--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sevgili bekler gibi siyasetçi ve bürokrat yolu gözlemeyelim

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Dostlardan Bilal Arıoğlu bayram içinde bir yazı gönderdi. Yazıyı kaleme alan isim, İlim Yayma Cemiyeti Çanakkale Şubesi Başkanı Nimetullah Akın.

Candan, samimi, riyasız ve “dost acı söyler ama tatlı bitirir” usulünden yol vermiş kelimelere. Özetleyerek paylaşmak isterim.

Her şey adımızın STK olması ile başladı sanırım. “Burası nedir evladım” diye soran Hacı amcaya; “Biz kamu yararına çalışan STK’yız amca” diyorum.

Amca anlayamamanın verdiği mahcubiyetle; “Af buyur evladım, anlayamadım cahilliğime ver” diye cevaplıyor.

Gönenli Mehmed Efendi’ye dair anlatırlar.

Allah gani gani rahmet etsin hoca sabah namazını Sultanahmet Camii’nde kıldırdıktan sonra Tahtakale’ye, Mercan Yokuşu’na doğru yola koyulurmuş.

Kapısını besmele ile açan esnafa ilk selamı o verirmiş. Ardından hocayı tanıyanlar günlük sadakasını, bağışını teslim ederlermiş.

Öyle güven bunalımından falan bahseden olmazmış. Hoca âdeti gereği, yatsı namazını kıldırdıktan sonra ihtiyaç sahibi öğrencilere yardımları dağıtırmış.

Dedim ya adımız “Kamu Yararı STK.” Ancak önce kamudan koptuk. Çayını içtiğimiz esnafa uğramaz, hatırını sorduğumuz mahalle insanını göremez olduk.

Hacı amcanın; “Evladım gönlümden koptu” diyerek uzattığı 50 TL’yi belediyeler yahut Kamu Ajanslarından aldığımız desteklerle karşılaştırdık.

Gönlünü bağışlayan anneler, dedeler, mahalle esnafı, gözümüzde küçüldükçe küçüldü. Biz artık STK olarak siyasetçinin, bürokratın umut vaad eden yüzüne meftun idik.

Büyük işler yapacaktık çok büyük. Bunun için inanılmaz bir görünürlüğe ihtiyacımız vardı. Afişlerle billboardlara, kırlangıçlara, flamalara çektik besmelemizi.

Artık nereye baksak resmimiz nereye dönsek izimiz vardı. Kamu yararı STK olarak caddelerde, AVM’lerde, büyük konferans salonlarındaydık.

Büyük planlarımız, ateşli söylevlerimiz vardı. Önemli konuklarımızı hatırı sayılır paralar ödeyerek en güzel şekilde misafir ediyor, faaliyetlerimizle ses getiriyorduk.

Derken mahalleyi, gönül dostlarını çıkardık dünyamızdan. Güzel kıyafetlerimizi giyip, siyasetçi ve bürokrat peşinde koştuk.

Bizim Hacı amca, gönlünden kopan 50 TL’si ile öylece kalakaldı. Sloganımız; “Büyük işler büyük paralarla döner azizim” oldu.

Allah rızası için koşturan bizler, kamu malı konusunda bu tür uyarılar alma üzerine hiç kafa yorduk mu bilmiyorum.

Kamu yararı STK olarak geldiğimiz noktada bereket ve gönlün yerini, hareket ve talimat aldı. Gelin dostlar vakıf evine dönelim, yani gönlümüze.

Mahallemizin ivazsız, garazsız, ajandasız, muhlis yüreklerine dokunalım. Birbirimizin omuzuna dokunalım. Birbirimizin gözüne bakarak hayırda yarışalım.

Sevgili bekler gibi siyasetçi ve bürokrat yolu gözlemeyelim. Onların yükü zaten ağır. Yük olmayalım, yük alalım.

Nimetullah Akın’ın haklı serzenişini, Âşık Agahi’nin şu dizeleriyle tamamlayalım.

Agahi karışır kanlı yaş ile
Dost bulunmaz hayal ile düş ile
Yetilmez menzile bu gidiş ile
Hemen aşk atına binip sürmeli

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle