Sefer insanıydı zafer ona ait değildi
“Sefere hazır mısın” derdi. “Hazırım ağabey” deyince; “Hazır olmak yolu yarılamaktır, haydi bakalım öyleyse” der düşerdik yola. Yıl 1992.
Belli ki, şehir dışında bir konferansa davet edilmişti. “Biz seferde olmakla yükümlüyüz, neticeyi bilecek ve nasip edecek olan Allah’tır” derdi.
Kimden bahsediyorum? Elbette Hekimoğlu İsmail ağabeyden. Sözleri, hareketleri insanı imardı. Bu hususta bir hatıramı paylaşayım.
Yine bir konferans seyahatimizde aracı şahsım kullanıyordu. Yola çıkınca karşınıza insanın iyisi de kötüsü de çıkıyor.
Normal seyrederken, aklını nefsine bağışlamış bir kimse, diğer araçlara olduğu gibi bizi de zor durumda bırakan akıl dışı hareketler yaptı.
Serde gençlik var, nefis var, Hekimoğlu ağabeyi rahatsız etmeden ilgili kişinin davranışını karşılıksız bırakmamak için karşılık vermek istedim.
Allah rahmet eylesin uzun müddet bir şey demedi ve bir süre sonra “Rahatladın mı? Ne oldu ne geçti eline, o şahsı bir daha görecek miyiz” diye sordu ve ekledi:
- İnsan direksiyona oturunca araca hâkim olması gerektiğini unutup, araç dışında her şeye hâkim olduğunu ve hükmedebileceğini sanır. Bu garip bir hastalıktır tedavisi zordur.
Böyle insanlarla cebelleşmek, insanın kendi kendine yaptığı haksızlıktır. O kimse insani melekelerini bencilliğine yoldaş etmiş, biz ona benzemeyelim”.
Önemli bir dersti. Sözü “sefer” üzerine sürdürelim.
- “İslam tarihi boyunca dinimizin çok büyük düşmanları olmuştur, bundan sonra da olacaktır. Müslümanın vazifesi engelleri aşmak için yolda olmasıdır. Zafer Allah’a aittir”.
•
Hekimoğlu ağabey “Müslüman ve Para” kitabını yazdığında en çok okunan eserlerindendi. Halen de okunuyor. Eğer okumayan varsa hararetle tavsiye ederim. Hele bugünlerde yeniden okunmalıdır.
Bu hususta derlenmiş sözlerinden bir kaçını aktaralım:
- Faizle, başarısızlıkla ve eğrilikle mücadele etmeyen dindar, İslamiyet’i anlamamıştır. Ticarî hayat kapitalistlerin elinde olursa, İslamiyet camilere ve vicdanlara hapsedilmiş demektir. İbadetlerin en zoru para ile olandır. Haram yiyen adam, hangi ibadetiyle kendini kurtaracak? Asıl musibet budur.
- Para, mal, mevki, makam şöhret gibi şeylerin hepsi boş!.. Ne yardan, ne arkadaştan, ne evlattan, ne de anadan, babadan fayda var. Bir buz kalıbı hükmünde olan benliğini İslamiyet deryasında eritmiş isen ne ala.
- Sıkıntılara, felaketlere, hastalıklara sabır içinde şükreden de şükretmeyen de aynı sonuca ulaşacak, fakat biri sabretmenin rahatlığını ve sevabını kazanacak; diğeri hem günaha girecek hem de çile çekecek. Ümit, her derdin şifasıdır.
- “Müslüman” denilince; onun elinden, dilinden, belinden kimseye zarar gelmeyeceği anlaşılır. İtimat edilmeyen müminlerin sayısı arttıkça, o ölçüde büyük felâketler yaklaşır.
En büyük musibet, Müslüman’ın İslâmiyet’i yaşamamasıdır. Ahlâkı güzel olmayanın Müslümanlığı ne işe yarar”?
Sözün bittiği nokta! Ruhu için el-Fatiha.







