Türklere Veda
Bu hafta tanıtmaya çalışacağımız eser, Timaş Yayınlarından çıkan, “Türklere Veda” üst başlığıyla, “Araplar Neden ve Nasıl İsyan Etti” ismini taşıyor.
Özellikle alt başlıkta dikkat çeken husus, yıllardır toplumumuzun çeşitli kesimlerinde hakiki manada cevabını bulmuş değildir.
Merkeze İslam düşmanlığını koyan sol tandaslı çevreler, tarihi gerçekleri çarpıtarak, Arap/Türk üzerinden İslam’ı hedef almaya devam etmektedirler.
Bir de bunların dışında, Müslümanlığı önceleyen ama kılık, kıyafet, dil, örf, adet ve gelenek bakımından bize uymadığı için Arapların bizi vurduğuna inananlar mevcuttur.
Hâlbuki her iki grup da pek âlâ bilmektedir ki, Arapları bize, bizi Araplara düşman edenler; İngilizler, Fransızlar ve bunların Müslümanlar üzerindeki operasyonlarıdır.
•
18.yüzyılın yarısı, 19.yüzyılın tamamında Batının tek gayesi vardı.
Müslüman coğrafyalardaki petrol ve diğer kaynakların sömürülmesi gerekiyordu ve bu kaynaklar, Osmanlı Devleti’nin sınırları içerisinde yahut hükmettiği topraklardaydı.
Bunun için gidilecek tek yok vardı. Arap isyanı çıkarabilmek, Türkleri Araplara, Arapları Türklere düşman etmekti.
Bu düşmanlığı önleyebilecek olan dini değer ve yargılar da yine İngilizler tarafından sulandırılarak, etkin ve yetkin olmayan eller tarafından düşmanlığa fetva bile çıkarılmıştı.
Yazar Taha Niyazi Karaca, işçi arı gibi çalışarak yüzyıl ötesinin hâlâ karanlık duran tarihini aydınlatmış ve okuyucuya şöyle sesleniyor:
•
“Eserin başlığı ‘Araplar Neden Nasıl İsyan Etti’ olmasına rağmen belirtilmelidir ki 1916 isyanına bütün Araplar katılmadı.
Örneğin savaş öncesinde her fırsatta Osmanlı yönetimine isyan eden Yemen’de İmam Yahya, savaş başladıktan sonra İngiltere ile işbirliğini kabul etmedi.
Irak’ta Sadun ailesi (Uceymi Paşa) ve Şammar’da Reşidiler, Osmanlı yönetimine bağlı kaldılar.
Kuzey Afrika’daki Osmanlı toprakları (Fas, Tunus, Cezayir, Mısır) İngiltere ve Fransa işgali altında olduğu için orada yaşayan Arapların da isyan ile ilişkisi olmadı.
Mısır’daki Arap milliyetçileri, isyanı heyecanla karşıladılar, gazeteler aracılığıyla isyanı desteklediler.
İsyana fiili olarak katılanlar ise 1916 yılı itibariyle siyasi ve hukuki olarak Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı olan Hicaz’ın tamamı ile Suriye, Lübnan, Filistin ve Irak’ta yaşayan Arapların çoğunluktaki kısmıdır.
Dolayısıyla isyanın ne sadece Mekke Emiri Hüseyin ile sınırlı tutulabilecek kadar dar ne de bütün Arap dünyasına teşmil edilebilecek kadar kapsamlı olduğunu belirtmek gerekir.
Eser umarım tarihin karanlık ve geniş koridorlarına az da olsa ışık tutar”.
•
Ezcümle:
Evet, tarihi doğru öğrenmek için önce tarihi doğru yazmanın ve okumanın bir vicdan meselesi olduğuna inanmak lazım gelir.
Bir millet kendi tarihini yazmaz-öğrenmez ve öğretmezse, kendisine yabancılaşır.
Bugün ülkemizdeki kafa karışıklığının sebebi, 1930’lardan 2000’li yılların ortasına kadar İslam ve Osmanlı düşmanlığı üzerine kurgulu tarih dersleri ve kitaplarıdır.
Eser hakkında: Timaş Yayınları;
0212-511 24 [email protected]







