Şehir Devlet Gibi Üniversite
Bizim geleneğimizde bir yudum su ikramına bile “Devletli ol” denilir. Bunun birçok manası vardır. Yerine, zamanına ve meselenin şekline, şimaline göre değişebilir.
Esas özünde ise “Berhudar ol, devlet gibi ömrün uzun olsun” manası daha yaygındır. Bir yudum su ikramı ile devlet arasında irtibat kurmak, sadece bizim medeniyetimize has bir durumdur.
Dünyanın hiçbir toplumunda böyle bir anlayış göremeyiz. Çünkü bizde devletin sahipliği “amentü” inancı ile eşittir.
Bugün bu eşitliğe karşı 1839’dan beri mücadele edilmektedir. 185 yıldan bu yana millet devlet bütünlüğü sürekli dinamitlenmiş, Batı’ya peşkeş çekilmiş, bunlar yetmemiş, planlı şekilde kargaşa sürmüş, darbeler olmuş, yetmemiş terör örgütleri kullanılmış ve halen kullanılmakla birlikte TBMM’de bile temsilcileri vardır.
Ne yaparlarsa yapsınlar, milletimizin “amentüsüyle kurduğu devletini” birbirinden ayırmaları imkânsızdır. Amentüsü giderse devletinin gideceğini, devleti giderse amentüsünün gideceğini bilir.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın devlet direksiyonunun başına geçtiği yıllara kadar bu ihanet çemberleri hep döndürülmüş durmuştur. Halen de döndürülmek istenmektedir.
•
Söz uzadı yazının başlığına geçemedim.
Malum birkaç gündür Burdur izlenimlerimi yazıyorum. İstiklal ve İslam Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un doğumunun 150. yılı münasebetiyle aynı ismi taşıyan üniversitede icra edilen programlardan söz etmiştik.
Bugün de üniversiteden bahsetme niyetindeyim.
Üniversitenin bir önceki rektörü olan ve halen Ak Parti Burdur Milletvekili Prof. Dr. Âdem Korkmaz, Burdur’da üniversiteyi öyle bir düzenlemiş ki, adeta küçük bir şehir devlet haline getirmiş.
Mevcut Rektör Prof. Dr. Hüseyin Dalgar da Âdem Bey’den aldığı bayrağı daha ileriye taşıma gayretiyle çalışmakta ve üniversite her geçen gün yenilenmeye ve gelişmeye devam etmektedir.
Üniversite şehir merkezine 10 kilometre uzaklıkta muhkem bir arazide kurulmuş. İçerisinde fakülte binaları, öğrenci yurtları, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki kütüphanenin küçük bir modeli olan ama Burdur için büyük bir kütüphane ile alışveriş merkezi, beş yıldızlı otel ve sosyal tesislerden oluşan sistemli ve planlı bir şehir görünümünde.
Evde-okulda-çarşıda-kütüphanede, bir öğrenci neye ihtiyaç duyarsa, tüm ihtiyaçlar kampüs içerisinde karşılanmaktadır.
Ayrıca bu imkân ve hizmetlerden sadece öğrenciler değil, şehre gelen misafirlerle bütün bir Burdur halkı yararlanabilmektedir.
•
Çok daha önemli bir hususu paylaşmak istiyorum. Burdur, mermer başta olmak üzere hayvancılık ve tarım bakımından zengin illerimizdendir.
Üniversite yönetimi dev bir arazide çiftlik kurmuş; buğdaydan, arpaya, küçük ve büyükbaş hayvancılıktan tutun da Avrupa’nın en büyük hastanesi olan hayvan hastanesini kurmuş ve tedaviler yapmakta.
Ezcümle:
Mevsimine göre çiftlikte üretilen ürünler okulun ihtiyaçlarını karşıladığı gibi Burdurluların istifadesine de sunulmuş, kampüste ve çarşıda mağaza açılmış.
İşte bu anlayış, tam da “amentü ile devleti” bir görme inancının belgesidir.







