Siyasette edep ve ahlak
Sadece siyasette değil, hangi alanda olursa olsun ahlak kavramından söz etmeye utanır olduk. Milattan önce yıkılmış harabelerden bahsediyor gibiyiz.
Yalnız özellikle muhalefet ve muhalefetin borazanlarının içine düştüğü edep ve ahlak dışılığı, helak edilen kavimleri geçti.
Söylediklerimi reddedenlerin şerrinden Allah’a sığınalım ve “Doğru” diyenlere şunu söyleyelim.
“Acaba bu kişi yahut kişilerin harabeliklerini yaymayıp, yayılmasına alet olmadan hakiki edep ve ahlak kavramı içerisinde mi kalınsa?
Çünkü sizler de biliyorsunuz ki, kötü söz ve fiil, sosyal medya ve diğer medya aracılığıyla çok hızlı yayılmakta ve yediden yetmişe her insanı iğdiş etmektedir.
Oysa akıl insana ahlaklı olmayı telkin eder. Bu telkinden yoksun kişi yahut kişiler, küfürbazlıklarının gereği her türlü iftirayı atmakta, fitne-fesat çıkarmakta ve bir de tüm edep sınırlarını aşarak bunları propaganda malzemesi yapmaktadır.
Bizim dinimiz ve diğer inançlar şunu söyler. “Ahlak kişinin kendisini bilmesidir. Edep ise kişinin dilinin ve kalbinin süsüdür”.
Bu süsün kaybolması, ahlakın edebin kaybolmasıdır. Bu kaybın siyasette olması ise akılları dumura uğratmıştır.
Tehdit dilini kullanan, ahlak ve edepten yoksun bir siyaset dilinin ve sahiplerinin iktidar olduğunu düşünmek, ülkemizin ve milletimizin helaki değil de nedir?
•
Türkiye’de siyasetçi ile politikacı birbirine karıştırılıyor. Siyaset bir yönetim ve idare sanatıdır. Siyasetçi toplumun dini-milli değerlerine sahiplenmese bile saygı duymalıdır.
Politikacı ise hiçbir insani ve dini değer yargıya saygı duymak zorunda değildir. O menfaati neredeyse onun için mücadele eder. Bu ikisi karıştırılmamalıdır.
Politikacılar ahlaktan kaçarlar. Türkiye bir dönem bunları yaşadı ve ahlaktan kaçıldı. Halk iradesini hiçe sayan yöneticiler, ahlakı dinle ilişkili gördü ve dinle mücadele edildi.
Kaçmak yetmedi, ahlakı dini boyuttan tamamen sıyırmak için “etik” diye bir kelime uyduruldu. Ahlak eşittir “etik” olmadığı resmiyette görünse de halkımızda karşılık bulmadı.
Temel meselesi insan ve siyaset olan bir toplumda ahlakın ıskalanması, edebin yok sayılması ve terki, belki o an söyleyeni ucuz kahraman yapar ama amentü sahibi milletimiz nezdinde çaresizlik ve zavallılık halidir.
Siyaset ilminin reddettiği kurallardan birisi de ruh ve beden çatışmasıdır. Günümüz belli siyaset mahallerinde şaşkınlıklarla dolu bir beden ve ruh çatışması yaşanmaktadır.
Oysa milletimizin istediği, siyasetçinin ruhu ile bedeni arasında bir kavganın olmamasıdır.
Siyasi geçmişimiz; geçmişteki iktidarlar, koalisyonlar, darbeler ve vesayetçilerin yönettiği-yönettirdiği devirler nice böyle örneklere şahittir. Şimdi de “Altılı Örgüt” çıktı.
•
Ezcümle:
Eski Türkiye bitmiştir. Milletimiz dönülmesine müsaade etmeyecektir. Ne Batı ne de Batıdan aman dileyenler, eski Türkiye’ye kavuşamayacaklardır.
Siyaset ve ahlak birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Ayırmaya kalkanlar hüsrana, bütünleştirenler zafere koşacaktır.







