Seccade ve silah
Neler yaşamadık hakikaten!.. Allah… Allah… Bugünlerin kıymetini bilmeyen ehli iman insanlara çok şaşırıyorum.
Dünü unutanın yarını olmaz arkadaş! Ne olur! Allah aşkına yarınlarımızı yeniden heba etmeyelim. Ne badireler atlatarak geldik bugünlere.
Mustafa ağabeyin merhamet boyutuna değineceğim demiştim ama şu kadarını söylemeliyim.
Hamdolsun ilk defa millet iradesi iş başında. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın 21 yıl önce başlattığı “millet-devlet bütünleşme hareketi”, 21 senedir; ihanetlere, darbelere, bildirilere, kapatma davalarına, içten ve dıştan yapılan tüm müdahalelere rağmen devam ediyor.
Zerre kadar muhakemesi olan bir kimse şu hakikati görebilir.
Milletimiz büyük bir millettir. Dünyada ve ülkemizde başka örneği olmayan bir parti, 21 yıldır iktidar ve yapılan her seçimi kazanıyorsa, bunun sebebi; milli iradenin ülkemize sahip çıkmasındandır.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın önünü kesmek isteyen zalimleri, Mustafa ağabey ve dava arkadaşları olarak en iyi biz anlarız.
Neyse seccade ve silaha dönelim.
•
Unutanlar için hatırlatalım. Gazete binamız Bağcılardayken 300 polisle basıldı ve silah araması yapıldı. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir baskın ve sindirme hareketi görülmemiştir.
Polislerin önemli kısmı, Müslüman anne babadan oldukları için utanarak arama yaptılar. Bir şeyler bulmak için arayanlar ise dolapların içerisinde ve üstünde, suç aletleri yerine seccade buldular.
Halkın ve Hakkın hizmetinde olan amentü ve adalet sahibi insanlarla, bir ve beraberlik adına akit yapmış bir gazete binasında, bilgisayar-kâğıt-kalem-kitap ve gazeteden başka ne olabilirdi?
Tabii elleri boş döndüler. Helal yenilen içilen evlerde yetişmiş; topraklarımıza, vatanımıza, dinimize, bayrağımıza milletimize aidiyeti sınırsız olan vatan evlatları, binadan çıkarken üzüntülerini belirtip, özür dileyerek gittiler.
Türkiye’de veya dünyada, iletişim fakültelerinde medya sektörü üzerine ne kadar tez hazırlayan akademisyen var bilemem ama bu manada tez hazırlayacaklar olursa, bizim Vakit/Akit gazetesine yapılan; hukuksuz, adaletsiz, vicdansız ve ahlak kurallarını altüst eden acayip ve garaip bir muamele daha göremezler, medya tarihi böyle hadiselere şahit değildir.
Bütün bunlar ve daha nicelerine rağmen Mustafa ağabey, ne inancından taviz vermiş ne de devletine ve milletine küsmüştür.
•
Ezcümle:
Merhameti öyle yüksek seviyedeydi ki, zalime şedit, mazluma merhametle yaklaştı. Hayırseverliği ise çok başkaydı.
Mustafa ağabeyin yardım ettiği ve sayısını kimsenin bilmediği muhtaç ailelerin dışında, esas bir de başka yerde yazma imkânı bulamamış ama geçim darlığına düşmüş yazarlara, sanki gazetede yazıyormuş gibi yıllarca ödemeler yapmasıydı.
Kendi hesabına tam bir Deniz Feneri idi. Nerede kime ne zaman el uzatacağını kimse bilmez, hatta yardım alanların pek çoğu da kimin yardım ettiğini bilmezdi.
Rabbim ruhu şerifini, razı olduğu kullarının arasında daim eylesin. El-Fatiha.







