--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sis Ve Tuzak

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Zor günler geçiriyoruz. Zorlaştırılan zamanların sisli havalarına ve bu havalarda kurulan tuzaklarla düşülebilmekte.

Her an, dost görünenlerin kin ve öfke yüklü düşmanlıklarıyla karşılaşmaktayız. Deyim yerindeyse; “feleğimiz şaşkınlıkta rüzgârla yarış halinde”.

Memleketimiz yıllardır başını batının iğrenç kıskaçlarından kurtarıp, tam yol ilerlemeye ve kendine gelmeye başlamış; huzur, güven ve istikrara yelken açmıştı.

İşte tam bu sırada, kırk yıl devleti ve milleti kılcal damarlarına kadar kuşatan, “İsrail, ABD ve İngiliz” patentli FETÖ terör örgütünün bin bir maskeli tuzağına düşüldü.

Altı yüzyıllık Osmanlı Devleti ile doksan yıllık Cumhuriyet döneminde onlarca savaş ve darbelere rağmen, böylesi büyük bir tuzakla ilk defa karşılaşıldı.

Millet şaşırdı, devlet şaşırdı. Tahmin edilmeyen ve beklenilmeyen yerlerimizden darp edildik. Aklımızla, dinimizle, dilimizle oynandı, tüm değerlerimiz altüst edildi.

Oysa bizim de olduğu gibi dünyadaki bütün devletlerin savaş ve barış stratejileri vardır. Her devletin tehlikelere ve tuzaklara karşı önlemleri vardır.

Söz konusu tehlikelerin nereden ve nasıl geleceği tahmin edilir, tedbirler alınır ve kolay kolay da tuzağa düşülmez sanırdık ama düştük.

Hem de göz göre göre, “bunlardan zarar gelmez” diye nice değerlerimizi feda ederek; elimizle, dilimizle, paramızla düştük.

Meğer millet ve devlet olarak büyük bir sis içerisinde binlerce tuzakla karşı karşıya imişiz. Allah’ın yardımı olmasa kim bilir şimdi ne haldeydik.

Her akıl sahibi inanır ki, sisli havalarda tuzaklar görülmez. Elbet böyle ortamlarda suçluların yanında suçsuzlar da aynı kategoriye girebilir ve girenlerin olduğu da bir vakıadır.

Evet, haksız yere mağduriyet yaşamak zordur. İftira, yalan ve dedikoduya kurban gitmek, telafisi mümkün olmayan acı verir insana.

Hemen her gün tuzak kurularak iftiralar sonucu işine son verilen veya açığa alınan kimselerin isimlerini duyuyoruz.

Böyle durumlarda teselli edilmek bile kişiyi öfke seline boğar ama sis dağılmadan, bataklık kurutulmadan da gerçeklerin ortaya çıkması zordur.

Yetkililerin de sık sık açıkladığı gibi haksızlığa uğrayan insanlarımızın mağduriyeti giderilecektir. Umudumuz ve beklentimiz odur ki, biraz daha hızlı hareket edilir.

Bu insanlarımız işlerinden olmaktan öte, böylesine iğrenç bir iftiraya veya tuzağa düşürüldüklerine üzülmekteler.

Haksız değiller fakat devlet içeriden ciddi bir felç geçirmiştir. Hareket serbestisi azalmıştır, kime nerede nasıl güvenileceğine dair sarsıntılar geçirmektedir.

Haliyle bu arada olan da masum insanlarımız da zarar görmektedir. Devletin ilgili birimleri, iç ve dış istihbaratlarla sisten ve tuzaklardan kurtulmaya gayret etmektedir.

Bir daha diyelim, mağdurları teselli etmek maharet değil ama “doğru kalmak ve doğru olmak sabır ister”.

Sisten kurtulmak için biraz metanet ve güven.  

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle