Saban oku, saman çöpü
Atalar sözüdür:
- “Kendi gözünün önündeki saban okunu görmez, başkasının gözündeki saman çöpünü görür”. Kimler için kullanılır peki?
Avara kasnak gibi üzerinde hiçbir yükümlülük bulunmayan, iş yapmayan, sağda solda avara avara dönerek çalışanlara engel olan, sonra da işi gücü olanları eleştirenlere denilir.
Bu tarife “Altılı Örgüt” uyar mı bilmiyorum! Yalnız aklıselim sahibi insanlarımızın bildiği bir şey var ki; birbirlerine uymayan fıtratlarını zorladıklarından, kendi gözlerinin önündeki saban oklarını göremeyip, devlet ve millet için çırpınanların gözündeki saman çöpüne laf etmeleridir.
Keşke böyle kimseler; nereden gelip, nereye sürüklendiklerini görebilseler de sonra saman çöplerine diyeceklerini deseler.
Günün 24 saati haber kanallarında deprem bölgesinden haberler, görüntüler akmakta. Bir tarafta enkaz kaldırılırken, bir tarafta temeller atılmakta, hızla yaralar sarılmakta.
Şu kış günlerinde depremzedelere sıcak yuva sıcak aş dağıtılırken, çok kısa sürede toparlanma başlamışken ve bu hali de tüm dünya devletleri kabul etmişken, siz gelin de gözlerinin önündeki saban oklarından başka bir şey göremeyenlere şaşmayın.
Rabbim böyle acayip ve garaip kimseleri düşmanlarımıza bile nasip etmesin. Sadece Türkiye değil, dünya bunların acayipliğini seyretmekte ve ne yapmak istediklerini bir türlü anlayamamakta.
•
Malum güruh; gittikleri bu karanlık ve dolaşık yolların tarifini kimden alıyor ve gidiyorlar bilinmez ama sosyal medyanın puslu ve kimliksiz çevrelerine uydukları belli.
İmkânsız aykırılıklarıyla ve ideolojik karmaşa içerisinde birbirlerine tutunmaya çalışan “Altılı Örgütün” ne dünyaya ne de ahirete olan inançları, tabi ki kimseyi ırgalamaz ama Müslüman milletimiz iki dünyalıdır.
Şimdi sözümüz, iki dünyalı olduğuna inanan amentü sahiplerinedir:
İman edenler; dünyayı olabildiğince ve elinden geldiğince, ahiretini hesap ederek yaşamaya gayret eder ve ölüm ötesini mutlaka düşünürler.
Ve bu çerçevede ailesinden, dininden, okuduğu kitaplardan öğrendiği bir şey vardır. O da şudur:
- “Ey Âdemoğlu unutma! Tek başına ölecek, tek başına dirilecek, tek başına hesaba çekileceksin” ilkesidir.
Kimsenin inanmasını isteme hakkına sahip değiliz ama içlerinde dine karşı, iman edenlere karşı kin ve öfke duyanların inanması da beklenemez elbet.
•
Büyüklerimiz derdi ki:
“Dilin bütün organlarımız üzerinde yönlendirici etkisi vardır. Dil, kalbin şahidi ve sözcüsüdür. Kalpte olup bitenleri dil dışa vurur ve kişinin karakterini, ahlakını ortaya koyar.
Efendimiz dilin diğer organlara nasıl tesir ettiğini şöyle bir temsille anlatır:
“İnsan sabahlayınca, bütün organlar dile başvurur ve ona şöyle derler:
- Bizim haklarımızı korumakta Allah’tan kork. Biz ancak senin söyleyeceklerinle ceza görürüz. Biz sana bağlıyız. Eğer sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen eğrilir yoldan çıkarsan, biz de sana uyar, senin gibi oluruz”.







