Senirkent Faciası
CHP’nin karnesine dair notlar, devletin tüm arşivlerinde vardır. Bu arşivler niye raflarda durur da kamuoyuna açıklanmaz anlamam gider?
Mesela birisi, tarihi “Senirkent Faciasıdır”. Öte yandan; Mersin Aslanköy, Van Özalp, Diyarbakır Karaköprü hadiseleri ve niceleri, CHP tarihinin yüzkaralarındandır.
Bu millet ve devlet neler gördü neler yaşadı da maalesef bir türlü enine boyuna anlatılamadı. Bu gidişle toplumun ve devletin hafızasından kaybolacak.
Milli iradenin gasp edildiği tarihin sonu 1946 seçimleridir. “Açık oy gizli tasnif” gibi hiçbir dünya toplumunda görülmemiş seçim şeklidir.
Senirkent Faciası hakkında çeşitli araştırmalar yapılmış, yazılar yazılmış ama unutulmak üzere raflara bırakılmıştır.
Yerli ve milli iradenin sürmesi için böyle hadiseler gündemde tutulmalı ve üzerine sinema filmleri, belgeseller yapılmalıdır.
•
Araştırma yapacaklar için kısa bir hatırlatma yaparak tarihe olan görevimizi yerine getirelim.
Senirkent, o tarihte Isparta’nın Uluborlu ilçesine bağlı bir bucaktır. Şimdi ilçedir. Senirkent’te Demokrat Partiye ezici çoğunlukla oy çıkar ve olanlar olur. Demokrat Partili olarak belirlenen vatandaşlar ağır işkencelere uğrarlar.
Facia, 18 Ocak 1947’de Senirkentli 13 vatandaşımızın noter aracılığıyla TBMM Başkanlığına ortak imza ile gönderdikleri bucak müdürü ve jandarmayı şikâyet eden mektubuyla ortaya çıkar.
Senirkentli vatandaşlar TBMM’ye gönderdikleri mektupta; “Suçları olmadığı halde, bucak müdürlüğünü vekâleten yürüten komiser Halil Altınay ve jandarmanın kendilerine 2 aydan beri çeşitli bahanelerle sistemli olarak işkenceye tabi tuttuklarını belirtirler.
Bu mektubun tam metni 28 Ocak’ta Tasvir Gazetesinde yayınlanır ve vakıa bütün Türkiye’de infial meydana getirir.
•
Hadisenin pek çok şahitleri vardır ama olayı Senirkent Gazetesi’nin başyazarı ve sahibi olan Kemal Cabioğlu şöyle anlatır: (Dünya Bülteninden alıntıdır. 3 Nisan 2014)
“1946’da DP’nin (Demokrat Parti) ilk taşra teşkilâtı Isparta Senirkent’te kurulmuştu. E, o zamanın Isparta valisi de Cumhuriyet Halk Partili... Vali buna çok öfkelenmiş ve hemen karakol kumandanına emir vermiş: “İyi bir ders verin şunlara!”
Jandarma karakol komutanı da kapıkulu, valinin bir dediğini iki eder mi? Kendince Senirkentlilerin dersini vermiş. Nasıl mı? Şöyle:
Jandarmalar, Senirkent’teki Demokrat Partililerin ileri gelenlerinin ağzına gem takmışlar ve sırtına binmişler deh diyorlar, kamçı kötek!..
Öyle vurup kan ter içinde bıraktıktan sonra zavallı adamları, hayvanların su içtiği hatıllara yatırıyorlar, bir de onun içinde dövüyorlar!..
Sonra ölmüş hayvan leşlerinin işkembelerini Senirkentlilerin başlarına geçiriyorlar filan derken bu facia oldu. Senirkent faciası...”
Bu olayı o günkü basın duyurmadı. Uzun uğraşlardan sonra geçmiş dönemde Erzurum mebusluğu yapan ve İstanbul Noteri olan Hüseyin Avni Ulaş, noter kanalıyla basına duyurdu. Sonra Senirkent sembol oldu”.
Evet, işte bir CHP zihniyet klasiği!







