Tek Yürek
“Uzar gider kötü günün gecesi,
Sabır bir deynekti söğüt oldu, gel!
Duman salmaz viran evin bacası.
Ak ezgiler kara ağıt oldu gel!” Bahaddin Karakoç. (5 Mart 1930-17 Ekim 2018)
Kendisi de bir Kahramanmaraşlı olan ve ömrünü Anadolu’ya, insanına hediye etmiş olan Bahaddin Karakoç ile birlikte, depremde kaybettiğimiz bütün insanlarımızı rahmetle analım. Rabbim yaralılarımıza acil şifalar ihsan eylesin.
Bir övünmek yahut gururlanmak olarak anlaşılması elbet istenmez ama dünya üzerinde “Tek Yürek” olabilen tek millet biziz.
Arif Nihat Asya’nın vatan şiirinde:
“Ezanımdan alışıp tekbîre,
Buldunuz mutluluk, imanımla...
Vatan ettim sizi ey topraklar
Beş vakit damgalayıp alnımla” dediği gibi bu topraklar “Tek Yürek” olunduğu için vatan edilmiştir.
Önceki gün televizyonların önemli kısmında “Tek Yürek” başlığı altında deprem bölgesi için kampanya vardı.
Zatım da gecenin ilerleyen saatlerine kadar baktı. Programı sunanların, stüdyoya katılanların ve kampanyaya az çok demeden destek verenlerin ortak yanları, “devletimiz, milletimiz, vatanımız, bayrağımız, bağımsızlığımız, istiklalimiz ve biz bize yeteriz” inancı idi.
Kampanya bütün haliyle hakikaten sevindiriciydi. Köklerini kaybetmemiş, nereden geldiğini ve nereye gideceğini bilen aklıselim sahibi her insanın yardımlaşma duygusunun coştuğu bir programdı.
Mesleğimizin gereği elbet “5 N bir K” kuralını duygusallığın seline kaptırmadan, analiz yapmak da lazımdı.
Programın ertesinde karşılaştığımız ve konuştuğumuz kişilerin ortak buluştuğu noktalardan birisi “kumbara ve kumbara kırılma” meselesiydi.
Kumbara işi programa gizli bir ambargo koydurdu. Kumbara kırılması yahut “kumbarasındaki parasını bağışladı” duyurularının ayyuka çıkması, kampanyayı magazinleştirdi ve boyutunu küçülttü.
Kumbara bağışları sanki planlı, programlı bir örgüt işi gibiydi. Bu görüşte olanların tespitlerini yabana atmamak lazım! Öyleydi.
Kampanyaya katılmak ve cidden yardımda bulunmak isteyenlerin önü kesildi. Telefonlar kumbaracılar yüzünden kilitlendi ve adeta bıktırıldı. O paralar gelmez. Geçelim.
•
Küçük bir üzücü hatırlatma daha yapmakta fayda var.
Stüdyodaki konuklara ne kadar yardım yapacaklarını söyleyen birçok kişinin de canlı yayına katılma isteği doğrusu “yardım” adına çok hoş değildi.
Bu organizasyonu kim ve kimler yaptı bilmiyorum ama böyle “yol sıra gidip, çay sıra gelmek” tarzında olmasaydı belki daha güçlü bağış toplanabilirdi.
Neyse yine de millet-devlet kucaklaşması adına çok yerinde bir işti. Yaralarımızın sarılması adına kampanyaya destek veren her insanımız; vicdanının, yüreğinin, inancının gereğini yaparak katkıda bulundu.
Ezcümle:
Eğer biz millet olarak böyle “Tek Yürek” olmasını bilmesek ve olmasaydık, inanın çoktan bu kutlu topraklarda sömürge ve köleleştirilmiş bir toplum olarak yaşayacaktık.
Son yüz yılı hele bir gözden geçirelim. Başımıza neler geldi neler geçti. Hamdolsun, bağımsızlığımıza halel getirmedik. Tek sebebi, yeri geldiğinde “Tek Yürek” oluşumuzdur.







