Sahipsiz Güzel
Bu hafta tanıtmaya çalışacağımız eser, “Muhit Kitap”tan çıkan, “Sahipsiz Güzel” ismini taşıyor. Yazarı ise Ahmet Edip Başaran.
Aynı zamanda bu eser, Türkiye Yazarlar Birliği 2022 yılı “Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları” ödülleri kapsamında, “Deneme” dalında ödüle layık görüldü.
Kitap, Mevlid-i Şerif’in müellifi Süleyman Çelebi’nin “Merhaba Faslı” ile başlıyor. Merhaba ne güzel bir anahtardır.
Bir merhabanın yahut selamın açmadığı hatta selam yahut merhabanın beden dili olan küçük bir tebessümün açmadığı kapı, hitap etmediği gönül mü olur?
İnsanın fıtratına Yüce Yaratıcımız tarafından yüklenen merhaba veya selam verme duygusu, insanı insana sevdiren, insanı insana güvendiren yegâne güçtür.
Yazar da bu niyetle eserine merhaba faslıyla başlayıp, tasavvuf okyanusuna açılmış ve yola çıkmış olsa gerektir.
Kitapla yolculuk edeceklere eserden paylaşımlarda bulunalım:
•
“İnsan, insan olduğunu, bir kul olduğunu asla unutmamasıyla kaimdir. Yakınlık kurmak içinse aşka, muhabbete, çileye ve sabra ihtiyaç duyarız.
Bunlar olmadan insan bir ünsiyet kuramaz. Tasavvuf, bu ünsiyeti kurabilmenin yolunu, yordamını öğreten bir eylem pratiğidir.
İlim bir kal ilmi, tasavvuf ise bir hâl ilmidir. Hâl, doğrudan insanın benlik ve şahsiyet olarak nerede durduğunu, hangi kaygıların izini sürdüğünü gösterir bize.
Halimiz, bu dünyadaki arayışlarımızın, adanışlarımızın bir toplamını verir. Attar’ın meşhur ‘Simurg’ hikâyesinde söylediği gibi, ‘insan neyi arıyorsa odur’.
Dolayısıyla bir kul olarak dünyadaki varoluşumuzu, temel vazifelerimizi bir istikamet şuuru çerçevesinde idrak edebilmek için kendimizi sürekli bir sorgudan geçirmemiz şarttır”.
•
“Kendimizi sürekli bir sorgudan geçirmemizi şarttır” ifadesi üzerinde biraz durmak lazım gelir.
Hepimizin yaşadığı bir gerçek var, umarım kabul edersiniz, o da şudur:
Kendimizi sigaya çekmek yerine, sürekli başkalarını sigaya çekmekteyiz ve kendimizden öte onların düzelmeleri istemekte ve düzeltmeye çalışmaktayız.
Kendimiz düzelmeden başkasının düzelmesini istemek, kendimiz istikametimize dikkat etmeden ve sahip çıkmadan, başkasını istikamete davet etmek ne kadar doğrudur?
Pek çoğumuzun yaptığı kolaycılıkla kalbimizi ikna edemezsek de nefsimizi aldatmış olmaz mıyız?
•
Kitaba dönelim: “Sorgu tefekkür demektir, yaşadığımız hayatın baştan ayağa Cenab-ı Hakk’ın emir ve yasaklarına göre tedip edilmesi demektir.
İnsan yaşayan bir ayettir. Bu ayeti okuyabilmek için de ilk elde kelime-i şehadete muhtacız. Bu hakikati teğet geçen yaklaşımlar, insanı fıtratına ve kendine yabancılaştırmaktan öte gidemez.
Tasavvuf, ‘eşref-i mahlûkat’ ile ‘esfel-i safilin’ arasında salınan insan için bir gaye, bir hedef belirler. İnsan en iyiyle en kötü arasında gerilmiş bir ip üzerinde yaşar.
Cenab-ı Hakk bize insanı ‘ahsen-i takvim’ üzere yarattığını söyler. En güzel kıvam… Güzellik dediğimiz olgu, tasavvufun şahdamarıdır”.
•
Eser hakkında: Muhit Kitap;
0212-354 30 00-www.muhitkitap.com







