Veladet Gecesi/Mevlid Gecesi
Seccaden kumlardı...
Devirlerden, diyarlardan
Gelip göklerde buluşan
Ezanların vardı.
Mescit mümin, minber mümin..
Taşardı kubbelerden Tekbir,
Dolardı kubbelere “amin”!
Ve mübarek geceler, dualarımız,
Geri gelmeyen dualardı.
Geceler ki pırıl pırıl,
Kandillerin yanardı!
Kapına gelenler ya MUHAMMED,
-Uzaktan, yakından-
Mümin döndüler kapından!
Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;
İki dünyada aziz ümmet,
MUHAMMED ümmetiydi.
Yukarıya aldığımız dizeler merhum Arif Nihat Asya’nın “Naat”ından. Rahmetli Süleyman Çelebi’den sonra Efendimizin doğumunu anlatan nadir şiirlerdendir.
Malum bugün, “Mevlid Gecesi/Veladet Gecesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in dünyaya teşrifleri münasebetiyle bütün bir İslam âleminde Mevlid-i Şerif gecesi, ibadetler ve hayır hizmetleriyle ihya edilir.
Yalnız İslâm âleminden farklı olarak bizde Mevlid-i Şerif, milli birliğimizin muhafazası adına hemen her iyilik hizmetlerinde okunur ve vatanımızın-milletimizin İstiklaline dair milletçe kutlanan günlerimizde mutlaka icra edilen bir şükür ve hamd vesilesidir.
Savaşa giderken savaştan dönünce, hacca giderken hacdan dönünce, askere giderken askerden dönünce, düğün öncesinde düğün sonrasında, aile büyüklerinin vefat yıldönümlerinde, şehitlerimizi anmada ve daha nice hayırlı işlerin başlangıcı ile sonucunda Mevlid okutulur.
Yeri gelmişken bir hususun altını çizmek gerektir. Üç aylarda düzenlenen Mevlid programlarının bir diğer adı “kandil” olarak geçer. Bu mevlid gecemizin adı da “kandildir”.
Oysa İslam dini ve medeniyetinde kandil ifadesi yer almaz. Osmanlı döneminde ve özellikle II. Selim devrinden bu yana dini geceler, minarelerden kandiller yakılmasıyla duyurulduğu için bu geceler kandil adıyla anılmış ve gelenekselleşmiştir. Bir mahsuru yoktur.
Bizim topraklarımız Mevlid-i Şerif diyarıdır desek abartmış olmayız. Milli birliğimizin önemli mayalarındandır. Acılarımızda, kayıplarımızda, sevinçlerimizde, kavuşmalarımızda Mevlid-i Şerif okutulması; dayanışmanın, paylaşmanın muhabbetin, dostluğun temel kaynağıdır. Sözü Arif Nihat Asya’ya bırakalım.
……………..
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fatiha’lar, Yasin’ler!
Vicdanlar, sakat çıkmadan,
Ya MUHAMMED, yarına;
İyiliklerle gel, güzelliklerle gel
Adem oğullarına!
Yüreklerden taşsın
Yine, imanlar!
Itri, bestelesin Tekbir’ini;
Evliya okusun Kur’an’lar!
Ve Kur’an’ı göz nuruyla çoğaltsın
Kayışzade Osman’lar!
Naatını Galip yazsın,
Mevlidi’ni Süleyman’lar!
Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
Geri gelsin Sinan’lar!
Çarpılsın, hakikat niyetine
Cenaze namazı kıldıranlar!
Gel, Ey MUHAMMED, bahardır.
Dudaklar ardında saklı
Âminlerimiz vardır! ..
Hacdan döner gibi gel;
Mirac’dan iner gibi gel;
Bekliyoruz yıllardır!
Bulutlar kanat, rüzgar kanat;
Hızır kanat, Cibril kanat,
Nisan kanat, bahar kanat;
Ayetlerini ezber bilen
Yapraklar kanat..
Açılsın göklerin kapıları,
Açılsın perdeler, kat kat!
Çöllere dökülsün yıldızlar;
Dizilsin yollarına
Konsun yine pervazlara
Güvercinler;
“Hu hu”lara karışsın
Aminler..
……………………..
Arif Nihat Asya’nın naatı elbet bu kadar değil, oldukça uzun ve insanı ummana sevk eder. Bu kadarını alabildik. Mevlid-i Şerif gecemiz hayırlara vesile olsun.







