Toplumun Temelini Sarsan Belli Başlı Problemler
Bu hafta tanıtmaya çalışacağımız eser, geçtiğimiz Pazartesi günü rahmeti Rahmana uğurlanan eski Diyanet İşleri Başkanlarımızdan Lütfi Doğan hocamızın kaleme aldığı ama nezaketen “Yazan” yerine “Hazırlayan” dediği kitabı.
“Toplumun Temelini Sarsan Belli Başlı Problemler” taşıyan eser, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları arasından çıkmış.
Baskı tarihi olarak 2016 yılını gösteriyor. Eğer mevcudu kalmadıysa, böyle bir eserin yeniden basılması ve duyurulması elzemdir.
“Toplumun temelini sarsan belli başlı problemler” denildiğinde elbet pek çok insanın söyleyecekleri vardır ve belki pek çoğu da doğrudur ama bu problemleri bir de inancın ve inanca uygun dil ve karakterin üslubuyla söylemek vardır ki, bunu en güzel şekilde dile getiren isim Lütfi Doğan hocamızdır.
Kitap okunduğunda sadece Müslüman inancına mensup kişileri kapsamadığı görülecektir. İnsan merkezli tespitler ve ifadelerden örülü bir eser.
Hocamızın üslubu her inançtan ve ırktan insana, Allah’ın koyduğu ölçüler çerçevesinde kalplere, gönüllere taht kurmaktadır. Bazı örnekler sunalım:
•
“İnsanlar menşe’ itibariyle bir asıldandır. Başlangıçta onların hepsi bir tek ümmettir. Kolayca tanışmak, yardımlaşmak ve benzeri hikmetlere binaen kabileler, milletler halinde arz üzerine dağılmış ve yerleşmişlerdir.
Bu bakımdan coğrafi bölgeleri ne olursa olsun, insanların birbirleriyle yardımlaşmaları, anlaşıp kaynaşmaları esastır.
Cenab-ı Hakk, insanları böyle bir kısım yüksek duygu ve düşüncelerle mücehhez kılmıştır ki, bu duygu ve düşünceler, onların birbirleriyle tanışmalarını, anlaşmaları ve kaynaşmalarını mümkün kılmaktadır.
Aynı zamanda bu yüksek duygular, insanların şahsiyetlerini meydana getiren ruhi özelliklerdir. Bu yüksek duygular, beşeriyetin ortak vasıflarıdır.
Cenab-ı Hakk, beşer nev’ini bu üstün vasıflarla mümtaz kılmıştır. Yeryüzünde insan var olduğu günden beri bu insani vasıflar onunla beraber var olmuş ve olacaktır”.
•
Evet, şu ahir zamanda hocamızın tarif ettiği insanlara ne kadar çok ihtiyaç duymakta, böylelerini artık mumla arayacak vakitlerdeyiz.
Dünyanın ve insanlığın hızla dibe vurduğu bir zamanda, eğer hâlâ İsrafil (a.s.) Sur’a üflemiyor ve kıyamet kopmuyorsa, demek ki, dünyada amentüsü sağlam insanlar bulunmakta ki, onların hürmetine tepetaklak gitmiyoruz. Neyse kitaba dönelim:
“Dini duygular, beşeriyetin ruhi bir hususiyetidir. Bu duygu zayi edilince, insan mahiyetini teşkil eden en önemli bir hususiyetten yoksun kalmaktadır.
Böyle olunca da insan, huzuru ile birlikte medeni olma vasfını da zayi etmektedir. Bu bakımdan dini duygunun ihmali, insanın ıstıraba, anarşiye ve ölüme terk edilmesi olur.
Bunun kesin olarak bilinmesi için insanı, gerçek hüviyeti ile tanımak ve beşer tarihini reel olarak dikkate almak yeterlidir”.
•
Ezcümle hocamızdan:
“İnsanlar yaratılışlarındaki hikmete uygun yaşarlarsa, ancak o zaman huzur ve güvene sahip olabilirler”
Eser hakkında: [email protected]







