--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sultan Abdülaziz

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Bu haftaki kitabımız, üst başlığıyla “Bir Mazlum Padişah” alt başlığıyla “Sultan Abdülaziz” adını taşıyor.

Sebil Yayınları’ndan çıkan eserin yazarı Kadir Mısıroğlu.

Şu sorunun cevabını merak ediyorum ve bugüne kadar bilene de rastlamadım.

Soru şu:

-“Dünya üzerinde bizim gibi kendi geçmişine ve tarihine düşman EDİLMİŞ başka milletler var mıdır?”

Bizde olduğu gibi diğer memleketlerde de elbette savaşlar oldu, darbeler yapıldı, işgaller yaşandı, katliamlar yapıldı.

Hatta Rusya’da Stalin, insanlığın bir daha şahit olmayacağı soykırımlar yaptı, yine insanın yaşadığı hemen her coğrafyada bu ve benzeri hadiseler meydana geldi fakat hiçbir toplum, geçmişine düşman edilmedi ve unutturulmaya yahut karalanmaya çalışılmadı.

Diğer dünya devletlerinin tarihine bakıldığında görülür ki, Devlet-i Aliyye’yi Osmani’nin adının ve izinin olmadığı veya içinde yer almadığı tarih yok gibidir.

Hâlbuki Osmanlı Devleti’nin insan ve yönetim şekli başta olma üzere; savaştan barışa, ekonomiden kültüre sergilediği medeniyet yolculuğu, başka memleketlerin tarihi yazılırken rehberlik etmiştir.

Biz de ise Osmanlı tarihinin gerçeği ısrarla reddedilmiş, nihayet yeni yeni reddedilen tarihin gerçekleri yazılmaya ve konuşulmaya başlamıştır.

Mesela Cennet mekân II. Abdülhamid Han, Sultan Aziz gibi Cihan Devleti Osmani’nin büyük şahsiyetlerine karşı hâlâ yerli ve yabancı Haçlıların kin ve öfkeleri sürmekte ve bizim tarih kitaplarımız ihanetlerin doğrusunu yazmamaktadır.

Bu zavallılığın çaresi olduğu halde çaresiz kalmanın tek sebebi vardır. Tarihimizi hercümerç edenlerin elinden kurtaramadığımız gibi yazmamız yahut yazdıramamamızdır.

Neyse lafı uzatmayalım ve sözü tarihçi yazar Kadir Mısıroğlu’na bırakarak, Sultan Aziz hakkında eserinde yer verdiği ifadelerini tarihe not düşelim.

“Kaderin, İslam tarihinin en büyük devleti olan Osmanlı’nın yıkılış vetiresinin başlangıcında iktidar mevkiine getirdiği Sultan Abdülaziz Han, milli tarihimizin dev şahsiyetlerinden biridir.

Milletimizin İslam ile yoğrularak kemale erdirdiği şahsiyet ve dünya görüşünün sarsılmaya başladığı bir hengâmede o, asli hüviyetimizi dava etmekte ve bütün menfiliklere karşı çıkmakta, dehşetli bir mücadelenin sembolik ismidir.

Böyle olduğu halde, bütün tahsil hayatımız boyunca, onun kötülenmesi neticesi olarak yukarıda arz edilen gerçeği kavramakta bizim de geç kalmış bulunduğumuzu söyleyebiliriz.

Zira muhafazakâr şahsiyeti dolayısıyla yüzü Batı’ya dönük Yahudi görünümlü düşmanları ve onların devamı olan Cumhuriyet kalemşörlerince haksız ve mesnetsiz bir surette itham edilegelen Sultan Abdülaziz Han hazretlerinin şahsiyeti üzerindeki sis perdesi henüz zail olmamıştır.

O derece ki, cephemizde -haklı veya haksız bir şöhret sahibi bulunan- bazı kalem erbabının eserlerinde dahi o mübarek şahsiyetin kötülenmesi maksadıyla uydurulmuş olan safsataların bir kısmının yer almış bulunması hazin bir gerçektir”.

Eser hakkında: Sebil Yayınları;

0216 553 51 51

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle