Sağlık sektörünü sekteye uğratmak isteyenler
Sanki bundan 10-15 yıl ve daha öncesi senelerde ülkemizdeki sağlık sektörü çok iyiymiş de şimdi gerilemiş gibi. Bulunca bunamak böyle bir şeydir işte.
Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca da bal gibi biliyor ki, sağlık sektörü üzerine aleyhte çalışanlar, belli merkezlerden güdülen kimselerdir.
Özellikle randevu sistemi üzerinden yapılmak istenen kirli propagandanın temelinde, yönlendirmeler ve yönetilenler vardır.
Yoksa aklı başında hakikaten hasta olan bir insanımız, randevu aldığı halde hastaneye gitmekten vazgeçip, başkasının hakkını çiğnemez.
Çünkü bilir ki, kendisi gibi hasta olan insanların haklarına girip, hastalığıyla oynamaz. Allah korkuludur. Namusludur şereflidir, hasiyetlidir.
•
Şimdi Fahrettin Koca’nın twetlerine bakalım.
“Geçen ay randevusu olanların 4’te biri muayene olmaya gelmedi. Bir ayda 4 hafta var. Gelinmeyen randevuların tamamının aynı haftada olduğunu kabul edelim.
Sizce sağlık sistemi bundan nasıl etkilenirdi? İptal edilmeden gelinmeyen her bir randevu sistemi yavaşlatır”.
Bir diğer mesajı:
“Geçtiğimiz ay tam 2 Milyon 866 Bin 7 kişi, MHRS üzerinden randevu aldığı halde muayene olmaya gelmedi.
Randevusuna gelmeyenlerin, randevu almak isteyip de beklemek zorunda kalanlara bir açıklaması olabilir mi? Gelinmeyecek randevular iptal edilmelidir”.
•
Buyurun işte! Namuslu, haysiyetli, şerefli, helal süt emmiş bir kimse çıkıp da bu kadar açık olan gerçeğe karşı ne diyebilir?
2 milyon 866 bin 7 kişi randevusuna gelmemiş. Aklı başında, helali-haramı bilen vicdanlı, namuslu, haysiyetli, şerefli herkese soralım.
Bu durum normal midir? Bu kadar insan kendi sağlığı ile dalga geçercesine, randevusuna gelmeyecek kadar rahat mıdır?
Şimdiki hastaneler 5 yıldızlı oteller gibi. Sağlık hizmetleri üst seviyede! Hastaya ve yönetime düşman olmayan görevlilerin dışında insan ilişkileri gayet güzel!
•
Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca’dan bir istirhamda bulunalım. Randevu talebinde bulunup da gelmeyen hastaların bilgileri mevcuttur. Niye gelmedikleri araştırılamaz mı?
Kamuoyunun yalan ve iftiralarla algı ablukasına alındığı ve algının, yurt içinden ve dışından yönetildiği meydanda.
Algının karşıtı uyandırmak, hatırlatmak, bilgilendirmektir. Böyle bir çalışma yapılarak kamuoyunu kimin nasıl aldattığı ortaya çıkarılıp kimlikleri ifşa edilemez mi?
Ayrıca 2000’li yılların başına kadar sağlık sisteminin işleyişi ile ‘hasta-doktor’ iletişimi ve hastane yönetimine dair şikâyetlerin belgelendiği bir yığın teftiş raporu vardır.
Bu raporlar yayınlanarak dün ile bugün arasındaki fark ortaya konulamaz mı? Dünü bilmeyenler, avara kasnak gibi her el tarafından istenilen yöne döndürülürler.
•
Ezcümle:
Tamam, elbet her şey yerinde ve yerlice olmayabilir. Devlet ve millet ihaneti üzerine sosyal medyada kümelenen kesimlere inanmamak, ahlaki iradesi olanların işidir. Bu iradenin kaybı, milletin kaybıdır. Milletimizi-devletimizi kabullenen kimseler ihanete prim vermezler.







