Şehristan (1)
Bu haftaki kitabımız, Pursaklar Belediyesi tarafından yayınlanan “Şehristan” isimli bir eser. Mehmet Kurtoğlu yazmış.
Köy kökenli toplumlar için “şehir” ismi her zaman cazip olmuş ve sevilmiştir. Bizim toplumumuzun da çok önemli bir kesimi köy kökenlidir.
Kadim şehirlerimizin dışındaki irili, ufaklı pek çok şehrimiz, köy kökenli; gelenek, görenek, örf ve adet gereği kurulmuş ve yaşanmaktadır.
İyi veya art niyetle kimi zaman çeşitli mecralarda sözü edilen “çarpık şehirleşme”ifadeleri, bu hakikate örnektir. İşin garibi çarpıklaşmanın müsebbibi de eleştirenlerdir.
“Ayağımız çamurdan, sırtımız soğuktan kurtulsun” diye inşa edilmiş şehirlere şehir denilmez. Onların adı “kent”tir yahut “kend”dir.
Tarihimizin neşvünema bulduğu şehirlerimizin dışındaki genel şehir fotoğraflarına baktığımızda, şehirden ziyade büyük köyler olduğunu görürüz.
Hele son zamanlarda şehirlerimiz, gökyüzünü delercesine yukarı doğru çıkan toplu mezar plazalarıyla çepeçevre sarılmıştır. Buralara şehir denilmez.
Bizim iki şehircilik tarihimiz vardır. Birincisi, “Cumhuriyet öncesi şehirciliğimiz”. İkincisi, “Cumhuriyet sonrası şehirciliğimiz”.
Cumhuriyet sonraki şehircilik tarihimiz, insan ve medeniyet açısından, fersah fersah uzaktadır. Hatta Cumhuriyet öncesi kurulmuş şehirlerimizin doğasını da bozmuş ve bozmaya devam etmektedir.
•
Neyse laf uzayacak, Pursaklar Belediyesinin emeğine yazık etmeyelim ve atalarımız Selçuklular ile Osmanlıların kurduğu şehirlere küçük bir örnek verelim.
Selçuklular ve Osmanlılar, boylar halinde Anadolu topraklarına intikal ettikten ve tam olarak yerleşmeye karar verdikten sonra obalarından çıkarak kadim şehirleri kurmuşlardır.
Yıllarca; eğitimden kültüre, sanattan tarihe hemen her cephede reddedilen ve reddedilmeye çalışılan Selçuklu ve Osmanlı medeniyetinde, şehir merkezleri öncelikle büyükçe camilerle donanmıştır.
Camilerin dört bir tarafı ise hanlar, hamamlar, çarşılar, okullar, kütüphane, hastane, karakol ve halkın sosyal ihtiyaçlarını karşılayan diğer yapılarla çevrilmiştir.
Şehrin merkezini birbirine bağlayan mahalli ve şehirlerarası yollardan itibaren de mahalleler oluşturulmuştur.
Şimdi bu şehirlerden kaç tane var derseniz? Tahrip edildiği kadar, korunan ve korunmaya devam edilen birkaç tarihi şehrimiz vardır.
Yalnız tarihle turizm birbirine o kadar karıştırılmakta ki, bazı tarihi şehirlerimiz turizmin hovardalığına kurban gitmekte.
Mesela bunlardan birisi Ankara’nın Beypazarı ilçesidir. Bayramda gördüm. Tarihi şehir turizme feda edilmiş adeta. İnsan ilişkileri “turist ve para” ikilisi arasında sürüyordu.
İnsanlara “para” diye bakılıyor. İnsanların yürümesi gereken sokaklarda arabalar yüksek derecede müzik ve gaz pedalıyla cirit atıyor. Geçelim.
•
Ezcümle:
Tarihi bilinmeyen ve sahiplenilmeyen şehirler, harman gibi savrulmak zorundadır. Bir ülkenin gelişmişliği ve refah düzeyi, plazalarla ölçülmez, maalesef rezidanslarla ölçülmekte.
Pursaklar Belediyesinin yetkilileri kusura bakmasınlar. Güzel bir proje başlatmışlar, esas onları yazacakken, şehir ve şehircilik meselesine daldık gitti.
Neyse yarın da devam edelim.
Bilgi için Pursaklar Belediyesi:
0312- 328 68 00







