Şeytan ve adamlarının istikameti yoktur
Şeytan ve adamlarının “amentü” üzerine istikameti olmaz. “İstikamet”, sadece inananlar içindir. Çünkü sırat-ı müstakime iman etmişlerdir.
İstikameti reddedenler de Allah’a kul, Rasulullah’a ümmet olamazlar. Haliyle şeytanın adamı olup, onun arzularını yerine getirirler.
Şimdi bu zaviyeden, Ensar Vakfı ve üzerinden çeşitli hayır kurumlarıyla insanlara karşı ittifak edip, şeytani şarlatanlıklarını saçıp savuranlara bakalım.
Hangisinin paçasından kendi pislikleri akmıyor? Hangi halleri, hangi icraatları, hangi sözleri, insana ve insanlığa uygundur?
Devekuşu gibi kendi gerçeklerini örttüklerini zanneden bu zavallılar, kendi akıttıkları şer ırmağında yüzdüklerinden, nasıl bir kirlilik içerisinde boğulduklarını göremiyorlar.
Malum şer ittifakının niyeti apaçık ortadadır. Bu gerçeği görmemek, şeytana tabi ve teslim olmanın tapusudur.
¥
Şer ittifakının gaye ve hedefinde; “Hak ve Batılın” “kara ile akın” mücadelesivardır. Bu mücadele, insanlık tarihi ile başlamış ve sürekli olacaktır.
Dünya hayatının gereği böyledir. Kıyamete kadar bitmeyecektir. Mümin, müminliğini, kâfir kâfirliğini, münafık münafıklığını yapacaktır.
İnançsızlığı sürdürmek isteyenler, elbet kendilerine eleman temin edeceklerdir ve inananlara karşı vazifelerini yapacaklardır. Bunun karşısında inanç da varlığını koruyacaktır.
Adamlarını bilemeyiz ama şeytan, inanmanın ve iman etmenin eninde sonunda galip geleceğini pekâlâ bilmektedir.
Bu sebeple “sur’a üfleninceye kadar ne yapabilirsem” diye son çare olarak kıyamete kadar süre istemiştir. Geçelim.
¥
İmanın ve inanmanın fazileti, ilk insandan bu yana Peygamberlerimizle perçinlenmiş ve değişmez amentü insanlığa tebliğ edilmiştir.
Her kavme gelen Peygamberlerimiz, inananlarla ve inkâr edenlerle karşılaşmış fakat davalarından zerre kadar taviz vermeden görevlerini yerine getirmişlerdir.
Elbet şer cephesi de hız kesmeden vazifesini yapmıştır. İstikamet üzere olan müminleri yoldan saptırmak için hiçbir ayrıma gitmeden, kötülüğün her çeşidiyle ittifak etmişlerdir. Günümüzde bu ittifakın tezahürleri görülmektedir.
Normal bir anne ve babadan dünyaya gelmiş, içinde zerre kadar merhamet ve vicdan taşıyan bir kimse, asla böyle bir sapkınlığı onaylamaz.
Malum sapkınlık hadisesini bahane ederek yapılan yayınlara, konuşmalara ve şeytan üssü sosyal medyaya bakınca, şer cephesinin niyetinin bu sapkınlıktan farkı olmadığı, aklıselim sahibi insanlar tarafından görülmektedir.
¥
Şeytanın başarılı olduğu sahalardan birisi de kişilerin ruhlarını kendilerine kirlettirmesidir.
Ruhlarını kendi dil ve kalpleriyle kirletenler, öncelikle Allah’a isyan ederler, sonra da bu isyanlarını yine şeytanın koordinesinde icra ederler.
Kısacası esas olan şudur:
Müminler bilir ki, Kur’an ve İslam, Allah’ın muhafazası altındadır. Yalnız insanların veya toplumların istikametini koruması, bu garantinin altında değildir.
O nedenle Müslümanlar bir ve beraber hareket ederek, Allah’ın muhafazası altındaki kitaba ve dine sımsıkı sarılıp, şeytani ittifaklara karşı temkinli olmak zorundadırlar.







