Sağlam Temel Üstünde Çürük Bina Durmaz
“Dili bir, gönlü bir, imanı bir insan yığını
Görüyor varlığının bir yere toplandığını…” Yahya Kemal.
Millet olarak dilimiz bir, gönlümüz bir, imanımız birdir. Ülkemizin başındaki musibetlerin, esas düşman oldukları işte sağlam bu temelimizdir.
Dilimiz birdir. Dilimizin birliği, gönlümüzü bir etmektedir. Gönlü bir olanların birliğini ise imanları perçinlemektedir.
İman ettiği halde birliğimize karşı duranları, yine dilimiz ve dinimiz tarif etmektedir. Bu tarifi yazmak fazlalık olur. İmanı olan herkes pek âlâ anlar.
•
Türkçe Müslüman bir dildir. İçinde Arapça, Farsça ve diğer dillerden alınmış kelimeler vardır ve her bir kelime, milli birliğimizin teminatı ve temeli olarak kullanılmaktadır.
Millet olarak bütünlüğümüz bu mısralarda belirtilen; “dil, gönül ve iman birliği” içinde olan insanlar topluluğudur.
Yıllardır halledilmeyen sıkıntımız, dilimiz yahut dinimiz üzerinden milli birliğimize düşman olanların zavallılıklarıdır. Bu zümreler milletimizin diliyle-diniyle barışamamaktadır.
Aynı vatanda ve bir bayrak altında yaşadıkları halde birbirine yabancı hatta düşman gözü ile bakan malum zümreler; medyada, siyasette, dijital medyada, sanat adı altında kümelenen ideolojik robotlar, milli birliğimize karşı sürekli ajitasyon yapmaktadırlar.
“Neden böyledir” denilirse, şunları söylemek mümkündür:
Millet devlet bütünlüğümüze karşı ittifak etmiş olanlar, aynı vatan toprağında oturmaktan başka, milletimiz ile manevi bağlarını kopardıklarından ve kalmadığından, hatta bu bağı reddettiklerinden dolayıdır.
•
Söze Yahya Kemal’den başlayınca, milli edebiyatımızın öncülerinden rahmetli Mehmet Çınarlı, (1 Ocak 1925-19 Ağustos 1999) “Söylemek Yaraşır” isimli kitabında bir hatırasını şöyle anlatır:
“Tanınmış bir şairimiz, Paris’e yaptığı bir geziden sonra birdenbire ağız değiştirip;
-‘Biz Yahya Kemal’i anlamamışız. Doğru yolda olan o imiş. Çağımıza uygun bir edebiyatın Batıyı kopya ederek meydana getirileceğini sandık.
Hâlbuki milli köklerinden, milli geleneklerinden kopmuş bir edebiyat, yurt içindeki okuyucuların sevgisini kaybettiği gibi yurt dışında da bir değer kazanmıyor.
Çünkü o, kendisine mahsus rengi, kokusu, havası olmayan, şahsiyetsiz bir edebiyattır” demeye başlamıştı.
Bu tanınmış şaire, kendisiyle sık sık görüşüp konuşan ve Hisar yazarlarından olan bir başka tanınmış şairimizin verdiği cevabı her zaman hatırlarım:
-‘A sevgili şairim, benim Allah’ın günü sana tekrarlayıp durduğum şu basit hakikatleri görüp anlaman için Paris’e kadar gidip, orada bir şamar yemen gerekli miydi?’ Değildi elbet”.
•
Ezcümle:
Türkiye’nin son 150 yıllık tarihi içerisinde yukarıdaki dörtlüğü temel bilenler ile şiddetle reddedenler arasında geçmiştir ve geçmektedir.
Milletimizi kıblesinden çevirmek isteyen zihniyetlerin mücadelesi halen sürmektedir. Bu asırlık mücadele hangi isim ve kisve altında olursa olsun, esas gaye ve hedef; milli birliğimizi bozmak ve çürümüş Batıya yamamaktır. Aldıkları borçları ödemektir.







