--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şefkat ve Merhamet Yumağı Küçük Adam

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Boyu küçük ama aklı, yüreği, gönlü, kalbi, zirvesi görünmeyen dağlar kadar olan adam, tam bir şefkat ve merhamet yumağıydı.

Onun merhamet ve şefkat tarafını gösteren yazıları çoktu. Kendisi ağlayarak yazdığı gibi okuyanları da ağlatırdı.

Genelde hep celalli yönlerine vurgu yapıldı fakat bu hali, imanının kükreyişiydi ve onun sahip olduğu imanı taşıyan herkes aynı şekilde kükreyebilirdi.

Hatasız mıydı? Kusursuz muydu? Elbet hayır! Hata ve kusur insana hastır, bunu en iyi o bilirdi. Hatasını ve kusurunu derhal kabul edip, ivedilikle özür dilemesini bilirdi.

Merhamet ve şefkatinden söz ederken, sadece insana değil, kâinatta var olan tüm canlılara ve hatta iyi niyetle yapılmış cansız varlıklara dahi “insan emeği var” diye muhabbet beslediğini söylemeliyim.

¥

Merhamet ve şefkat sahibi kişilerin belirgin özelliklerinden birisi de nezaketli oluşlarıdır. Nezaketi konusunda “Hasan ağabeyin eline kimse su dökemez” desem yeridir.

Mesela gazetede kendisiyle birebir veya dolaylı olarak yıllarca mesai yapmış arkadaşlarımız vardır.

İsteyerek ve bilerek, nefsine yenik düşerek, enesine mağlup olarak, bir tek kişinin kalbini kırdığı vaki değildir.

Özür dilemesini bilen insandan zarar gelmez. Haksızlık yaptığında öyle bir özür dilerdi ki, gözyaşları kirpiklerinin ucundaydı.

Af dilemekle kalsa iyi, kendini affettirinceye ve helallik alıncaya kadar o meselenin takipçisi olurdu.

¥

Oğlu Fatih Karakaya, definden önce gazetemiz binasının önündeki helallik merasiminde şöyle demişti.

-“Sizlerin ve okuyucularının tanıdığı Hasan Karakaya ile evdeki baba Hasan Karakaya arasında çok büyük farklar vardır.

Baba Hasan Karakaya, şefkat ve merhamet denizinde yüzüyordu. Ailesine karşı müşfikliği anlatılamaz. O sert ifadelerin sahibi, evde son derece munis ve babacandı”.

¥

Yeri gelmişken dünkü “Taziye Çadırı” başlıklı yazımdaki bir eksiğimi gidereyim.

Taziye çadırında başsağlığı dileklerini kabulde, tabi aynı mekânda Hasan ağabeyin kardeşleriyle birlikte, kıymetli hanımı Aysel abla, oğlu Fatih ve kızı Ayşenur ile yakın akrabaları da vardı.

Yine şunu da kaydetmeliyim. Hasan ağabeyin manevi yükünün altında yaşamak hakikaten büyük fedakârlık isteyen bir emektir.

Allah ailesinden ve gazetemiz sahiplerinden razı olsun. Hasan ağabeyin arkasında dağlar gibi durdular. Ondaki şefkat ve merhametin sürekliliği, bu destek sayesinde sürdü.

¥

Ezcümle:

Hasan Karakaya’nın şöhretine sahip hiçbir gazeteci, asla “Bir hırka bir lokma” felsefesine katlanamaz, katlansa da ailesi kabul etmeyebilirdi.

Oysa Hasan ağabey tüm hayatını; “varlık içerisinde kanaat sahibi ve haddi aşmama hali” olan “Bir hırka bir lokma” düsturuyla yaşadı ve paylaştı.

Velhasıl; ebedi âlemde nasıl karşılanacağımız, bu dünyadan nasıl uğurlandığımızdan belli olur. Ruhu için El-Fatiha.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle