getirmiş, köy ürünü diye satıyor.
Çok kazanma hırsı, helali unutup haramı şahlandırmış. Yol kenarlarındaki esnaf kazansın diye durduğunuzda, siz almak istediğiniz ürünlere bakarken, satıcıda size ve aracınıza bakmakta. Kıyafetiniz, konuşma biçiminiz ve arabanız kallavi ise fiyat değişmekte.
Eğer orta halli biri ve yüklü alışveriş etmeyeceğiniz de belliyse fiyat farklılaşmakta. Uzatmayayım, şimdiye kadar aldanmadığım alışverişim olmadı. Artık pes ettim.
•
Bir de “köy kahvaltısı” masalı var ki ne desem bilmem. Köy kahvaltısı diye sunulan ürünlerin hemen hepsi, el emeği göz nuru falan değil. Büyük marketlerden alınan markalı markasız fason ürünler.
Tamah ve hırs, maalesef değer yargılarımızı alt üst etmiş vaziyette. Tamahın ve hırsın girdiği yerden insaf ve vicdan çıkarmış.
Bu hususta sözü erenlere bırakalım:
-“Tamah ve hırs, insandaki kibri uyandırır, zevke, sefaya, harama gark eder”.
-“Tamah ve hırs sahiplerine ‘Hakkı’ söyleseniz, size öfkelenir, “Batılı” sever ve sahiplenir. Garez ve dedikodu ile sizi sürekli kötüler, kötülettirir”.
-“Tamah kulağa hakikati duyurmaz, öteki âlemi unutturur, gönlü ve gözü karartır”.
•
Ezcümle:
Allah için söyleyelim:
Bugüne kadar aldatıp da bir şekilde bedelini ödemeyen kimse biliyor musunuz?







