Vakar ve onurun adı Fehim Adak
Hakiki manada inanmış Müslümanlar, yani amentünün altı şartına, kayıtsız şartsız iman etmiş insanlar, eşyanın ötesine sefer etmiş Müslümanlardır.
Rahmeti rahmana kavuşmuş olan Fehim Adak, işte böyle bir insan ve Müslümandı.
Siyasi veya ticari kimliği ile yaptığı işlerde, Allah’ın rızasını aramaktan öte geçmemiş birisidir.
Fehim ağabeyi ilk defa II. MC hükümeti döneminde, Ankara Hoşdere Caddesi’ndeki MSP Genel Merkezi’nde tanımıştım.
Aynı binada Milli Haber Ajansı vardı ve foto muhabiri olarak partinin faaliyetlerini takip ediyordum, haliyle rahmetli Erbakan hocam başta olmak üzere milletvekilleriyle, bakanlarla birlikteydim.
O yılların bakanları içerisinde insanın yüreğini ısıtan “iki bakan”, hala “vefa hazinemdeki” canlılığını korurlar.
Birisi Hasan Aksay ağabeydir halen peşini bırakmış değilim. İkinci isim de Fehim Adak ağabeydir ama o yıllardan sonra bir daha görüşmek nasip olmamıştır.
Hasan ağabey de, Fehim ağabey de bakanlıklardan parti binasına gelirken, sanırsınız ki, Anadolu’nun bir kasabasından gelen “mahcup dava erleri” gibiydiler.
¥
Geçtiğimiz Pazar günü, bu davanın ve güzide insanların omuzdaşı, TBMM Başkanı İsmail Kahraman ağabeyin, Dolmabahçe Sarayı’ndaki makamındaydık.
Daha ziyarete yeni başlamıştık ki, Fehim ağabeyin vefat haberini verdiler.
İsmail ağabey hemen ailesini arayarak başsağlığı diledi ve yanındakilerden özür dileyerek, cenaze namazına yetişmek üzere Ankara’ya hareket etti.
Giderken de;
-“Böyle insanlar az bulunur. Allah rahmet eylesin, davasının eriydi, istikametini hiç bozmadı. Havuz sistemi onun projesiydi. Memlekete ve millete yaptığı hizmetlerin karşılığını, ahirette almak üzere çalıştı” dedi.
¥
İsmail ağabey haklıydı. Fehim ağabey, siyasi hayatı boyunca akçeli hiçbir işe bulaşmamıştır. Siyasi çalkantıların ayyuka çıktığı son yıllarda, asla hizipçilik yapmamıştır.
Devlet görevinde bulunduğu sırada, yaşayanların anlattığı çok güzide örneklerden birini, İcra Kurulu Başkanımız Mustafa Karahasanoğlu ağabey hatırlattı.
Bakan olduğu günlerde bir hemşehrisi, Fehim ağabeyin ziyaretine gelir. Gelirken de “Eli boş gidilmez” diyerek, beş kiloluk bir kutu bal getirir.
Şeytanla mesai yapanlara hemen şunu söyleyelim, gelen ziyaretçinin asla bir ikbal beklentisi yokmuş. Geçelim.
Fehim ağabey, misafirini ağırlar ve uğurlarken de hemşerisinin getirdiği balı, farklı bir ambalaja sardırıp; “Bu da bizim sana hediyemiz” diyerek yolcu eder.
¥
Benzeri bir hadiseyi de yine Pazar günü, TBMM Başkanı İsmail ağabeyin odasında yaşadık. İsmail ağabeye bir ziyaretçisi hediye getirmişti.
Ziyaretçi daha hediyeyi takdim etmeden, nazik bir şekilde; “Burası sizin makamınız kardeşim, insan makamına hediye ile mi gelir” diyerek geri çevirdi.
İşte bizim bu ağabey kuşağının, “gönlü ve gözü tok olanlarında” böyle bir anlayış var.
Fehim ağabeye Allah’tan rahmet dileriz. Ruhu için El-Fatiha.







