--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sandık vicdanın son istasyonudur

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Sandığa bırakılan her oy, kişinin kimliği ve karakterinin tarifidir.

Sandığa konulan her oy, vicdan terazisiyle ölçülür. Terazi yanlış da tartar doğru da. Esas olan terazi sahibinin niyetiyle bütünleşen samimi amelidir.

Eli haramda, dili yalanda, gözü bilmem nede olanın, elbet vicdanı da harabat âleminde gezer. Bu sebeple oy verme anı, insanın vicdanıyla baş başa kaldığı ahiret dengeli anıdır.

İşte o an reyini belirleyen kimsenin oy pusulasındaki tercihi; yaşadığı ülkesine, ailesine, bayrağına, dini-milli değerlerine ne kadar ait olduğunun mührüdür.

Vicdan iman işidir. İman ile vicdan birbirine eştir ve birbirinden gram farklı değildir. Dolayısıyla terazinin bir kefesi vicdan, diğer kefesi imandır.

Milli devlet isteyen ve yerlilik düşüncesini ön planda tutan insanlarımız reyini vermeden önce, terazinin iki gözüyle kendini tartacaktır.

Vicdan ve iman sahibi olma sorumluluğunun gereği budur denilir.

Altı yüz yıllık milli bir devletin devamıyız. Son iki yüz yıldır ise bu milli devletin kültür ve geleneğini yıkma adına içeriden ve dışarıdan sürekli hücum edilmektedir.

Bugün verilen “EVET” mücadelesi, milli devlet kimliğimizi korumak ve daha ileri seviyelere taşıma gayretidir.

Bu sebeple “EVET” diyenler, “Yerli ve Milli Devlet” için tercihlerini ortaya koyacaklardır. 

“RET” edenler ise son iki yüz yıldır, Haçlıların üzerimizde kurmak istedikleri hâkimiyeti onaylayacaklardır. Öyle değil mi?

Şimdi bir “EVET” diyenlerin fikir ve düşüncelerine, bir de “RET” diyenlerinkine bakalım.

Milli bir devlet sistemi kurulmasını isteyenler, yerli değerler çerçevesinde “millet hâkimiyetli bir ülke arzulamaktadırlar.

Milli devlet anlayışına karşı çıkanlar ise tersi zihniyete ait bir ülke özlemi içerisinde, batılıların uygun gördüğü sistemin ithalinden yanadırlar. Bunu nereden çıkarıyoruz?

Görünen dağın ırağı olmazmış. Kimlerle ortaklık yaptıkları ve batılı ülkelerin yöneticileriyle, her türden medyasının “RET” cephesine verdiği destekten çıkarıyoruz.

Bu hususu “vicdan ve iman” terazisine vuran her aklıselim sahibi insanımız, elbet batılı terzilerin biçtiği elbiseyi, doğuluların giyemeyeceğini bilmektedir.

Mesela iki yüz yıllık batılılaşma maceramızda, batının egemen kültür politikaları, halkımızın ekseriyetini batılı değer yargılarıyla donatabilmiş midir? Hayır!

Hayır demek kolay ama hiç mi başarılı olamamışlardır? Olmazlar mı elbet olmuşlardır.

Yerli ve milli bir devlete karşı duranların “ittifak ettiği kesimler ve örgütler” meseleyi anlatmaya yetmektedir.

Böyle bir fotoğraf karşısında, kendisini bu toprakların sahibi bilenler vicdanlarının sesine, aidiyet hissetmeyenler de nefislerinin sesine kulak vermiş olacaklardır. Ötesi yoktur.

Ezcümle:

Sandık bir vicdan muhasebe istasyonudur. Bu istasyonda kişi vicdanıyla nefsi arasında muhasebe yapar. Sonuçta ya nefis kazanır ya vicdan.

Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler!..

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle