Şemsi Sîvasî Hz.leri
Anadolu baştanbaşa Allah dostlarıyla, velileriyle doludur. Manevi olarak bütün bir Anadolu’nun bekçileridirler.
Tabi söylediklerimize inananlar olacağı gibi inanmayanlar da olacaktır. İnanmayanları inançlarıyla baş başa bırakarak sözümüzü inananlara diyelim.
Sivas’ta, Meydan Camii’nin haziresinde medfun Şemseddin Sîmavi veya Şemsi Sîmavî Hz.leri, Tokat/Zile Sivas/İstanbul ve tekrar Sivas’a gelip maddi-manevi hizmetlerini sürdürmüşlerdir.
Ailesinin kökeni ise kendi divanında belirttiği gibi; “Sefer kıldım giderem dost iline. Esen kal hey Semerkand u Buharâ”dır.
Tasavvuf tarihimizde “Üç Şems” olduğunu hatırlatarak, Şemsi Sîvasî’nın hayatına kısaca yer verelim.
“Üç Şems”ten ilki, Rükneddin Sencasi yahud Şihabeddîn Tebrizî veya Baba Kemal hazeratından birinin işaretiyle, Mevlana’yı irşad etmek için gelen Şems-i Tebrizi’dir.
İkincisi, Fatih Sultan Mehmed ile İstanbul’un fethine katılan Hacı Bayram-ı Veli Hz.lerinin halifesi “Ak Şemseddin”dir.
Üçüncüsü ise “Eğri Gazası” Fatihi Sultan III. Mehmed Han ile Eğri seferine iştirak eden “Kara Şems”, yani Şemsi Sîmavî’dir.
•
Şemsi Sîvasî üzerine bir eser hazırlayan Dr. Özden Aydın, şu bilgileri verir:
“16. asrın sonları ile 17. asrın ilk yarısına damgasını vuran, üç Şems’ten biri olarak kabul edilen Şemseddin Sîvasî’nin künyesi Ebu’s-senâ, lakabı Şemsü’d-Dîn, ismi Ahmed, mahlası Kara Şems’tir.
Ömrünün büyük bir kısmını Sivas’ta geçirmesinden dolayı “Sîvasî” nispetiyle şöhret bulmuştur. Tokat’ın Zile ilçesinin Silis (Güzelbeyli) köyünde dünyaya gelen Sîvasî, ilk tasavvuf eğitimini Halvetî şeyhi olan babası Ebu’l-Berakat Muhammed’in yanında almıştır.
Kanunî Sultan Süleyman’ın Sivas valisi olan Koca Hasan Paşa’nın davetiyle, 34-35 yaşlarında Sivas’a yerleşmiş ve irşad faaliyetlerini vefatına kadar burada sürdürmüştür.
III. Mehmet ile Eğri seferine katılmış, savaşta yaralanmış ve Sivas’a gelişinden kısa bir süre sonra da vefat etmiştir.
Çok sayıda halifesi ve dervişi olan Şemseddin Sîvasî, ömrünün 50 senesini vaaz ve nasihatle geçirmiştir. Vefatından sonra yerine oğlu Pîr Mehmet Efendi geçmiş ve bu vazifeyi iki sene kadar devam ettirmiştir.
Pîr Mehmet Efendi’den boşalan irşad makamına Şemseddin Sîvasî ile birlikte Sivas’a gelen yeğeni ve aynı zamanda damadı olan Recep Sîvasî geçmiştir.
Recep Sivasî’den sonra Zile’deki tekkede şeyh olan Şemseddin Sivasî’nin yeğeni Abdülmecid Sîvasî, Sivas’a davet edilerek posta oturmuştur.
Abdülmecid Sîvasî, Sultan III. Mehmet’in davetiyle İstanbul’a gitmesinden sonra Şems-i Sîvasî tekkesinde sırayla Şemseddin Sîvasî’nin postuna Şeyh Hasan Efendi ve Şeyh Müeyyed Efendi oturmuştur.
Sivas’taki Şems-i Sîvasî asitanesi, irşad faaliyetlerini Şeyh Müeyyed Efendi’den sonra 1925 yılındaki Tekke ve Zaviyelerin kapatılmasına kadar devam ettirmiştir.
Şeyh Abdülmecid Sîvasî’nin İstanbul’a gelişiyle birlikte Şemsiyye-Sivasiyye kolu, İstanbul Eyüp Nişanca’daki asitane ile faaliyetlerine devam etmiştir”.
•
Ezcümle:
Mana âleminde boşluk yoktur vesselam.







