Şapkayı Önümüze Koyma Vakti
14 Mayıs 2003 seçimleri, “Ya İstiklal Ya İzmihlal” seçimiydi. İzmihlalin kıyısından dönüldü.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan dışında Ak Parti teşkilatlarının ve milletvekillerinin şapkalarını önlerine koyma ve “Ne oldu” sorusunu sorma vakti.
Yazının başlığındaki “Şapkayı Önümüze Koyma Vakti” cümlesindeki “önümüze” kelimesine kendimi de dâhil ediyorum. Neden?
Çünkü Cumhurbaşkanını doludizgin destekleyen birisiyim ve bunun bilincindeyim. Lakin Reis üzülmesin yahut yanlış anlaşılmasın veya yazdıklarımızı olduğu gibi değil de “algılandığı gibi” aktarılmasın diye sustuğum için benim de şapkamı önüme koymam lazım.
Mesela milletvekilleri listeleri açıklandığında, Cumhurbaşkanımıza yakın isimlerle birlikte istişare ettiğimizde ellerimizi iki yana açıp, çaresizliğimizi dile getirdik ama bunu deklare edemedik.
Yine seçim sürecinde İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu ile Çevre Bakanımız Murat Kurum’dan başka sahada çalışanlara rastlamadık.
Şimdilik bu kadarla yetinelim ve şunu söyleyelim:
Ak Parti genel merkezi başta olmak üzere en küçük ilçedeki teşkilatlara kadar her birisinin şapkayı önlerine koyması gerektiğini ısrarla tekrar edelim.
Parti teşkilatlarında yönetenlerle yönetilenlerin arasındaki makas açık kaldığı ve kapanmadığı sürece bu açıklık sandıklarda cevabını bulur.
Bu cevabın nasıl olduğunu sandık gösterdi. Bir Cumhurbaşkanımızın her ilde aldığı oy oranına bakalım, bir de Ak Partinin aldığı oy oranına.
Aradaki fark her şeyi anlatmaktadır ve önemli bir mesajdır. Mesajı doğru okuyabilmek için en az Reis kadar fedakâr ve çalışkan olmak lazım gelir.
•
Milli irade bir kez daha reyini ortaya koyarak yerlilik ve millilik mührünü vurdu. Bu mührün kıymetini bilmek için milli iradeyi iyi anlamak gerekir.
Mührün sahipleri her partiye hakkını verdi ve ikazını yaptı. Cumhurbaşkanlığı seçimini de ikinci tura bırakarak, pek çok karanlık hadiselerin önüne geçmiş oldu.
Seçimin ikinci tura kalması bir kayıp değil, aksine bir kazançtır.
Bütün mesele bu kazancı peşinen görüp, bugünden itibaren başta üslup biçimimiz olmak üzere tüm hal ve hareketlerimizi, Cumhurbaşkanımızın inanç değerlerine uygun şekilde icra edebilmektir.
Ak Parti Milletvekilleri -eskileri de yenileri de- kendilerini temsil etmekten öte esas Cumhurbaşkanımızı temsil etmektedirler. Bu hayati noktaya tam dikkat etmek lazım gelir.
Siyasi tarihimizde Cumhurbaşkanımız Erdoğan kadar siyasi destan yazan başka bir lider yoktur.
1970’lerde başladığı siyasi hayatının hiçbir döneminde halka tepeden bakmamış ve sürekli onların sesi soluğu olmuştur. Yıllardır bu yüzden sevilmekte ve sahiplenilmektedir.
Bu hakikatin anlaşılması çok zor olmasa gerektir. Siyasette; “makam, mevki, şan, şöhret” ve benzeri konfor aldanmaları, insanı şarampole yuvarlar.
•
Ezcümle:
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalması, şarampole yuvarlanmamak için öncü bir ikaz olarak kabul edilmelidir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yol arkadaşlığı ateşten gömlektir. Anlaşılması umuduyla.







