--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ruhun Doymaması En Büyük Açlıktır

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
2

Mutmain olmamış her ruhun sahibi, özellikle maddi manada açtır ve asla doymak bilmez. Ruhunun açlığını manayı öteleyip maddeden sayar.

Hal böyle olunca kendi kendini kontrol edip, kendine dönmesi ve sorular sorması gerekirken, işi tembelliğe ve içmeden sarhoşluğa vurarak, başkalarının malıyla-mülküyle-makamı ve mevkii ile cebelleşir durumda “Ben ne yapıyorum” demez.

Bu hali en çok belli televizyonların tartışma programlarında, dizilerinde, haberlerinde, sosyal medyada ve sosyal medyanın benzeri iletişim araçlarında görmekteyizdir.

İnsana insani ölçülerle yüklü değerli bilgiler vermek yerine, sürekli bir kavga-kargaşa ile bunlara bağlı; fitne-fesat-fücur ve benzeri kirlilikler izlenilmektedir.

Mesela yine belli televizyonlar ve sosyal medya mecralarında insanın hakikatini anlatan programlara, dizilere, filmlere, konuşmalara rastlayabiliyor muyuz? Geçelim.

Yerkürenin en mükemmel varlığı olan insanı, aşağıların aşağısına çeken yine insanoğlu değil mi? Haberlere baktığımızda kaç adet; “Hah işte insan budur” dediğimiz haber görmekteyiz.

Dizilere baktığımızda; İşte iyilik yüklü bir insan hikâyesi” denilebilecek dizi var mı? Bütün diziler, insanı insanlıktan çıkaran, bir sürü çapraşık ilişkilerle dolu hikâyeler değil mi?

Bilinmeyen bir şey söylemiyorum, hemen herkesin haberdar olduğu bu gerçekler, bir de sosyal medya ile desteklenerek 24 saat beynimize kazınmaktadır.

Allah aşkına böyle bir insanda ruh doyar mı? Akıl yerinde durur mu? Nefse engel olunur mu? Sokakta suratların hep asık olduğu söyleniyor neden acaba?

O hale geldik ki, bırakın dışarıda tanımadığımız insanlara yardım amaçlı bir adres veya bir şey sormayı, tanıdıklarımıza bile soru sorulduğunda, kişiler sorgulandığını sanarak şüpheli ve kaçamak cevaplar veriyor. Bu hal normal değildir, psikolojik bir vakıadır.

Hakeza işyerleri de öyle! Yine insani amaçlı bir yardım isteseniz veya yardımda bulunsanız, “Acaba ne isteyecek veya ne bekliyor” endişesiyle yaklaşılıyor.

Günümüzde ruh açlığının en büyük çaresi, insanın ne büyük bir varlık olduğunu anlama ve anlaşılma ihtiyacıdır. Bir örnekle sözü hitama erdirelim:

İnananlar için söylüyorum.

Allah insanı öyle güçlü bir varlık olarak halk etmiş ki, beynimizdeki damarlardan birisi arızalansa; konuşan dilimiz konuşamaz, gören gözümüz göremez, duyan kulağımız duyamaz, tutan elimiz tutamaz, yürüyen ayaklarımız yürüyemez olabilir ve aciz duruma düşebiliriz. İnsan yükü çok ağırdır.

Ruh açlığı, hiçbir açlığa benzemez. Ruhu aç olanın nefsi, aklı, duyguları, düşünceleri külliyen açtır ve katiyetle doymaz.

Böylelerin hali kibir ve enaniyetten ibarettir. İçlerini güzelleştiremedikleri için dışlarına tamir-bakım yaparlar, çevrelerine sürekli olmadıkları gibi görünme adına konfora, lükse ve markaya yatırım yaparlar.

Ezcümle Mevlana Hz.lerinden:

“Ey surete tapan! Daha ne kadar şekle takılıp kalacaksın? Şu özünden aç kalmış ruhun, şekilden kurtulmadı gitti”.

 

Yorumlar

(2)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

rafet

8 Aralık 2023 14:57

Sayın yazar siz yazmaya devam edin arif olan anlar ne demek istediğinizi. Herkes anlayabildiği kadarını alacaktır. Yolunuz açık olsun.Din ,iman deyince nedense insanlar tepki verme gereği duyuyorlar.Halbuki dinden imandan uzaklaşınca insanlar dünyalarını şaşırıyor.İyi düşünmek lazım.Geçmişte iyi, kötü yaşananlar bizlere ders olmalıdır.

Cengiz

8 Aralık 2023 04:54

Bu yeni trend aç kalın maneviyatsız kalmayın, fakirler 500 sene erken cennete girecek, yoklukla imtihan varlıkla imtihandan daha kolaydır... Peki bu edebiyatı yapanlar fakir fukara ile empati yapabilecek yoksulluğu yaşıyor mu. Mesela sayın yazarın aylık kazancı ne. Trajikomik bir durum bu.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle