Türk Devletleri Teşkilatı -1-
Duymayan ve bilmeyenler için hatırlatalım.
Türk Devletleri Teşkilatı 8. Zirvesi, geçtiğimiz 12 Kasım günü eski adıyla “Yassı Ada” diğer adıyla “Yaslı Ada” şimdiki ismiyle “Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda” yapıldı.
Türk Devletleri Teşkilatı Sekizinci Zirvesi, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Cabarov, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulu Berdimuhamedov, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán ve Türk Konseyi Genel Sekreteri Baghdad Amreyev’in katılımıyla gerçekleştirildi.
Biraz da kuruluş tarihiyle ilgili bilgiyi verip sonra söyleyeceklerimize geçelim.
Türk Devletleri Teşkilatı, “Türk Keneşi” (müşavere, istişare kurulu) adıyla 1992-2010 yılları arasında yapılan “Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi” sonrasında, 3 Ekim 2009 yılında Nahçıvan Anlaşmasıyla kuruldu.
•
Türk Devletleri Teşkilatı 8. Zirvesi sonunda 121 maddelik bir tamim yayınlandı. Ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel hemen her sahada ortak görüş sergilendi.
“Türk Keneşi” ismiyle başlayan ve Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle “Aile Meclisi” olarak kabul edilen konseyin adı, “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak değiştirildi.
121 maddenin hepsini okudum. Bir madde hariç, cümlesi yerli yerinde tespitlerdi. İlgi alanım gereği ve ilgimi çekecek maddeler üzerinde durmak istiyorum.
120 maddenin gerçekleşebilmesi için bildiride yer alan “Halklar Arası İşbirliği” kısmı hayata tam olarak geçebilmelidir ki, diğer maddeler neşvünema bulabilsin.
Bir madde hariç dedim ya sanırım o madde ve diğer maddeler yarına kalacak gibi. Mevzu dağılmasın.
120 maddenin hayata geçmesi demek, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın “Dünya Beşten Büyüktür” itiraz ve isyanının ne kadar haklı olduğunu göstermesi demektir.
Tabi bu genelgede yazılanların icraata kavuşması, Türk Devletlerinin yönetici ve halkının ittifakıyla, yani millet-devlet bütünleşmesiyle mümkün olabilecektir.
•
Bir millet ve devlet, ekonomik olarak çökertilemez ama kültür ve inanç değerleri paramparça edilirse köle haline getirilerek çökertilebilir.
Türk Devletleri Teşkilatının güçlenmesi ve dünyadaki haklı yerini alması, öncelikleri olan kültür ve inanç birliğini sağlam bir zemine oturtmalarına bağlıdır.
Hemen belirtelim ki, bu birliğin ırkçılık diye asla bir derdi yoktur. Kelime-i Tevhid sancağı emanetini taşımakla yükümlü oldukları bilinmektedir.
Meseleyi ırkçılıkta noktalayanlar, şeytana yoldaşlık edenlerdir. Türk Devletleri Teşkilatı; Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram Veli, Yunus Emre ve Ahiliğin yaktığı meşaleyi taşıma birliğidir.
Ezcümle:
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın, Gaspıralı İsmail’in 1911 yılında Kırım’da çıkardığı Tercüman Gazetesinin başlığının altında kullandığı; “Dilde, işte, fikirde birlik” ilkesini zikrederek sözlerini tamamlaması güçlü bir mesajdı.
Bu arada Gaspıralı İsmail demişken, toplantıda keşke Kırım Özerk Bölgesinden ve Doğu Türkistan’dan da söz edilseydi.
Kimsenin işine burnumu sokmak gibi bir niyetim yok. Sadece gönlüm böyle isterdi.







