Toprak hak talebinde bulunsa
Âdem’den bu deme neslimi getirdi
Bana türlü türlü meyva yedirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sadık yârim kara topraktır.
Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yârim kara topraktır.
Dileğin varsa iste Allah’tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak’tan
Benim sadık yârim kara topraktır. Âşık Veysel.
•
İnsanlar arasında kul hakkı olduğu gibi toprakla insan arasında da bir hak alışverişi olsaydı ne olurdu acaba?
Eğer toprak hak talebinde bulunsa ve hakkını helal etmezse, sanırım yeryüzünde insan kalmazdı. Sadece insan değil; tababetten hayvanata kadar bütün canlılar toprağa muhtaçtır.
Böylesine ulvi bir nimetin hakkını vermemek ve heba etmek, hak ihlali değil de nedir?
Gerçi toprağa hak isteme gücü verilmediyse de esas sahibi toprağa yapılan ihanetin bedelini vakti-saati geldiğinde hak edenlere ödetir. Miras düşmanlıklarının sebebi nedir?
Dünyanın pek çok ülkesine nazaran bereketli topraklara sahibiz. Dört mevsimin yaşandığı nadir bir coğrafyadayız. Bu coğrafyayı vatan edinenler boşuna edinmemişlerdir.
Savaşlar, salgınlar, depremler, kıtlıklar gibi nice afetlere rağmen, toprak işlendiği sürece emek harcayana karşılığını az-çok mutlaka vermiştir.
Toprak üretimle artmayan ama üreten bereketli bir nimettir. Veysel’in dediği gibi “cömertlik toprağa Hak’tan verilmiştir”. Hiç olmazsa bu “Hakkı” bilmek gerek.
•
Tarım Bakanlığının ve Ziraat Odalarının elinde ne gibi veriler var bilemem ama Anadolu’yu dolaştıkça duyar ve görürüm ki, miras paylaşma problemlerinden dolayı binlerce dönüm arazi boşa yatmaktadır.
Bir de miras yüzünden bölünmekten kurtulamayan yüzerce dönüm arazi beşer onar dönümler haline getirilerek heba edilmektedir.
Devletimizin böylesine atıl durumda kalan topraklara karşı bir yaptırımı ve çözümü var mıdır bilmiyorum ama bir karış toprağın boş olmasına insanın yüreği dayanmıyor.
Hükümetimizin çiftçilere kredi desteği konusunda önemli hizmetler sunduğu meydandadır fakat maalesef, bazı kimselerin kredileri, ekim-dikim-üretime harcamak yerine başka yatırımlara yönlendirdikleri de bilinen vakıalardandır.
Umarız bakanlık ve ilgili kurumlar, yapılan dümenlerin-sahtekârlıkların farkındadırlar ve kredilerin yerli yerince kullanılıp kullanılmadığını takip ediyorlardır.
Bu mesele gerçekten çok acı. Ekim, dikim veya hayvancılık adına alınan kredilerle; İstanbul’da, Ankara’da, diğer kentlerde evler satın alındığı söylenmektedir.
SGK’dan emekli anne-babalarının maaşlarını almak için dümenden boşanan kadınlar veya bekâr ama çalıştıkları yahut emekli gelirleri olduğu halde babasının emekli maaşını alanlar gibi tarım ve hayvancılık kredileri de benzeri yollarla kazanca dönüştürülmekteymiş.
Ezcümle:
Eğen bir kursağa haram girerse, yedi sülalesine yeter de artar. Dolayısıyla haramları helalleştirir, helalleri haram ederler.
Bilinmeli ki, toprak adına esas ezeli sahibi bir şekilde bedel ödetecektir.







