Sol Jargon Yerli Milli Her Şeye Düşmandır
Siyasi ve sivil toplum adı altında örgütlenmiş sol jargon, neye nasıl inanıyorsa, imanlarının gereği yerli ve milli olan her şeye negatif bakarlar.
Siyasi kesim ile bunların egemenliği altında kümelenerek hareket eden sivil toplum dernekleri, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ile Emniyet Teşkilatımızı asla kabullenmezler.
Askerimiz ve polisimiz bu vatanın, bu milletin yegâne bekçisi ve savunucusudur. Hem öyle bekçisi ve savunucusudur ki, canlarını feda etmektedirler.
Sol jargon ne kadar askerimizden ve polisimizden hoşlanmıyorsa, amentüsü sağlam milletimiz de; askerine, polisine o kadar sahip çıkmaktadır. İşte aradaki fark budur.
Hatta 28 Şubat döneminde sol kesimin yönettiği hadiselerde bile askere ve polise bunlar kadar hakaret edilmemiştir.
Öğrenciler başta olmak üzere yazar, gazeteci, akademisyen ve iş adamlarımız, sıkı takibata uğrayarak, her türlü imkândan yoksun bırakıldıkları halde, meseleyi kurumlara değil, şahıslara yükleyerek, “Bunlar da geçer yahu” demişlerdir. Geçti de Elhamdülillah!
•
Siyasi temsilcileri CHP ve ittifak ettikleri diğerleri, milletimizden umutlarını kesince solun çeşitlerine sığınmacı oldular.
Siyasi tarihimizde böyle bir “umut” vaki olmamıştır. Medet umanlar ise siyaset çöplüğündeki yerlerinde levha partisi olarak sürdürmektedirler.
Mesela ülkemizin her köyünde, ilçesinde, ilinde yüzlerce asker ve polis şehidimiz vardır. Sol jargona göre şehitlerimizin hiçbir kıymeti yoktur.
İşin garibi, başları sıkışınca da polisimize başvururlar. Korumaları polistir. Yurt içi gezilerinde güvenliklerini askerimiz ve polisimiz sağlar.
Eskiler der ki; “Bir kimse ekmek yediği sofranın altını karıştırmaz”. Sofra altını karıştırmak, “Ben sana ihanet edeceğim demektir”.
Sol kesimler midelerini, cüzdanlarını, halkımızın emekleriyle doldurmaktadırlar. Evlerini, barklarını, olağanüstü zenginliklerini, milletimizin sırtından kazanmaktadırlar.
Tüm bu hakikatlere rağmen asker ve polise karşı husumetleri hiç bitmedi ve bitmiyor.
•
Biraz da kendimize dair söyleyelim. Mesela 50 yıldır zatım için olmakla birlikte, eş-dost için hastanelere gider gelirim.
Doktora muayene olacaksam, önce onun İslam’a düşman olup olmadığına bakarım. Bir şekilde öğrenirim. Eğer din düşmanı ise muayene olmam, yakınlarımı muayene ettirmem.
Çünkü onlar nasıl askerimize ve polisimize karşı duruş besliyorsa, ben de solun her türlüsünden herkese karşı duruşumu ortaya koyarım.
Doktorun dinimize, askerimize, polisimize, vatanımıza düşman olanı, insanı sevemez, sevmez. İnsanı Allah’ın yarattığına inanmayan kişilerde ise insana merhamet olmaz.
Hamdolsun, yukarıda da ifade ettiğim gibi darbeler ve 28 Şubat döneminde, asker ve polisimizden sadece şahıslardan şikâyetçi olmuşuzdur.
Ne Türk Silahlı Kuvvetlerimize, ne Emniyet teşkilatımıza dil uzatmamış, üç beş ayarsızın yüzünden devletin kurumlarına laf etmemişiz, susmuşuzdur.
•
Ezcümle:
Kelamı ehline söyle, işitir, ar eylemez, dört kitabı tefsir etsen ön yargılıya kâr etmez.







