Türkiye’de İdeolojiler ve Siyaset
Deprem ve seçimler nedeniyle kitaplar üzerine yazmaya ara vermiştik. Bu hafta okumaya gayret ettiğim kitaplardan birisi, “Türkiye’de İdeolojiler Ve Siyaset” isimli eser.
Kadim Yayınlarından çıkan kitabın yazarı, Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Hamit Emrah Beriş.
Yazar kitabın önsözüne şu ifadelerle başlamış:
“Geçmişten itibaren Türk siyasetinde en tartışmalı konulardan biri ideolojik mevzilenmeler oldu. Türkiye gibi keskin bir modernleşme sürecinin yaşandığı ülkelerde öncelikli kaygı her zaman devletin bekası veya muasır medeniyet seviyesine çıkarılmasıydı”.
Evet, siyasi tarihimizde ve bütün seçimlerde bu husus yerini hep korumuştur. Son seçimde de yine birinci sırayı; İstiklalimiz, bekamız, bağımsızlığımız almıştı.
İşte bu noktada şu soru akla gelebilir. “Acaba neden”?
Demek ki, siyasi tarihimiz boyunca “Beka” problemi hiç bitmemiş, sanırım ortaya karışık mevcut muhalefetle de bitecek gibi gözükmüyor. Geçelim.
•
Eserde yazar yakın siyasi tarihi inceleyerek bu sorunun cevabını daha geniş vermiş.
Türkiye’nin esas problemi olan İstiklalimizi tehlikeye sokan iç siyasetin daha doğrusu CHP ve türevlerinin, Batılılar tarafından kontrol edilmeleri ve yönetilmeleridir.
Geçmişte de bugün de CHP zihniyeti, Türkiye’nin bekasını hep tehlikeye atmış ve bu uğurda millete karşı, milletin kurduğu devlete karşı ideolojik bir savaş vermiştir.
Son seçimde de müşahede edilmiştir. Milletten istemeleri gereken desteği, ABD’den, Avrupa’dan ve terör örgütlerinden istemişlerdir.
Muhafazakâr kesime karşı bu hareket seçimde reddedilmiş, sahadan uzak masa başı siyasetçilerin ideolojik öngörüleri tutmamıştır.
Milletimizin kendisine rehber edindiği “yerlilik ve millilik” merkezli ideoloji ve siyasete karşı ideoloji ve siyaset üretenler, kaybedenler kulübünün tribünlerinde yerlerini almışlardır.
•
Bu manada eserden şu alıntıya yer verelim:
“Muhafazakârlığa kurumsal açıdan ciddi şekilde sahip çıkan ilk siyasal parti ise 2001 yılında kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) oldu.
Kurulduğu dönemde Ak Parti, siyasal anlayışının merkezine kendi ürettiği ‘muhafazakâr demokrasi’ kavramını yerleştirmişti.
Böylece muhafazakârlık, Türkiye siyasetindeki somut tezahürünü, üstelik de iktidar tecrübesi içinde buldu”.
•
Evet, eskimiş ideolojileri ve siyaseti, kaynaklar araştırılarak ortaya koyan bu eseri, siyasete başlayan veya başlamış olan gençler ile orta yaştakilerin okumasını tavsiye edelim.
Orta yaş üstündekilerin de nereden nereye gelindiğini görmeleri için elbet okumaları gerekir. Hatta unuttukları yaşanmışları da hatırlamalarını sağlar.
Esas okuması gerekenler ise devlet yönetiminde bulunan idareciler ile bürokratlardır. Milletimizin temelinden getirmediği sonradan yüklenilen ideolojilerin ve siyasetin niye tutmadığını görmeleri gerekir.
Ezcümle:
Bu kitap; Liberalizm, Muhafazakârlık ve Kemalizm özelinde, Türkiye’de ideolojiler ile siyaset arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Ayrı zamanda siyasi tarih eseri de olmuş.
Eser hakkında: Kadim Yayınları 0312- 431 21 55 www.kadimyayinlari.cok







