--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şeytanın kuklaları ile Allah’ın müminleri

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
3

 

Asrın afetinin dakika dakika yaşandığı, Allah’ın müminlerinin iyiliklerinin devam ettiği, şeytan kuklalarının ise ihanetlerinin sürdüğü günlerdeyiz.

Rabbim devletimize ve milletimize güç versin. Henüz afetin görünen yüzüyle karşı karşıyayız. Bu büyük afetin yaraları ancak milli birlik ve beraberlik içerisinde sarılabilir.

Binlerce şükür ki, Allah’ın müminlerinin olduğu merhamet toplumuyuz. Millet olma ve devlet olma bilincimiz, kültürümüz, mümin olma çerçevesinde gerçekleştiği için şimdiye kadar yaralarımızı sardığımız gibi bundan sonra da saracağımız bir hakikattir.

Bugün sekizinci günündeyiz ve devlet-millet bütünleşmesinin neticesinde bir ve beraber olarak acılarımızı dindirmeye çalışıyoruz.

Deprem bölgesinin her bir noktasında bulunan devletimiz ile sivil toplum kuruluşlarımız ve gönüllü olarak çalışmalara katılan insanlarımız, fert fert Allah’ın mümini olma inancı ve samimiyetiyle, canını dişine takarak var gücüyle mücadele etmektedir.

Bir hakkı da teslim etmeliyiz. Millet ve devlet aleyhinde haber ve yorum yapmayan, yurtdışındaki ihanet şebekelerine kötü görüntüler servis etmeyen; vatanı için, milleti için, haber namusunun sorumluluğunu bilerek sahadan bilgi aktaran haberciler, muhabirler de doğru bilgilendirme adına çok önemli vazife ifa görmüş ve görmektedirler.

Her biri samimiyetle işlerini yapmaktadırlar. Bir kere şeytan kuklalarının aleyhte yaptıkları; yalan, dolan, iftira yığını iğrençlikleri, canlı yayınlarıyla bertaraf etmişlerdir.

Şeytanın kendisinin ve kuklalarının ortak özelliği, Allah’ın mümin kullarının iman ettiği “amentünün altı şartına” karşı inkâr ve şirklerini yayarak ödevlerini yapmaktadırlar.

Eskiler der ki:

“Şeytana kukla olmuşların “evveli ve sonları” yani ahiretleri yoktur. İnanmazlar, iman etmezler. İnansalar bile amel haline getirmez, şerri desteklerler”.

Deprem bölgesinde Allah’ın müminleri canlarını dişlerine takarak gece gündüz demeden büyük bir merhamet duygusuyla çalışırken, çabalarken, şeytan kuklalarının bu gayretleri ve başarıları örtme öfkeleri, şerri desteklediklerini ve şerden yana olduklarını göstermektedir.

Yalnız bu cibilliyetteki kimseler, insanlık tarihi boyunca hep olmuştur ve olacaktır.

Bütün mesele; şeytanlaşmış insanları belleyerek, memleketimize-milletimize vereceği zararları önleyebilmek ve tesirlerini azaltabilmektir.

Televizyonlarında, gazetelerinde, internet sitelerinde ve şeytanın gayyası olan sosyal medya araçlarında sergiledikleri düşmanlıklar, kalplerinin mühürlendiğinin belgesidir.

Şeytan kuklalarının en büyük sermayesi ihtiraslarıdır. İhtirasın olduğu yerde din, merhamet, vicdan susar, akıl kilitlenir, duygular kirlenir.

Bunları hep birlikte gördük, görmeye de devam ediyoruz.

Hakiki şeytanın kıyamete kadar kızıl elması, Allah’ın müminlerini saptırıp Cehenneme yolcu etmektir.

Kuklaların vazifesi ise; sahiplerine layık olarak, nefislerini tanrılaştırma bencilliğiyle her türlü hileye-yalana-iftiraya-bühtana-fitneye, fesada ve benzeri çirkinliklere hırs iştahıyla abanarak, olanca zehirlerini akıtmaktır.

Ezcümle:

Her insan inandığı değerleriyle yaşar. Âdemoğlu var oldukça, şeytan ve kuklaları da var olacaktır. Rabbim sahiplerinin ve kuklalarının şerlerinden tüm insanlığı korusun!

 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

aslan can

14 Şubat 2023 09:27

Cahape fitenin başı.Depremden önce hazırlık yapın diyo bilim adamlarını dinleyin diyo.Fay hattına dere kenarına ev yaptırmayın diyo.Ulan bu fitneci Cahape yok mu...

tatatonga

14 Şubat 2023 07:55

Allahın muminleri tedbirlerini alır müslümanlara acılar yaratmaz.

Kader

14 Şubat 2023 07:47

Bu günlerde bazı kişiler; takdir, kader, imtihan, gibi konulara dört koldan girerek, deprem ve buna benzeri konulardaki ayet ve hadisleri, internetten kopyala yapıştır yaparak, "Bağış'ın deyimiyle" "sallamaya" başlamışlar. Bu iş öyle "imtihan, sabır, takdir" falan denilerek geçiştirilecek basit şeyler değil ne yazık ki. Yüce Allah bizlere, düşünelim, soralım, sorgulayalım diye akıl, fikir vermiş. Kader; Yapılan bir işte, önce gerekli tüm önlem ve tedbirleri alıp, daha sonra takdiri Yüce Allah'a bırakmaktır. Yani, önce tedbiri alıp, sonra takdire havale etmektir. Bozuk zemine, gerekli fizibilite işlemleri yapılmadan, çimentodan, demirden, işçilikten çalarak yapılan binaların, yolların, üst geçitlerin, viyadüklerin, yıkılması kaçınılmaz olup, bu duruma "takdir, kader, imtihan vs" demek yanlıştır. Yine, 40-50 yaşında yorgun, deniz kumuyla yapılmış, demirleri çürümüş binaların yıkılmasını, aynı şekilde kaderle, takdirle, imtihanla tarif edemeyiz. Zemin etütleri yapılmış yerlere, deprem ve inşaat yönetmeliklerine uygun binalar yapıp, ondan sonrasını takdiri ilahiye bırakmak, doğru ve mantıklı olandır. Gayrisi aldatmaca ve hâşâ Allah'a iftira olur.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle