Şehir ve Kimlik
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ile Kilis 7 Aralık Üniversitesi, Sivas’ta “Şemseddin Sivasi” anısına 3-4 Kasım günleri, “Şehir ve Kimlik Sempozyumu” düzenliyor.
Nihayet üniversitelerimiz gerçek kimliğine dönüştü. Okulların ve sınıfların dışına çıkmaya ve memleketimizle, milletimizle, kültürümüzle, sanatımızla, tarihimizle, ekonomimizle ilgilenmeye ve bilgiyi kıskanmaya değil, paylaşmaya başladı.
Ayrıca bu tür programların, İstanbul ve Ankara gibi büyük illerimizden ziyade, Anadolu’ya yayılması sevindirici bir durumdur.
Bu hal; yerli-milli yönetici ve hocaların, öğrencilerin ufuklarını doğru yöne sevkiyle ilgilidir. Bu ülkenin sahipleri olarak; memleket insanı, millet insanı olmadan, dünyaya anlatılabilecek hikâyemiz olamaz.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alim Yıldız ile Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Doğan Karacoşkun’u tebrik edelim.
•
“Bir beldede Cuma namazı kılınıyor ve çarşısı varsa, orası şehirdir” denilir. İslam şehirleri veya Müslümanların çoğunluğunun yaşadığı şehirler böyledir.
Bir şehri düzenleyen ana unsurların başında, şehrin orta yerinde cami yer alır. Çevresinde ise okulu-çarşısı-hamamı-çeşmesi-imarethanesi-şifahanesi ve benzeri sosyal tesisler bulunur ki, şehir bu ana külliye etrafında gelişerek büyür.
Merhum Turgut Cansever, İslam şehirlerinin, insanlık tarihinin çok müstesna ürünü olduğunu söyler. Ve yine Cansever:
-“İslam genellikle zannedildiği gibi kırsal bir kültür değil, bir şehir kültürüdür. İslam şehirde gelişmiştir ve bir şehirden başka bir şehre yerleşmesi; dinin karakterini, takvimini belirlemiştir” der.
•
Selçuklu ve Osmanlı şehirlerinin kuruluşlarına bu zaviyeden baktığımızda, şehrin imarının insanın imarı olduğunu ve insanı öncelediğini görürüz.
Yine Selçuklu ve Osmanlı şehirlerinde evlerin dış mimarisiyle iç mimarisi, özellikle aile içi iletişim konusunda medeni ölçüler içerisinde neşvünema bulmuş, bütünlük sağlamıştır.
Evden mahalleye çıkıldığında ise mahalle adeta herkesin ikinci evi konumundadır. Mahalle; büyük bir ailenin sokakları, caddeleri, dükkânları, ibadethaneleri olan evleri gibidir.
Emniyet ve güven başta olmak üzere şehrin bu hali, insana elbette bir kimlik ve kişilik vermektedir. Kişiliksizlik ve kimliksizlik örneği, mahallelerde yaşamadığı gibi şehrin bütününde de kendisine yer bulamaz.
Osmanlı devrinin parlak dönemlerindeki mahallelerde istenmeyen hadiseler, karakollara düşmeden, mahallenin ileri gelenleri tarafından halledildiği, o tarihleri kaleme alan seyyahların kitaplarında yer alır.
•
Ezcümle:
“Şehir ve Kimlik Sempozyumunda” insan ve şehir üzerine çok güzel konular ele alınmış. Bu çerçevede üzerinde durulması gereken hususların başında; “Sağlam bir kişilik ve kimlik nasıl verilebilir ve nasıl anlatılabilir” olmalıdır.
Bir şehrin yaşanılır kılınabilmesi için öncelikle orada yaşayan kimselerin barındıkları, çalıştıkları, beslendikleri şehre aidiyet duygularının perçinlenmiş olması lazımdır.
Üniversitelerimizin, belediyelerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın kolektif şekilde bu meseleyi önemsemeleri ve tatbikata koymaları elzemdir.
İşte Sivas’ta düzenlenen sempozyum güzel bir örnektir vesselam.







