Vicdanın sesini örtmek
Akıl gibi büyük bir nimet, sadece insanoğluna bahşedilmiştir. “Niye yaratıldığını anlasın, idrak etsin” diye.
Vicdan duygusu ise akla hakem ve emniyet unsuru olarak ikram edilmiştir. Akıl ile vicdanı birlikte kullanabilenlere, her iki dünyada da büyük müjdeler ve nimetler vardır.
Sadettin Ökten hoca, vicdanın sesini örtme hususunda şunları söyler:
- “Modern insan vicdanının sesini örtmek ister. Vicdan akşamları harekete geçer. ‘Gün bitti, sen ne yaptın?’ diye sorar.
Modern insan bu soruları bastırmak ve unutmak için vesileler arar. İnsan var olmak zorundadır ve gerçek manada var olmanın peşine düşmelidir”.
•
Evet aksakallar da buyurur ki:
- “İnsan en kolay yalanı kendi nefsine karşı söyler”. Sanırım vicdanımızın sesini örten hususlardan birisi de kendi nefsimize söylediğimiz yalanlardır.
İmtihan sözcüğünü unuttuk. Hırs ve tamah fırtınası açık yahut gizli her yanımızı sarmış, ruhumuzu-bedenimizi ablukası altına almış vaziyette!
Bu nefsani esaretten kurtulmak için çaba harcamak yerine, vicdanlarımızın sesini susturmayı ve örtmeyi yeğledik ve yeğlemekteyiz.
Sahip olduğumuz ve olacağımız her şeyin bir emanet olduğunu da hatırlamaz olduk. Elimizden gideceğine inanmaya bile tahammül edemez haldeyiz.
Oysa hani her ‘An’ımız bir emanetti. Hayatımız bir emanetti. Hani emanetin kulpu yuka olurdu da sahip çıkamazsak, yarın huzuru mahşerde yüzümüz kara çıkardı.
Peki, ne oldu bütün bu hassasiyetlerimize? Sorunun cevabını ne ben verebilirim ne de kimseden beklemekteyim. Çünkü nefsimize yalan söyleyeceğimizden korkarım.
Emanet üzerine sözü biraz daha ilerletelim isterseniz ve Sadettin Ökten hocadan okuyalım:
- “Her vakit, her an, insana bir emanet, hayat da bir emanet, her şey bir emanet. Nasip var hiç şüphesiz, kısmet var, kader var, tecelliyat var.
Bir program yapacağız ama bileceğiz ki o mutlak bir program değil, o her an değişebilir. Değiştiği zaman da üzülmeyeceğiz. Çünkü esbabı Cenab-ı Hakk halk ediyor. Bu, akılla çözülecek bir şey değil”.
•
Efendim, vicdanın üzerini örtmenin bir başka sebebi de kendimize itiraf edemediğimiz ama bir türlü de yapmaktan vazgeçemediğimiz, helal yolu haram yola tercihlerimiz değil midir? Malum haramın başı tatlı, sonu acıdır. Mutlaktır bu!
İşin garibi, haramın önüne geçecek dini-milli değer yargılarımızın da üzerini örtmek yahut fetvalar uydurmak gibi de bir genişlik içerisindeyiz.
Bu hali anlamak için çarşı-pazardan tutun da günlük hayatlarımızı şöyle bir gözden geçirip, kendimizi adil bir sınava tabi tutabilirsek anlayabiliriz.
Yeri gelmişken Mehmet Zahid Kotku Hz.lerinin şu sözlerini aktaralım:
Ezcümle:
“Hayat üç nefesliktir.
Birincisini aldın o gitti.
İkincisini şimdi alıyorsun ama geri verip veremeyeceğin belli değil.
Üçüncüsünü alıp alamayacağının da garantisi yok”.







