Taziye çadırı
Ana rahminden geldik pazara
Bir kefen alıp döndük mezara.
Yunus Emre.
Rabbim rahmetiyle kuşatsın, işte Hasan Karakaya, Yunus Emre Hz.lerinin bu dizelerine uygun bir kul olarak, binlerce namuslu insanın şahitliğiyle döndü mezara.
Rahmanın rahmetine kavuşan Hasan ağabeyin, sağlığında da rahmete vuslatında da ne kadar sevildiğine sanırım benden daha çok şahitlik eden olmamıştır.
Fiili beraberliğimiz 23 yıl sürdü. Gazetemiz adına veya diğer seyahatlerimde memleketimin neresine gitmişsem, ilk sorulan isim Hasan ağabeydi.
İlk selam gönderilen oydu. Gazetede bir yazıdan söz edilecekse, ilk onun yazısından söz açılır, dualar ona gönderilirdi.
Tanışmaların ve sohbetlerin başında, ortasında, sonunda hep o vardı. Hamdolsun bir kere bile hatta bir salise bile; “Bu nasıl sevgi” diye hayıflandığımı bilmem.
Bir kere ben kendim çok seviyordum.
Bu kadar mütevazı, bu kadar alçak gönüllü, bu kadar yufka yürekli ve tüm bu insani özelliklerinin arasında; haksızlık karşısında kükreyen bir aslan, ar damarı çatlamış münafıkların iblisliklerine karşı ölümü hiçe sayan bir iman abidesini sevmemek olur muydu?
Söylenecek çok şey var, yazının başlığına döneyim.
……………..
Hasan ağabeyin naaşını, gazeteden Fatih Camii’ne getiren araçta, ona Fatihalar okuyarak eşlik etmek ve araçtan omzuma alıp, musalla taşına koymak nasip oldu.
Namaz öncesi camiinin avlusuna taziye çadırı kurulmuştu. Kimlerin emeği geçtiyse Allah razı olsun. Pek doğru bir iş yapılmıştı.
Taziye çadırında icra kurulu başkanımız Mustafa Karahasanoğlu, Ali İhsan Karahasanoğlu ve Nuri Karahasanoğlu ile birlikte başsağlığı dileyenleri karşıladık.
Keşke aşağıdaki ifademde biraz abartı olsaydı.
“Vallahi öyle samimi başsağlığı dileyenler vardı ve öyle çok muhabbet hali yaşanıyordu ki, tahminlerimizin kat kat üstündeydi. Dile getirilemeyecek kadar muhteşem bir sahiplenme yaşanıyordu”.
Başbakanımız Davutoğlu, İstanbul’a gelebilen bakanlar, milletvekilleri, İBB Başkanı Kadir Topbaş ve ilçe belediye başkanları ve tabii binlerce Hasan ağabey seveni, tek tek el sıkışarak taziyelerini ilettiler.
Taziye çadırının kalabalık oluşu, namazın vaktinin çok daralması ve izdihamın biraz rahatlaması için Cumhurbaşkanımız Erdoğan direkt camiye geçti.
Ve tabii Hasan ağabeyin son yolculuğundaki en yakın arkadaşı, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dı. Kalp krizi geçirdiği andan itibaren mezarının başına kadar onu yalnız bırakmadı.
……………
Ruhunu İblis’e ikram etmeyen Müminlere soruyorum:
-“Böyle bir nasip önemli değil mi dostlar? Kaç insan böyle bir ölüm ve böyle bir şerefli uğurlanışla nasiplenebilir”?
Bundan on yıl önce;
-“Erdoğan Cumhurbaşkanı olacak ve taziyelere gittiği evlerde, mezar başlarında Kur’an-ı Kerim okuyacak” denilseydi hangimiz inanırdı?
Evet, Hasan ağabeyi “millet-devlet el ele uğurladı”. Elbet bundan daha büyük şahitlik olamazdı. Ruhu için El-Fatiha.







