Türkiye’nin solcuları gericidir
“Türkiye’nin solcuları gericidir”. Ben demiyorum. İdris Küçükömer diyor. Aslına bakarsanız bu bile bir iltifattır. Gericilik de bir seviyedir.
Türkiye’nin solcuları, Alev Alatlı’nın benzetmesiyle, Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren devlet sırtından zengin olmuş “Beyaz Türklerdir”. Birçoğu da göçtür…
Bugün siyasetten ekonomiye, kültürden sanata, devleti ve milleti dışlayan, sadece kendi varlıklarını kabul eden, kendilerinin dışındaki toplumun bütün kesimlerini, hizmetçi gören, ırgat sayan bir inada sahiptirler.
Yazının ilerleyen paragraflarında birkaç örnek verelim. İdris Küçükömer’in kim olduğundan bahsederek düşüncelerinden pasajlar aktaralım.
•
İdris Küçükömer, 1925 yılında Giresun’da doğar. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunudur. Aynı fakültede doktorasını tamamlar, kısa süre sonra doçent olur. Fakülte sekreterliğinin profesörlüğe yükseltilmesi kararı, üniversite senatosunca onaylanmaz.
Bunun üzerine Danıştay’a açtığı davayı kazanmasına rağmen, profesörlüğüne ilişkin kararname, 10 yıllık bir gecikme ile ancak 1976 yılında yürürlüğe girer.
1960 yılından sonra sosyalist düşünceye ait dergilerde yazar. Türkiye İşçi Partisine girer ve çalışmalar yapar.
İdris Küçükömer, siyasi ve fikri düşünceleri itibariyle sol cenahtaki hiçbir kesimi mutlu edemez. Onlar gibi düşünmez, onlar gibi milleti ve devleti dışlamaz, yerli-milli bir çizgide yazılarını, konuşmalarını sürdürür.
Şimdi “Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması” kitabından bazı ifadeler nakletmek istiyorum. Kitabın kapağındaki şu ifade oldukça yerinde bir tespittir:
-“Türkiye’nin solcuları gericidir. Türkiye’nin ilericileri ‘Sağ’ cenahta yer alan geniş İslamcı halk kitleleridir”. Buraya küçük bir itiraz şerhi koymam lazım.
“İslamcı” kavramı, solun üretimidir. “Müslümanlar” tabiri daha doğrudur. Siz hiç “Müslümancı”, “Hıristiyancı”, “Katolikçi”, diye yakıştırma duydunuz mu? Geçelim.
•
İdris Küçükömer 1969 yılında şunları söyler:
-“Türkiye’nin solcuları gericidir. Üretim güçlerinin gelişmesinden yana değillerdir, tek merkezli, yukardan aşağı otoriter bir örgütlenmenin savunucusudurlar. Halkı yönetilecek sürü olarak görürler”.
-“Türkiye’nin ilericileri “Sağ” cenahta görülen geniş İslamcı (Müslüman H.Ö.) halk kitleleridir. Onlara bu niteliği kazandıran, onların değişmeye ve gelişmeye, dönüşmeye açık olan sosyal, ekonomik istekleridir”.
-“Yakın dönem tarihinin yeniden yazılması gerekecektir. Türkiye’de “sivil toplum” ilişkilerinin kurulmasının önündeki engeller, Türkiye’nin ilerici olduğu sanılan güçleridir”.
•
İdris Küçükömer, CHP’nin zihniyetini anlatma bakımından, yine CHP’nin yayın organı gazetesi olan Ulus’tan şunları aktarır:
-“CHP liderinin Ulus gazetesinde yayımlanan hatıratından:
İkinci İnönü Savaşları sırasında Bursa’dan geriye doğru göçen ve içinde subay ve ailelerinin bulunduğu bir kafileye rastlanır. İsmet İnönü şöyle diyor:
-“Kafileyi durdurdum. Subayları bir kenara topladım. İçinde bulunduğumuz vaziyeti bilesiniz. Bundan başka, subay olarak da yerinizi bilmelisiniz. Padişah düşmanınızdır. Yedi düvel düşmanınızdır. ‘Bana bakın’, dedim. Kimse işitmesin millet de düşmanınızdır”. Ulus. 17 Mayıs 1968.
•
Ezcümle: Ne diyelim, bundan sonra söz, kelama haksızlık olur.







