--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Terörün İlacı Milli Şuurumuza Sahip Çıkmaktır

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Vezneciler’de meydana gelen terör olayında hayatlarını kaybeden ve şehitlik şerbetini içen polislerimiz, inşallah Rabbimizin rahmeti altındadırlar. Müminler böyle inanırlar.

Allah ailelerine sabırlar versin. Yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar dileriz.

Tarifi imkânsız acıların ve kayıpların tesellisine hiçbir dilin gücü yetmiyor. İşte o acılardan biriyle Ramazan-ı Şerifin ikinci gününe başladık.

İnsan, yazmanın ve konuşmanın ağırlığı altında eziliyor. Sükût dahi çatlıyor. Lakin susmak da doğru değil.

Terörün karşısında dimdik duracak ve sonlandıracak olan elbet devletimizdir amma esas unsur da millet olarak bizizdir. Biz varız ki, devletimiz vardır.

Biz devletimize milli bir şuurla sahip çıkmadıkça, devletimizin bekası için birbirimizle milli bir şuur etrafında kenetlenmedikçe, terör her yerde karşımıza çıkacaktır.

………….

Silahlı veya silahsız, devletin ve milletin geleceğine kasteden her türden terörü, ülkemizden silip atabilmemiz için “milli şuurla” hareket etmemiz gerekmektedir.

Medeniyetimizin hemen her damarında yer alan milli şuurumuzu, üstün insani değerlerimizi, yeniden hayata geçirmek ve yaşanılır kılmak şarttır.

Nefsimizin, kimliğimize ve kişiliğimize yüklediği tüm dünyevi arzuları bir tarafa bırakarak, bencillik hastalığımızın tezahürü olan, “farklı olmak, farklı kalmak, farklı yaşamak” hırsından uzaklaşıp, inanç değerlerimizi ören milli şuurumuza dönmeliyiz.

Eğer millet olarak yaşanabilir bir dünyada ömür sürmek istiyorsak, mutlaka ilahi bir denetime tabi olduğumuz şuurunda olmalı ve bu şuur içerisinde hareket etmeliyiz.

Aksi takdirde bize bu değerleri emirle birlikte tavsiye eden Yüce Kudreti bir tarafa bırakıp, denetime tabi olduğumuzu unutursak, sahiplenebileceğimiz başka değerlerimiz kalmaz. Hal böyle olunca da türlü türlü musibetlerle karşılaşırız.

…………….

Fazileti hep başkasından bekleme tembelliğinden kurtulmak zorundayız. Başka çaremiz yok.

Beyinlerini, zihniyetlerini, yabancı ideolojilere kaptırmış olan kimselerin insani tüm koordinatları teröre programlanmıştır.

Silahlı veya silahsız terör örgütlerine göre sadece kendileri vardır. Millet ve devlet bunların hizmetinde olmalıdır.

Bu yüzden ihanette asla sınır tanımazlar, onların tek kutsalı nefisleridir, dini ve milli değer yargıları yoktur, inandıkları bir tanrı varsa o da zaten tüm milletler ve devletler gibi onlara hizmet etmelidir.

……………

Dini ve milli ölçüleri olan ve bu değerlerle yaşadığına inanan insanlar olarak ki, milletimizin ekseriyeti bu inançtadır. O vakit “milli bir şuur” etrafında kenetlenmekten başka çıkar yolumuz kalmamıştır.

Devletimize ve birbirimize karşı sorumluluğumuzu reddetmek, nemelazımcılık yapmak, kaçmak, kendi varlığımızı reddetmek olur. Oysa hiçbirimiz kendimizi reddetmeyiz.

Madem Müslüman bir ülkeyiz, din sadece ferdin değil, bütün bir toplumun hayatı için de geçerlidir. Dinimiz millet olarak çimentomuzdur.

Kendimize güven duyabilmemiz için kültür ve medeniyetimizin şuuru etrafından tek yürek olmamız, terörün sonunu getirecektir. 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle