Ülkemize dürbünün tersinden bakmak
Dürbünün tersinden bakınca hiç bir şey görülmeyeceğini, düz tarafından bakılınca, uzağın yakından görülebileceğini herkes bilir.
Bu topraklara “Benim vatanım” diyebilen her insanımız; milletimiz ve devletimiz adına nelerin yapılıp yapılmadığını akıl ve vicdan gözüyle rahat görebilir.
Çünkü millet ve devlet adına yapılan bütün icraatlar; milletimizin ilinde, kasabasında, köyünde, evinde, işinde, denizinde, dağında, ovasında, tarlasında, bağında, bahçesinde ayan beyan meydandadır.
Muhalefet ise tüm olup bitenlere dürbünün tersinden baktığı için zerre görememekte ve güçleri tek şeye yetmektedir. “İnkâra, yalana ve iftiraya”.
•
İnsanı insan eden en büyük özelliği idrak sahibi olmasıdır. İdrakini yitiren kimselerin muhakeme ve muhasebe kabiliyetleri zayıflar ve başkalarının güdümüne girer.
Mesela ülkemizde açlıktan, yokluktan, fakirlikten dem vurarak siyasi rant elde etmek isteyenlerin istisnasız yüzde yüzü tokluktan bunalıma girmiş kişi ve kişilerdir.
Bunların başını da ikinci dünya savaşında yoksullaşan halka rağmen, devletin sırtından zengin olan zümrenin bugün devamı olan kesimler çekmektedir.
Bayramda Anadolu’muzun bir ilçesindeydim. Sohbet ettiğimiz kendi halinde bir esnafımız, Cumhur İttifakı karşıtı varlıklı üç zengin şahısla tanıştırdı ve onlara sordu.
-“Sizler geçmişten gelen zenginliğinize bugün kattığınız malınızı, mülkünüzü, traktörlerinizi, kamyonlarınızı, iş yerlerinizi bu hükümet zamanında kazanmadınız mı? Devletin tüm imkânlarından yararlandığınız halde niye münkir geliyorsunuz, sebebini açıklayabilir misiniz” dedi.
Ne dediler biliyor musunuz?
-“Evet, devletin çiftçiye, esnafa, tüccara, memura, işçiye verdiği her imkândan yararlandık ama bizim siyasi görüşümüz belli, yine de Tayyip Erdoğan’ı desteklemeyiz”.
İşte dürbünün tersinden bakmaya iki örnek. Hakikaten gerçeği inkâr, kıyameti zorlayacak kadar büyük inat! Geçelim.
•
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın -Rabbim sıhhat afiyet ihsan eylesin- 21 yıllık yönetiminde ilk defa; millet, millet olmanın, devlet, devlet olmanın hak ve haysiyetini yaşadı ve yaşamaya devam ediyor.
Bayramda Anadolu’da herhangi bir il, ilçe veya köylerine gidenler, “Yedili Masanın” keşmekeş içinde boğulduğunu, sosyal medyadaki “Yedili Masa” ile sahadaki “Yedili Masanın” arasında Kafdağı olduğunu görmüştür.
Sosyal şeytanların cirit attığı küçük ekranlardan kurtulup, dürbünün düz tarafıyla memleketimizin her köşesine bakabilenler, şimdiden sonucu görmektedir.
Anadolu izlenimlerimden iki hususu paylaşmak isterim.
Anadolu’da SP ile İyi Parti çok ciddi oy kaybına uğramış. Zaten diğerlerinin esamesi okunmuyor. Öyle gerekçeler gösteriyorlar ki, sanırsınız her birisi siyasi deha.
Kendi partisi yokmuş gibi (Anadolu’da böyle söyleniyor) daha düne kadar sövdükleri SP’de adaylığını açıklayan Kılıçdaroğlu’nun, seccade üzerinde fotoğraf çektirmesi; “Dünü belli olanın yarını değişmez” yorumuyla anlatılıyor. Anadolu irfanı budur işte!
•
Ezcümle:
Aziz milletimiz; iki yüz yıldır Batı’nın parçalamak istediği vatanımıza-devletimize-bayrağımıza-dinimize, 14 Mayıs’ta bir daha sahip çıkacaktır vesselam.







