Türkleri yenersek
Batı/Hıristiyanlık, Türklerin Avrupa’daki varlığını başlangıcından itibaren ‘Şark Meselesi” olarak görmektedir.
Bu meselenin kesin çözümü ise Türklerin Balkanlar’dan ve Anadolu’dan sürülmesiydi. 19. asırda bu sistematik mücadele olarak iç ve dış ittifaklarla tezahür etmişti.
Osmanlı Devletinin parçalanması ve ona düşmanlık zemininden beslenen Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan, Romanya gibi devletlerin kurulmasıyla, Avrupa’nın Türk düşmanlığını siyaset ve terör örgütlerine havale etmişlerdi.
Bütün tezgâhların arkasında İngilizler vardı. İngiliz aklı hiç değişmedi. Bugün de olduğu gibi değişecek akılları kullanıyorlar. Kullanılan akılların sonunun; ya işgal ya sömürü ya da kölelikle neticeleneceğini biliyorlar.
•
Yedi düvel Çanakkale’ye niye dayanmıştı? Osmanlı’yı yıkmak, hilafeti yok etmek, İslam coğrafyasını sömürgeleştirip kontrol etmek için!
Peki, becerebildiler mi? Sorunun cevabı Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşı’nda:
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet”! dediğin tek dişi kalmış canavar?
Çanakkale’de göğüsleri iman dolu Mehmetçikler, İngiliz ve ortaklarının heveslerini kursaklarında bırakarak kovmuştu.
O gündür bugündür İngilizlerin, diğer Batılı ülkelerin, ABD’nin o tarihten bu yana; vatanımıza, milletimize, devletimize, dinimize karşı husumetleri hiç bitmiş değildir. Halen yeni lejyonerleriyle düşmanlıklarını sürdürmektedirler.
•
Şurası bir hakikat ki, “Haç ve Hilal Kavgası” bitmeyecek! Batılılar, maşalar varken ellerini ateşe uzatmazlar ve dünyanın her tarafında; yönetebilecekleri, yönlendirebilecekleri figüranlarını bulurlar.
Örneklendirelim: Milli Mücadeleyi kazandıktan sonra ne oldu?
Bağımsızlığımızı temellendiren, zafere götüren dini zemin tahrip edildi. Dini kurumlar ortadan kaldırıldı, İstiklal Mücadelesinin görülmeyen asker ve sivil esas kahramanları itibarsızlaştırılmadı mı?
Cumhur İttifakına, iktidara ve milletimize karşı bugün yapılmak istenen nedir? Yedili Masanın söylemlerine bakıldığında geçmişe özlem değil midir?
İnanmadıkları ve inanmak istemedikleri gerçek şu:
Malum Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyeti kuran ilk TBMM kadrosunun büyük ekseriyetle onayladığı devlet; “İman ve fikir üzerine inşa edilmiş bir devletti”. Bu da kısaca “İlâ-yı kelimetullah’ idi. Allah’ın birliğini, İslamiyeti yüceltme olarak açıklanabilir.
Eğer bu devlet fikri ve iman olmasa ve süreklileşmese idi, coğrafyalar ve hanedanlar değişerek 20. asra ulaşan bir devlet de olmazdık.
Ezcümle:
Haçlı Batının Türkiye dışında sömürmediği İslam ülkesi kalmazken, aralıksız sürdürdükleri yıkım, savaş ve politikalarına rağmen, her seferinde yeniden ayağa kalkan bir milleti ve devleti parçalamak için siyasetin muhalefet kanadıyla yeniden harekete geçtiler.
Hamdolsun bugün geldiğimiz noktada, küresel güçlere bağlılığımız son haddine gelmiş vaziyettedir. Millet ve devlet olarak yüzümüzün akıyla bütün bir dünyada özellikle de İslam âleminde güçlü bir Müslüman ülkeyiz.
Batılılar şunu söylüyor: Türkleri yenersek İslam’ı da yeneriz. Türkleri yenemezsek İslam’ı kimse durduramaz.







