Siyasette güven ve itibar
“Bugün bizle uğraşmayı sürdürenlerin yarın dostluğumuza ihtiyaç duyacağından eminiz. Tüm hesapların üstündeki hesaba inanıyoruz”. Cumhurbaşkanı Erdoğan.
Siyasette lidere güven duyulmasının açık sözlülüğüdür. Dürüst siyasetçi kapalı kapılar ardında başka, halka karşı başka türlü olmamalıdır.
Tüm hesapların üzerindeki hesaba inanan ve güvenen bir siyasetçi; ahlakıyla, vicdanıyla hareket eder ve vatanını, milletini, devletini sahiplenen herkese güven verir.
Bu zaviyeden baktığımızda Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın, sadece ülkemizde değil, hakikatten yana olan tüm dünya insanlığı ile namuslu devlet adamları nezdinde güvenilir olmasının sebebi, siyasette güven ve itibarı en önde tuttuğu içindir.
Bu gerçeğin sağlaması gayet kolaydır. Ülkemizde ve dünyanın çeşitli memleketlerinde bir Erdoğan’ı sevenlere bir de sevmeyenlere bakalım ve adilce muhasebe yapalım kâfidir.
•
Siyasette “güven ve itibar”, hiçbir maddi güçle alınıp satılabilecek bir şey değildir. Güven ve itibar, ahlaklı olmanın diğer adıdır.
Çünkü güven ve itibar hasleti, insana kendini güçlü hissettiren, bir Hak vergisi olan merhamet ve ferasetini açığa çıkaran, doğru yola sevk eden temel bir duygudur.
Güvensizlik hissi, siyaset başta olmak üzere, sadece insanda değil, hayvanlarda bile korku ve öfke uyandıran, duyguları altüst eden bir durumdur.
Siyasette güven ile güvensizliği, günümüz siyasi partilerine bakarak daha iyi anlayabiliriz. Burada isimlerini zikretmeye gerek yok.
20 yıldır R. Tayyip Erdoğan’ın iktidarda olmasının öncelikli sebebi, “güvenilir” olmasından başka nedir?
Siyasi lidere inanmada ve güven duymada milletimizin irfani yargıları vardır. Öncelikle siyasetçinin yalan söyleyip söylemediğine bakar ve inancının boyutunu ölçerler.
Güvenilen liderin memleket meselelerine nasıl sahip çıktığını gözlerler. Memleket ve millet hesabına yapılan işlere diğer siyasetçilerin nasıl baktığını tahlil ederler.
•
Güven; adımız, işimiz, unvanımız, makamımız, maddi varlığımız, şanımız, şöhretimiz ne olursa olsun, bunlara sığınmadan; insan olma haysiyet ve şerefini muhafaza etme samimiyetiyle donanmış bir kimlik ve kişiliğin adıdır.
Böyle bir kimliği ve kişiliği, hiçbir dış tesir etkisi altına alamaz ve zarar veremez. Güvenilen kişi yahut kişiler, çevreleri tarafından itimat edilen insan olarak tanınır, bilinir, inanılır ve yola gidilir, yoldaş olunur, dost olunur, iş yapılır ve güvenli bir ortam sağlanır.
Hepimizin birbirimize güvenmeye ve güvenilmeye olan ihtiyacı, ekmek kadar, su kadar, hava kadar elzemdir.
Bu hakikati göz ardı edemeyiz. İnsan kendi gerçekleriyle yüzleşmeden, başkalarının gerçeklerini hikâye gibi dinler.
•
Ezcümle:
Sırf siyasi ve ideolojik sebeplerle güvenilmeyen siyasetçilere prim vermek, hem kendi adımıza, hem ülkemiz adına bindiğimiz dalı kesmek olur.
Batı destekli siyasi ittifaklar, siyasi tarihimizin kara lekeleridir. Artık bu lekelere prim vermemeli ve bekamıza sahip çıkmalıyız.







