--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Son Defa EVET

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Haçlı güçlerin baskı politikası, tarihin her döneminde yaşanmıştır. Bugün de devam etmektedir. Bu güçlerin menfaatleri her şeyin üstünde gelir.

Türkiye’ye karşı kudurganlıklarının sebebi, yıllardır çeşitli şekillerde sömürmelerine dur denildiği içindir.

İçimizdeki yahut oralardaki destekçileri de bu sömürünün bir parçası olarak, onların da menfaatlerinin önüne set çekildiği içindir.

Hıristiyan dünyası bize hâlâ şöyle bakmaktadır. Devlet-i Aliye’yi Osmaniye’nin, Doğu Bizans İmparatorluğuna son vermesi, İstanbul’un fethi, Venedik ve Viyana kapılarına kadar dayanmamızı hazmedememektedirler.

Bu hazımsızlık sebebiyle, Batı bize ezeli düşmandır ve asla güçlenmemizi istememektedir.

Devlet-millet düşmanlarına böylesi kucak açmaları ve her türden teröre destek vermeleri de bu sebepledir.

Batılıların istediği Türkiye, eski Türkiye’dir. Buna örnek olarak, eski Dışişleri Bakanı Kamran İnan’ın anılarından bazı notları paylaşalım.

“Beş sene boyu evinden çıkmayan daimi delege, 4 yıl ikametgâhın eşiğini aşmayan büyükelçi, nezdinde bulunduğu milletlerarası kuruluşlar toplantılarında senelerce ağzını açmayan büyükelçi, daha neler neler…

Yabancı dil bilmeyen bakanların dışarıdaki sergiledikleri manzaralar, Türkiye’ye yapılan ağır muameleler karşısında dahi bakanları yalnız bırakan diplomatlar; ‘baş üstüne efendim’cilikte temayüz edenler yetkililer”.

Eski Türkiye’nin bir de nerede oldukları ve ne yaptıkları belli olmayan ama maaşları tıkır tıkır işleyen, çoğu vakit yurtdışında vazifeli görünüp, burada; “bir tarla bostan yan gel Osman” yapanları vardı.

Kısaca bu halden de bahsetmekte fayda vardır. Yine Kamran İnan’ın hatıralarından.

“Dünyanın her tarafına yayılmış, daha ziyade Batı konforuna iltifat eden renkli ‘Müşavirler’ ordusu. Bir memleket kendi kaynaklarıyla kendine ancak bu kadar ağır darbe indirebilir.

Yabancı dil bilmeyen, temsil kabiliyetinden mahrum bu yüzlerce insanın dış vitrinlere yerleşmesi, Türkiye’ye büyük bir kötülük olmuştur. Koca Türkiye bunların şahsında görülmekte, çaplarına indirilmektedir.

Yılbaşı hindi satış ilanlarını Türkiye ile ilgili haber olarak gören, dil ve müzakere tekniğini bilmeden milyar dolarlık projeleri müzakere eden, nezdinde bulundukları milletlerarası kuruluşlara Türkçe yazı yazan, Münih sokaklarında akşama kadar dolaşan, dışarıya boş gidip, seneler sonra boş dönen, Anadolu’daki susuz köylerin suyunu kendi maddi istikbaline akıtan müşavirler.

Hangi toplantıya ne için gittiğini bilmeyen, NATO Ödemeler Komitesi Türk sandalyesine Amerikan şirketi mühendisini oturtan heyetler.

Bunların Türkiye’ye maliyeti çok yönlüdür; en ağır basan acı yönü ise memleket görüntüsünü tahrip etmeleridir”.

Evet, işte Haçlıların ve içimizdeki uşaklarının istediği Türkiye böyle bir Türkiye idi. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Böyle bir Türkiye olmayacak.

İkinci ve son kez milletimiz “YETER” diyecek ve Yeni Türkiye önce Allah’ın hayırlı nasipleriyle sonra milletimizin ferasetiyle yoluna yürüyecektir.

Her şeyin en doğrusu Allah bilir.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle