--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tarihten Bugüne Milletimizde Peygamber Sevgisi

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
1

Dünkü yazımızı okuyanlarımız hatırlayacaklardır.

Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığınca, Büyük Çamlıca Camii külliyesinde bugün açılacak İslam Medeniyetleri Müzesinden söz etmiştim.

Topkapı Müzesi’ndeki sergileme mekânları yetmediği için günümüze kadar depolarda itina ile korunan ve uygun mekân bulununca sergilenen “Mukaddes Emanetlerden” önemli bir kısmını paylaşmıştım.

İslam Medeniyetleri Müzesi’ndeki eserlerin söylediği üç şey var.

Birincisi, İslam tarihinin ve medeniyetinin ne demek olduğunu bir çırpıda öğretiyor.

İkincisi, Müslüman bir toplum olarak asırlardır Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e olan bağlığımız ve sadakatimizin ne sönmez bir sevgi ve muhabbet olduğunu gösteriyor.

Üçüncüsü, Selçuklularda-Osmanlılarda ve günümüzde; kitabımız Kur’an ile bize Kur’an’ı tebliğ eden, dinimize rehberlik eden Peygamberimize olan inancımızın, asırlardır bizi bir arada tutan en büyük güç kaynağı olduğunu anlatıyor.

Osmanlı devrindeki Peygamber sevgisi ve bağlılığı; padişahlardan bütün bir Osmanlı tebaasının her kademesinde her insan tarafından aynı muhabbet, sevgi ve sadakatle sürmüş.

Bugün de hamdolsun Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dan, halkımızın her kademesinde “Elhamdülillah Müslümanım” diyen insanlarımız tarafından eksilmeyen bir şekilde devam etmektedir.

Pek yeri ve vakti değil ama affınıza sığınarak küçük bir ayrıntıyı derç etmek isterim.

Malum bir tek kitabımız var, bir tek dinimiz var, bir tek son Peygamberimiz var ve “Dininizi tamamladım” diye Yüce Allah’ın buyruğu var.

İşte tüm bu hakikatle birlikte; kitabımızın, dinimizin ve Peygamberimizin hakkında gizli olan ve bilinmeyen hiçbir bilgi-belge kalmamıştır.

Hal bu iken, kendilerini âlim(!), kendilerinin dışında herkesi din cahili kabul ederek, Peygamberimizle Kur’an arasındaki bağı koparmaya çalışan çeşitli kişiler mevcut imiş.

Bir de Peygamberimizi ve tebliğ şeklini, zihinlerinde oluşturdukları senaryolarla Kur’an ve Hadis dışında farklı yorumlar yaparak, menfaat temin edenler olduğu söylenmekte.

Yine bir de yeni İlahiyatçılar peyda olmuş.

Onlar da Kur’an’ımızı ve Peygamberimizi, 14 asır öncesinde kalmış olarak kabul edip, ayetlerle sabit farzları, sahih hadislerle sabit sünnetleri, gayesinden uzaklaştırarak; söz-fiil ve beden dilleriyle, farklı bir din uydurmaya çalışıyorlarmış. Rabbim hepsinin şerrinden korusun.

Yıldırım Bayezid’den Sultan Vahdeddin’e kadar Peygamberimize sadakatte ve bağlılıkta bütün Osmanlı Sultanları adeta yarışmışlardır.

Peygamberimiz (s.a.v.)’e hizmette sadece Padişahlar değil, anneleri ve hanımları da yarış halinde olmuş ve pek çok vakıf kurarak maddi-manevi hizmette bulunmuşlardır.

Altı yüz yıllık Osmanlı tarihinde; kuzeyden, güneyden, batıdan, doğudan, Mekke ve Medine’ye tüm hac yollarının güvenliği ve hacdaki güvenlik, Devlet-i Aliye’nin dinimize, kitabımıza ve Peygamberimize bağlılığının bir neticesi olarak en üst düzeyde sağlanmıştır.

Ezcümle:

Madem yolculuktan söz ettik, bu yolculuğun tarihini görerek ve izleyerek yaşamak isteyenlere, İslam Medeniyetleri Müzesi’nin temaşasını tavsiye edelim. 

 

Yorumlar

(1)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

///

8 Nisan 2022 18:13

Hangi millet? Hangi sevgi? Bu kadar emin olma. Ülkenin yarısı kelime,i şahadet getiremiyor.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle