Vefa abidesi Recep Tayyip Erdoğan
Bilenler biliyorlar, görmeyen ve duymayanlar için hatırlatalım. Geçtiğimiz Cuma günü merhum Hasan Karakaya’mızın vefatının 6.yılı, Vakit/Akit gazetemizin de 28. yılıydı.
Zatımın da 28 yılının ilk senesi, haftada bir yazarak ve Cuma Dergisi’nin yazı işleri müdürlüğünü yaparak geçti.
27 yıldır aralıksız yazdığım gazetemizin bu güzide gününe, Covid temaslısı olduğum için katılamadım. Şükür Covid hastamız iyileşti, hastamız ve temaslı olanlar negatif. Geçelim.
Siyaseti ve siyasetçileri tanımaya ve tahlile çok genç yaşta başladım.
Bugün birçoğu vefat etmiş olan MSP’nin kurucularından, milletvekillerinden ve hemen ardından gelen ikinci kuşağı yakından görme-tanıma imkânı buldum.
Tanıyamadıklarımı da hatıralardan dinledim, okudum. Ardından Refah Partisinin de ilk ve son kurmaylarını tanıdım. Kimlerin kim olduklarını iyi bilirim.
Bu kadar lafı niye uzattım da başlığa gelemedim? Şunu söylemek için.
“Bir elleri yağda, bir elleri balda, vicdanları sapa, cüzdanları kaba” olan ve aynı menzilde siyaset yaptığını zannedip de Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan karşıtlığında bulunanların, siyasetin “s”sini bile kavrayamadıklarını söylemek için.
Kavradıkları üç şey var. “İftira-kıskançlık-hakaret”!
Geçelim.
•
Siyasette ve gazetecilikte vefa insanı olmak, sarp dağların zirvesine omuzda taş taşımak demektir. Bu yükü her ananın doğurduğu kaldıramaz.
Bu isimlerin başında, gazetecilikte Mustafa Karahasanoğlu ağabey, siyasette Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan gelir.
Elbet vefalı insanlarımız çoktur. Kaş yaparken göz çıkarmayalım.
O gün salonda bulunan 27. TBMM Başkanımız ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Başkan Vekili İsmail Kahraman ağabeyimiz, Cumhuriyet tarihi boyunca devletimizin ve milletimizin ilk defa yerli-milli bir İçişleri Bakanı gördüğü Süleyman Soylu. Bunlar da vefa abideleridir.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın merasime teşrif etmesi vefanın vazgeçilmezliğidir. Mustafa ağabeyin konuşmasında; “Vefa İstanbul’da bir semtin adı değildir” demesi, Cumhurbaşkanımıza teşekkürle birlikte vefasızlara da selam yollamaydı. Geçelim.
•
Mustafa ağabey ile Tayyip ağabeyin beraberliği, Milli Nizam Partisi’nin kapanışı, Milli Selamet Partisi’nin kuruluşuyla başlar.
Her ikisi de siyasete MSP Beyoğlu teşkilatında başlamış, gençlik kolları başkanlıkları yapmış ve aynı hedefe farklı yollardan yürümüşlerdir.
Tarihi süreç içerisinde zaman zaman; “davanın ikamesinde bütünlük ama uygulamada ayrı düşülse de” sonuçta esasta buluşmuşlardır.
Geçtiğimiz Cuma günü Haliç Kongre Merkezindeki buluşma, “vefa insanları” olma mührünü tarihe basmak olmuştur.
Eğer Mustafa ağabey ve Tayyip ağabey bugüne kadar; -inanç ve dava maskeli- kimselerden gördükleri “vefasızlıkları-ihanetleri” ayaklarının altına koysalardı başları göğe değerdi.
Her ikisinin de hesabı dünyalıklarına değil, ebedi âleme yönelik olduğundan, yapılanları kaderin yol işareti olarak görüp hedefte azimle karar kılmışlardır.
Ezcümle: Vicdanın ve imanın kökünü vefa besler. Vefa kaybolunca her ikisi de şeytanın hizmetçisi olur.







