Seferberlik Mahşeri
“Sen ki, İslâm’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın”. Çanakkale Şehitlerine/Mehmed Akif Ersoy
•
Bu haftaki kitabımız, Ötüken Yayınları’ndan. İlk eserin adı, S. Burhanettin Kapusuzoğlu’nun kaleme aldığı “Seferberlik Mahşeri” ismini taşıyor.
Yozgat özelinde yazılan bu “Seferberlik Mahşeri”, aslında yurdumuzun her metrekaresinde yaşanmış, topraklarımızın tapusu şehitlerimizin hayatlarıdır.
Gönül arzu eder ki, diğer şehir, ilçe, belde ve köylerimizdeki seferberlik hatıraları da yazılabilsin ve belgeselleri çekilebilsin.
Kapitalizmin esareti altında yayın yapan televizyoncular, keşke vatana ve millete hizmet boyutunda bu işlere eğilebilseler. Geçelim.
•
Ötüken’den çıkan diğer eserlerin adlarını zikrederek, tekrar “Seferberlik Mahşerine” dönelim. Yine aynı yazarın, “Yozgat’ın Üç Sırlısı” adlı kitabı. Merhum Şükrü Karaca’nın “Dünyayı Dolduran Kiraz” isimli romanı. Merhum Tarık Buğra’nın, “Ayakta Durmak İstiyorum” adlı tiyatro eseri. Ercan Ata’nın “Son Bisküvi” adlı öykü kitabı.
“Seferberlik Mahşeri” şu ifadelerle okuyucuyla buluşuyor:
“Devlet-i Aliye’nin ikbal güneşi gurûb etmek üzeredir! İkbâl zamanları yerini çoktan idbâra bırakmıştır.
Beşer takatinin tahammül hududu zorlanarak, bütün vatan ufku adeta bir sabır talimgâhına çevrilmiştir.
Göz açtırmayan harpler, yakmadık sîne, batırmadık ocak bırakmamış, her karış vatan toprağı mutlaka mübarek bir Mehmed’e bağrını açmıştır!
Mehmedler çıktıkları yolun mahşeri andırır bir meydana vardığının şuuru içinde, hayat ile mematın, varlık ile yokluğun sırrına âgâh olarak, zor zamanda ateşle imtihan edilmişler, gâhi çöl sıcağında kavrulmuşlar, gâhi aşılmaz dağ başlarında bir beyaz ölüme tebessüm etmişler, gâhi ufacık bir karada ehl-i salibin son savletini kırmışlardır!
Milli Mücadele ateşiyle ısınarak, “harim-i ismete” hiçbir yaban elin uzanmayacağını tecrübe ettirmişlerdir!
Bu gayret sayesinde toprağa can ekerek vatan ufkunda doğan hilale rengini vermişlerdir.
Elbette ki onlar, Adn ve Firdevs’in ebedi bahtlılarıdır! Fakat bununla birlikte, o mübarek erlerin, geride boynu bükük bıraktıklarının çilelerine hangi kelamın tasarrufu kâfi gelecek, hasretlerinin sızısına hangi hazık tabip derman olacak! Nitekim burası sözün sükût ettiği yerdir!
Boynu bükük bir yetimin, bağrı yanık bir ananın, derdini içine attığı için gözüne boz inmiş bir ulu kocanın imtihanı, dünya kurulalı sabır taliminde en başta adı yazılan her kim varsa, cümlesini gıpta ettirecek cesamettedir.
Bu nedenle geride kalanların müebbet müptelası oldukları hüzünlerine mana verdikleri ağıtları, galiba o devrin yazılmamış destanı olarak sineler yakmaya devam edecektir.
Büyük milletimizin yaşadığı her yer bu hüzne aşinadır. Mübarek diyarlarımızda yaşananlar, Bozok Yaylası’nın dahi bildiğidir.
İşte Seferberlik Mahşeri serlevhasıyla takdim etmeye çalıştığımız hatıralar, bir neslin ateşle imtihanıdır ve Yozgat’ın yazılmayan tarihidir aslında”.
•
Eserler hakkında: Ötüken Yayınları;
0212- 251 03 50







